YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/13957
KARAR NO : 2015/23402
KARAR TARİHİ : 06.10.2015
MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından, … 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nden alınan 23.12.2014 tarih ve 2014/ 1654 D.İş sayılı ihtiyati haciz kararına istinaden borçlu hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine başlandığı, (10) örnek ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun yasal süre içerisinde icra mahkemesine başvurusunda, … İcra Dairelerinin yetkili olduğunu ileri sürerek Bursa icra dairesinin yetkisine, borca ve faize itiraz ettiği, mahkemece; yetki itirazının ve borca itirazın reddine, faize itirazın ise ksımen kabulüne karar verildiği görülmektedir.Dairemiz; ihtiyati haciz kararını veren mahkemenin bulunduğu yerin yargı çevresindeki icra dairesinde takip yapılmasında yasaya aykırı bir yön bulunmadığı görüşünde iken, HGK’nun 15.01.2014 tarih ve 2013/12-476 Esas 2014/5 Karar sayılı kararı doğrultusunda içtihat değişikliğine giderek, İİK’nun 261. maddesinin ihtiyati haciz kararının infaz edilmesi gereken yeri belirlediği, icra takibi yönünden icra dairesinin yetkisinin anılan maddede belirlenmediği, yetki konusunda İİK’nun 50. maddesi atfı ile HMK’nın genel yetki kurallarının uygulanması gerektiği yönündeki görüş benimsenmiştir.
İcra takibine konu 01.09.2009 keşide tarihli, 150.000,00 TL bedelli bono için … 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nden alınan 23.12.2014 tarih ve 2014/ 1654 D.İş sayılı dosyasında 23.12.2014 tarihli ihtiyati haciz kararı verilmiş, söz konusu ihtiyati haciz kararına istinaden takip başlatılmıştır. Bu durumda yetki itirazının, İİK’nun 50. maddesi atfı ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun genel yetki kuralları kapsamında incelenmesi gerekmektedir.İİK’nun 50. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken, HMK’nun 6. maddesi uyarınca bonoya dayalı takibin borçlunun ikametgahının bulunduğu yerdeki genel yetkili icra dairesinde, bonoda öngörülen ödeme yerinde, 6102 sayılı TTK’nun 777/3. (6762 sayılı TTK’nun 689/3.) maddesine göre ödeme yeri gösterilmeyen bonoda tanzim yerinin ödeme yeri olduğunun kabulü gerekeceğinden, bononun tanzim yerinde icra takibi yapılabilir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yetki sözleşmesini düzenleyen 17.maddesinde ise; “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır” düzenlemesine yer verilmiştir. Görüldüğü üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile getirilen yeniliklerden bir tanesi de yetki sözleşmelerine ilişkin olup, yetki sözleşmesi düzenleyebilecek şahıslar sadece tacirler veya kamu tüzel kişileri olarak belirlenmiştir.
Yetki sözleşmesine ilişkin olarak yapılan bu düzenlemede, tacirler veya kamu tüzel kişileri ile diğer kişiler, yetki sözleşmesi yapmak açısından birbirinden ayırt edilmiştir.Tacirler veya kamu tüzel kişileri, kendi aralarındaki hukuki ilişkilerde hukuken eşit konumda sayılabilirler. Buna karşılık, tacirler veya kamu tüzel kişileri, gerçek kişiye göre, daha güçlü konumda bulunmaktadır. Daha zayıf konumda olan kişilerin daha güçlü olan tacir veya kamu tüzel kişilerine karşı korunma ihtiyacının ortaya çıkması nedeniyle kanun koyucu böyle bir düzenlemeye gitmiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, yeni düzenlemeye bakıldığında, tacirler veya kamu tüzel kişileri dışındaki diğer kişilerin, kendi aralarında yetki sözleşmesi yapmaları da kabul edilmemiştir.
Sözkonusu düzenleme ile ilgili olarak belirtilmesi gereken bir başka husus da, yetki sözleşmesi yapılmasında, tarafların tacir veya kamu tüzel kişisi olması aranmıştır. Diğer bir anlatımla, maddedeki tacirden anlaşılması gereken, işin ticari nitelikte olması değil, tarafların kanunlarda tacir olarak tanımlanan kişiler olmasıdır. Sözleşmenin konusunun ticari iş olması gerçek kişilere yetki sözleşmesi yapma imkanı vermemektedir.Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; alacaklının bir adet bonoya dayalı olarak 23.12.2014 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe başladığı, takip dayanağı bonoda tanzim yerinin ve muteriz borçluların adresinin … olduğu, ödeme emrinin de bu adreste borçluya tebliğ edildiği, ve bono metninde bonoda … (icra dairelerinin) mahkemelerinin, yetkili kılındığı görülmektedir. Bu durumda, HMK.nun 448.maddesi gereğince, bu kanun hükümlerinin tamamlanmış işleri etkilememek kaydıyla (olayımızda tamamlanmış bir iş bulunmadığından) derhal uygulanacağı ilkesi de dikkate alınarak, yetki itirazının takip tarihi itibariyle yürürlükte olan HMK.nun 17. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmekte olup tarafların tacir olduklarına dair bir ibare bulunmadığı anlaşılmaktadır.Bu durumda; mahkemece, borçlunun ve senet lehtarı takip alacaklısının 6102 sayılı TTK’nun 12. maddesi kapsamında tacir olup olmadıkları araştırılarak, borçlunun yetki itirazı yönünden oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre borçlunun sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06/10/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.