YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10735
KARAR NO : 2015/22724
KARAR TARİHİ : 01.10.2015
MAHKEMESİ : Kırkağaç İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 02/12/2014
NUMARASI : 2014/27-2014/53
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçluların taşınmazları hakkındaki diğer şikayetleri ile birlikte S.. K.. yönünden 1210 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili meskeniyet iddiasında bulunduğu, mahkemece borçluya gönderilen 103 davetiyesinin usulsüz tebliğ edildiği kabul edilerek meskeniyet şikayetinin esası incelenerek karar verildiği görülmektedir.
6100 Sayılı HMK.’nun ”Taleple Bağlılık İlkesi” başlıklı 26. maddesinin birinci fıkrasında ”Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir” hükmüne yer verildiği, aynı kanunun 297/c maddesinde ise; kararın, ”Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri” içermesi gerektiği belirtilmiştir.
Somut olayda alacaklı tarafından S.. K..’un da yer aldığı borçlular hakkında genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi yapıldığı, takibin kesinleşmesinin ardından adı geçen borçlunun taşınmazına haciz konulduğu, hacze ilişkin 103 davetiyesinin borçluya 10/12/2013 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun ise icra mahkemesine 02/05/2014 tarihinde yapmış olduğu başvuruda sadece kıymet takdiri işlemine ilişkin tebligattan söz ettiği, 103 davetiyesine ilişkin herhangi bir şikayette bulunmadığı anlaşılmaktadır. Tebliğ işleminin usulsüzlüğü ancak ilgilisi tarafından İİK’nun 16.maddesi uyarınca yasal sürede icra mahkemesinde şikayet yoluyla ileri sürülmesi halinde değerlendirilebilecek bir husus olup, tebligatın usulsüzlüğü borçlu tarafından ileri sürülmeden icra mahkemesince resen inceleme konusu yapılamaz.
Bu durumda borçluya gönderilen 103 davetiyesi tebliğ işleminin usulsüzlüğü mahkemece re’sen nazara alınamayacağından, meskeniyet şikayetinin yasal sürede yapılmamış olması sebebi ile usulden reddi gerekirken işin esasının incelenerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01/10/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.