YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12003
KARAR NO : 2015/17203
KARAR TARİHİ : 22.06.2015
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından genel haciz yolu ile başlatılan ilamsız icra takibi üzerine borçlu icra mahkemesine başvurusunda, ödeme emri tebliğ işleminin, borçlu şirkete ait olmayan bir adrese ve şirket çalışanı olmayan kişiye yapılması nedeniyle usulsüz olduğunu ileri sürerek, tebliğ tarihinin, öğrenme tarihi olan 08.12.2014 olarak düzeltilmesini talep etmiş, mahkemece borçlu şirket adresinde yapılan 26.09.2014 tarihli haciz nedeniyle borçlunun takipten bu tarihte haberdar olduğu kabul edilerek, 09.12.2014 tarihli şikayetin süreden reddine karar verilmiştir.
Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi gereğince, tebligatın usulsüz olması halinde muhatabı tebliğden haberdar olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih tebliğ tarihi olarak kabul edilir.
Hukuk Genel Kurulunun 05.06.1991 tarih ve 1991/12-258 esas, 1991/344 karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere “…usulsüz tebliğ işlemini öğrenen muhatabın, bu tebliği öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde şikayet yolu ile tebligatın usulsüzlüğünü icra mahkemesi önüne getirmesi gereklidir.” Borçlunun bildirdiği öğrenme tarihi esas olup, bu tarihin aksi, karşı tarafça ancak yazılı belge ile ispatlanabilir. Hukuk Genel Kurulunun 12.02.1969 tarih ve 1967/172-107 sayılı kararında da benimsendiği üzere, beyan edilen öğrenme tarihinin aksi tanık beyanıyla ispat edilemez.
Somut olayda; mahkemece öğrenme olarak kabul edilen 26.09.2014 tarihli haciz tutanağının incelenmesinde; borçlu şirket çalışanı …’nin hazır olduğunun yazılı olduğu anlaşılmakta ise de, şirket çalışanının haciz mahallinde bulunması, Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi gereğince borçlu şirketin usulsüz tebliğden haberdar olduğu anlamına gelmez. Bunun için o kişinin borçlu şirket yetkilisi olması gerekir. Kaldı ki; borçlunun şikayet dilekçesinde, haciz yapılan adresin borçlu şirkete ait olmadığı ve haciz sırasında hazır bulunan kişinin de şirket çalışanı olmadığı iddia edilmiştir.
Hal böyle olunca, öncelikle mahkemece, haciz tarihi olan 26.09.2014 itibariyle ….’nin borçlu şirketi temsil ve ilzama yetkili olup olmadığının ve buna göre şikayetin süresinde bulunup bulunmadığının belirlenmesi, şikayetin süresinde olduğunun anlaşılması halinde ise, işin esasının incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/06/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.