YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/23858
KARAR NO : 2015/31596
KARAR TARİHİ : 14.12.2015
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takibe karşı borçlunun, dayanak senedin sözleşme nedeniyle teminat olarak verildiğini belirterek takibin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, itirazın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Takip dayanağı senedin teminat senedi olduğu iddiasının, hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da yazılı bir belge ile ispatlanması gerekir (HGK’nun 14.03.2001 tarih ve 2001/12-233 E, 2001/257 K. sayılı ve yine HGK’nun 20.06.2001 T. ve 2001/12-496 sayılı kararları).
Somut olayda, borçlu, takibe konu senetlerin boş şekilde teminat olarak verildiğini ve anlaşmaya aykırı doldurulduğunu belirterek 01/08/2013 tarihli sözleşmeyi sunmuş ise de, sözkonusu sözleşmede bonolara açıkça atıf bulunmamaktadır. Ancak, alacaklı vekilinin 11/06/2015 tarihli cevap dilekçesinde, borçlu ile aralarında franchise sözleşmesi bulunduğunu, “sorobanworld” markasının kullanım hakkını borçluya verdiklerini, alacaklının sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirdiklerini, yapılan bu işler karşılığında takibe konu senetlerin borçlu tarafından verildiğini ileri sürdüğü görülmektedir. Bu durumda, takibe konu bonoların sözleşme uyarınca verildiği alacaklının ikrarı ile çekişmesiz hale gelmiştir. Tam iki taraflı borç yükleyen sözleşmelerde borcun varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirir.
O halde, mahkemece, takibe dayanak senetler sözleşme kapsamında verildiğinden alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirdiği, alacaklının ifa nedeniyle verildiğini ispatlayamadığı dikkate alınarak İİK’nun 169/a maddesi uyarınca borca itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.12.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.