Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2014/27685 E. 2015/3612 K. 24.02.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/27685
KARAR NO : 2015/3612
KARAR TARİHİ : 24.02.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının temyizine ilişkin dilekçenin reddini mutazammın 07.03.2013 tarih ve 2013/4992-8206 Karar sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
İnceleme konusu karar, faturaya dayalı olarak başlatılan genel haciz yoluyla takibe vaki itirazın iptali talebine ilişkin olup, Yargıtay Büyük Genel Kurulu İş Bölümü kararına göre, belirgin biçimde Dairemizin inceleme alanı dışında kalmakta ve niteliği bakımından Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin görevi içine girmekte ise de, Dairemizin 24/02/2014 tarihli 2014/ 3112 E. 2014/ 5085 K. sayılı ilamı ile Dairemizin 07/03/2013 tarih ve 2013/ 4992 E. 2013/ 8206 K. sayılı temyiz dilekçesinin uyuşmazlık konusu değer itibariyle reddine ilişkin kararının kaldırılmasına, dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine karar verildiği, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi tarafından işbölümü uyuşmazlığı nedeni ile dosyanın Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu’na gönderildiği, sonuç olarak Yargıtay Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu’nun 17/09/2014 tarih ve 2014/ 1122 E. 2014/ 1517 K. sayılı ilamı ile hükmün temyiz inceleme görevinin Dairemize ait olduğu belirtilerek, görevsizlik kararımızın kaldırılıp, dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşılmakla yapılan temyiz incelemesi sonucunda;
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de,
Davacı vekili, müvekkilinin iki adet faturadan kalan toplam 4.175.-TL tutarındaki alacağının işlemiş faizi ile birlikte tahsili amacıyla aleyhinde başlatılan icra takibine davalının haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile % 40 dan az olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiş, mahkemece itiazın iptali ile takibin devamına, tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Dava, faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır.
Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır.
Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.
Yasal dayanağını İİK’nun 67.maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir.
Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK.m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir.
Somut olayda, mahkemece takip dayanağı faturaların borçlu şirketin ticari defterlerine işlenip işlenmediğinin tespiti hususunda İlçe Mal Müdürlüğü’ne yazı yazıldığı, gelen cevapta faturaların borçlu şirketin ticari defterlerine işlendiğinin bildirildiği, mahkemece başka bir araştırma yapılmaksızın bu yazı cevabı doğrultusunda itirazın iptaline karar verildiği görülmüştür.
Tek başına fatura düzenlenmesi alacağı kanıtlamadığı gibi faturanın tebliğ edilmiş olması da fatura içeriği hizmetin verildiği sonucunu doğurmaz.
O halde mahkemece, taraf vekillerine müvekkillerinin ticari defterlerini mahkemeye ibraz etmesi, aksi halde HMK’nun 220 ve 222/5 maddeleri uyarınca işlem yapılacağı hususu hatırlatılmak suretiyle kesin süre verilmesi ve ibraz etmesi halinde ise uzman mali müşavir bilirkişi aracılığıyla tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde de inceleme yapılıp, tarafların iddia ve savunmaları birlikte değerlendirilip davacı tarafın kendisine yüklenen hizmet gereklerini yerine getirip getirmediği, getirmiş ise ne kadarlık bölümünün ifa edildiği hususunda açıklamalı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp, oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, ticari defter ve kayıtlar üzerinde hiçbir inceleme yaptırılmadan, sadece Mal Müdürlüğünce gönderilen yazı cevabı hükme dayanak yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
SONUÇ : Davalının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.02.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.