Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2015/15188 E. 2015/17728 K. 24.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15188
KARAR NO : 2015/17728
KARAR TARİHİ : 24.06.2015

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 17/02/2015 tarih, 2014/34574 Esas – 2015/3095 Karar sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlu vekili, satış ilanı tebligatının usulsüz olduğunu ileri sürerek ihalenin feshini talep etmiş, mahkemece borçlu şirket temsilcisinin ihale gününden önce dosyaya sunduğu dilekçe doğrultusunda ihaleden haberdar olduğunun kabulü gerektiği belirtilerek şikayetin reddine karar verilmiştir.
7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara tebligat selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır. Anılan Kanun’un 13. maddesine göre de, tebliğ yapılacak bu kişiler, herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde, tebliğ orada hazır bulunan memur ve müstahdemlerinden birine yapılır. Tebliğ tarihi itibariyle yürürlükte olan Tebligat Yönetmeliği’nin 21. maddesinde de, tüzel kişi adına, tebligatı kabul edecek kişi herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde bulunmadığı veya o sırada evrakı bizzat alamayacak durumda olduğu takdirde tebliğin, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde vazife itibariyle tüzel kişinin yetkilisinden sonra gelen kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu kabil işlerle vazifelendirilmiş biri olması lazım geldiği, bunların da bulunmadığı tebliğ mazbatasında tespit edilmek şartıyla, o yerdeki diğer memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda, borçlu şirkete satış ilanı tebligatı, “birlikte çalışan işçi … imzasına” tebliğ edilmişse de, … kaydından bu kişinin şirket temsilcisi olmadığı görülmüştür. Bu durumda Tebligat Yönetmeliği’nin 21. maddesinde belirtildiği şekilde, evrakı almaya yetkili bir kişinin olup olmadığı araştırılmaksızın ve yetkili kişi yok ise bu husus tebliğ evrakına şerh edilmeksizin tebliğ işlemi gerçekleştiğinden yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan mahkemece şirket temsilcisi …’nun 03/10/2013 günü icra dosyasına sunduğu dilekçe ve aldığı fotokopi doğrultusunda, borçlu şirket temsilcisinin ihaleden haberdar olduğu kabul edilmişse de, satış ilanının ihaleden makul bir süre önce tebliği zorunludur.
HGK’nun 28.01.2004 tarih ve 12-2/36 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, ihale bir bütün olup, İcra İflas Kanunu’nda ihalenin yapılması usulü düzenlenirken sadece bir artırma ile yetinilmeyerek, ilk artırmada satışın gerçekleşmemesi halinde, ihalenin geri bırakılıp, ikinci artırmanın gerçekleştirilmesi yönteminin getirilmiş olması karşısında, bu iki artırmanın birbiriyle ilişkileri ve hukuksal sonuçlarının üzerinde de durulması gerekmektedir. Sonuçta bu iki artırmanın amaçladığı ihalenin geçerlilik koşullarının irdelenmesi gerekir. İki artırma birbirini tamamlayan merasimlerdir. Birinci artırma usulüne uygun yapılmamışsa, takip eden aşama olan ikinci artırmanın yapılabilme koşulunun gerçekleştiğinden de söz edilemez. İkinci artırma usulünce yapılsa dahi, birinci artırmanın usulsüzlüğü doğal olarak ihalenin tümüyle geçersizliği sonucunu doğuracaktır.
Somut olayda, 1. ihale gününün 03/10/2013 olduğu, borçlu şirket temsilcisinin de bu tarihte dosyadan suret istediği, 1. arttırma gününde alıcı çıkmadığından ihalenin yapılamadığı, taşınmazın 30.10.2013 tarihindeki 2. açık artırmada alacağına mahsuben alacaklıya ihale edildiği, böylece ilk ihale günü için borçlunun ihaleye katılıma yönelik hazırlık yapma, müşteri temin etme ve sair benzeri imkanlardan yoksun bırakıldığı, dolayısıyla bu durumun borçlunun menfaatlerini olumsuz yönde etkilediği gibi, ihalenin aceleye getirildiği, normal şartlarda yapılmadığı sonucunu doğurduğu da anlaşılmaktadır.
O halde, mahkemece, borçlu şirketin şikayetinin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsiz olup, Dairemizce kararın bu nedenle bozulması gerekirken onandığı anlaşılmakla, borçlunun karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.
SONUÇ : Borçlunun karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 17.02.2015 tarih, 2014/34574 E. – 2015/3095 K. sayılı onama ilâmının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 24/06/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.