YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/18770
KARAR NO : 2015/22330
KARAR TARİHİ : 29.09.2015
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
1)Borçlunun temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere ve kararın gerekçesine göre borçlunun temyiz itirazlarının REDDİNE;
2)Alacaklının temyiz itirazlarına gelince :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibine başlanıldığı ve borçluya örnek 6 nolu icra emri tebliğ edildiği, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda bir kısım şikayetlerinin yanı sıra yabancı para ipotek alacağının efektif satış kurunun hesap günündeki kur üzerinden değil, satış tarihindeki kur üzerinden talep edildiği, borcun ipotek tutarı kadar olmadığı, taraflar arasında imzalanan finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi uyarınca temerrüdün oluşmadığı, borcu muaccel olmadığını ileri sürerek takibin iptali talebinde bulunduğu, mahkemece, bilirkişi raporunda tespit edilen borç miktarı üzerinden karar verildiği anlaşılmıştır.
Borçlar Kanunu’nun 99/son maddesi gereğince; “Yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir.” Buna göre alacaklının seçimlik hakkı mevcut olup, fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden ödeme yapılmasını istemesi halinde takip konusu alacak tahsil tarihine kadar yabancı para alacağı olarak değerlendirileceğinden alacaklı, bu alacağa 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince vade tarihinden fiili ödeme tarihine kadar Devlet bankalarının o para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre faiz isteyebilir.
Somut olayda alacaklının takip talebinde satış (fiili ödeme) tarihindeki kur üzerinden ödeme yapılmasını istediği anlaşılmaktadır. Bu durumunda yabancı para üzerinden düzenlenen ipoteğin limitinin, ipotekli taşınmazın satıldığı tarihte, o yabancı paranın efektif satış kuru esas alınarak bulunacak TL karşılığı olarak belirlenmesi gerekir.
Bu nedenle mahkemece bu yöne ilişkin şikayetin reddi yerine, ipotek limitinin 18.321.202,50 TL ve ilaveten 178.432.000$ nin takip tarihindeki karşılığı olan 317.252,096 TL olarak kabul edilmesi doğru değildir.
Öte yandan, alacaklı tarafından ipotek, genel kredi sözleşmeleri ve …Noterliği’nin 26.12.2012 tarih ve … yevmiye numaralı hesap kat ihtarına dayalı olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi yapıldığına göre, takibin yasal dayanağı İİK. nun 150/ı maddesidir. Bu madde uyarınca, krediyi kullandıran taraf, borcun ödenmesine ilişkin ihtarın noter marifetiyle borçluya (krediyi kullanan tarafa) kredi sözleşmesinde yazılı ya da ipotek akit tablosunda belirtilen adrese gönderilmek suretiyle tebliğ edildiğini veya 68/b maddesi gereğince tebliğ edilmiş sayıldığını gösteren noterden tasdikli bir sureti icra müdürüne ibraz ettiği takdirde borçluya icra emri gönderilir. Bunun için ipotek akit tablosunun kayıtsız ve şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva etmesi şart değildir. Aynı maddeye göre, krediyi kullanan borçlunun noter aracılığı ile 8 gün içinde hesap özetine itiraz ettiği ispat edildiği takdirde, krediyi kullandıran taraf İİK. nun 68/b maddesi çerçevesinde alacağını diğer belgelerle ispat edebilir. Bu kuralın mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılarak denetlenmesi zorunludur.
Buna göre borçlu …Noterliği’nin 31.12.2012 tarih ve … yevmiye numaralı ihtarı ile hesap kat ihtarına yasal sürede itiraz etmiş olmakla, alacaklının İİK. nun 68/b maddesi çerçevesindeki belgelerle alacağını ispat edip edemediği hususu banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle değerlendirilerek, borç miktarı belirlendikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Mahkemece hükme esas alınan 03.12.2014 tarihli bilirkişi raporunda; ibraz edilen banka kayıtlarına göre borçlunun mevcut kredi borçlarının toplam 2.350.784.709,85 TL olduğunun belirlenmesine rağmen, taraflar arasında ilki 08.03.2004 tarihli Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi (FYYS) ve sonuncusu 16.03.2013 tarihli 7. Ek Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesinin imzalandığı belirtilerek anılan sözleşmeler doğrultusunda toplam alacağın 116.579.946,85 TL olarak hesaplandığı ve mahkemece bu miktar üzerinden hüküm tesis edildiği görülmüştür.
Ancak bilirkişi raporunda hesaplamaya esas alınan Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmelerinde mutabakata varılan borcun belirtilen tarihlerde ödenmesi halinde alacaklı bankanın alacağının tasfiye edilmiş sayılacağı, ödenmemesi halinde ise FYYS’lerinin sona ereceğinin ve genel kredi sözleşmesi çerçevesinde borçların tasfiye edileceğinin kabul edildiği, bilirkişi tarafından da banka kayıtları üzerinde yapılan incelemede borçlu şirketin FYYS’nde kabul ettiği ödemeleri gerçekleştirmediği belirlenmiştir. Şu hale göre artık borcun belirlenmesinde Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmelerinin dikkate alınması söz konusu olmayacağından, borç miktarının banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak, genel kredi sözleşmeleri ve İİK. nun 68/b maddesi çerçevesinde itiraz edilmeyerek kesinleşen önceki hesap özetleri nazara alınarak belirlenmesi gerekir.
O halde mahkemece İİK’nun 150/ı. maddesinin göndermesiyle aynı kanunun 68/b maddesi çerçevesinde banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak genel kredi sözleşmeleri ve itiraz edilmeyerek kesinleşen hesap özetleri esas alınmak suretiyle takibe dayanak yapılan ihtarnamede hesaplamaya esas alınan 26.12.2012 tarihi itibari ile asıl alacak ve akdi faizin belirlenmesinden sonra ihtarnamenin tebliğ tarihine 2 günlük ödeme süresinin ilavesi ile belirlenecek tarihe kadar akdi faiz, bu tarihten takip tarihine kadar temerrüt faizi hesaplanmak suretiyle alacak miktarı belirlenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesine dayalı olarak hesaplama yapan bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29.09.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.