Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2015/10851 E. 2015/14578 K. 28.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10851
KARAR NO : 2015/14578
KARAR TARİHİ : 28.05.2015

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlu şirket vekilinin asıl davada, sair fesih nedenleri ile birlikte satış ilanı tebligatının usulsüz tebliğ edildiğini de ileri sürerek 07.07.2014 tarihinde yapılan ihalenin feshi istemi ile mahkemeye başvurduğu; mahkemece birleştirilmesine karar verilen davada ise icra müdürlüğünce İİK’nun 133. maddesine göre re’sen yapılan ihalenin asıl davadaki dava nedenlerine dayalı olarak feshinin istendiği mahkemece, esas ve birleşen davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Hükmi şahıslara ne şekilde tebligat yapılacağı 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 12 ve 13. maddelerinde belirlenmiştir. Tebligat adresinin borçlu şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresi olması ve tevziat saatlerinde kapalı olması veya tebligatın alınmasından imtina edilmesi halinde bu adrese 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. ya da 35/4. maddelerine göre tebligatın yapılması gerekir. Adrese dayalı kayıt sistemi ise gerçek kişiler yönünden olup, tüzel kişiler hakkında 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2.maddesinin uygulanması mümkün değildir. Zira tüzel kişiler adına ve adı geçenin ticaret sicilindeki adresine gönderilen tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre yapılmış olması halinde tebliğ memurunun Yönetmeliğin 30 ve 31.maddelerindeki koşulları araştırmasına gerek yoktur. Zira, muhatabın adreste bulunmaması halinde, bunun nedeninin araştırılması ve tevziat saatinden sonra adrese dönüp dönmeyeceğinin tespit edilmesi gerçek kişiler yönünden zorunlu olup, hükmi şahısların sıfatı ve niteliği itibari ile böyle bir araştırmanın yapılmamış olması tebligatın usulsüzlüğü sonucunu doğurmaz.
08.01.2014 tarihli ….’nin incelenmesinde borçlu şirketin adresinin “….” olarak değiştirildiği belirlenmiştir
Somut olayda, alacaklı tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takipte, talimat yoluyla taşınmazın satış işlemlerinin yapıldığı; talimat icra müdürlüğünce, bildirilen ve daha önce icra emri ve kıymet takdiri raporu tebligatlarının yapıldığı “….” adresine çıkarılan satış ilanı tebligatının 03.06.2014

tarihinde: “muhatap adresi kapalı olduğundan şirket yetkilisi geçici olarak çarşıya gittiğinden 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21. maddesi gereği ilgili mahalle muhtarına teslim edildi. İki no’lu haber kağıdı yapıştırılarak imza vermeyen …’e haber bırakıldı” şerhi verilerek tebliğ edilmek istendiği görülmektedir.
Bu durumda, borçlu şirketin, tebliğ işleminin yapıldığı tarih itibariyle ticaret sicilinde kayıtlı adresi “….” olduğu ve bu yeni adresi de …. ilan edildiği halde bu adresi yerine borçlu şirketin eski adresinde yapılan tebligat, yukarıda açıklanan yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırı olup usulsüzdür. Kaldı ki; tebligatta şirket yetkilisinin geçici olarak çarşıya gittiğine yönelik beyanı veren şahsın kim olduğu belli olmadığı gibi imzası ya da imzadan kaçınmış ise bu hususa da yer verilmediğinden tebligat bu nedenle de usulsüzdür.
İİK’nun 127.maddesi gereğince, satış ilanının borçluya tebliği zorunlu olup, borçluya satış ilanının tebliğ edilmemesi veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir.
O halde; mahkemece, şikayetin kabulü ile usulüne uygun yapılmadığı anlaşılan 07.07.201 tarihli ihalenin feshine karar verilmesi ve buna bağlı olarak da ortada geçerliliğini ve varlığını sürdüren usulüne uygun bir ihale bulunmadığı halde İİK’nun 133. maddesine dayalı işlem yapılması ve re’sen tamamlayıcı ihale yapılması da mümkün olmadığı göz önünde tutularak 13.10.2014 tarihinde yapılan ihalenin de feshine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28/05/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.