YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/27895
KARAR NO : 2015/31179
KARAR TARİHİ : 10.12.2015
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının bozulmasını mutazammın 08/06/2015 tarih, 2015/5596-15813 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Borçlu vekili icra mahkemesine başvurarak, müvekkili hakkında çeke dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibin kesinleşmesinden sonraki devrede oluşan zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Takip dayanağı belge kambiyo senedi niteliğinde bono olduğundan davaya konu olayda takip dayanağı senedin tanzim ve takip tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nun 661, 662. ve 663. maddelerinin uygulanması gerekir. TTK’nun 661. maddesi uyarınca bonolar için 3 yıllık zamanaşımı öngörülmüştür. Diğer yandan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 133. maddesine nazaran daha özel nitelikte bulunan TTK’nun 662. maddesinde “müruruzaman; dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi sebepleriyle kesilir” hükmüne yer verilmiştir.
TTK’nun 662. maddesinde dava açılması ile kastedilen, kambiyo senetleri hukukuna ilişkin bir talep dolayısıyla yetkili mahkeme nezdinde, usulüne uygun bir davanın açılmış bulunmasıdır. Örneğin senet borçlusunun açtığı senet iptal davası zamanaşımını kesmez. (TTK 669 vd. md.) Keza ihtiyati haciz, ihtiyati tedbir, önceki davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması vs. davaları da zamanaşımını kesici nitelikte değildir. Zira açılmış bulunan davanın, HUMK’nun 237. maddesindeki kesin hükme konu teşkil edecek biçimde nizalı kazaya konu edilmesi gerekir (12. H.D. 07/04/1983-1439 K. -2701 E.).
Anılan maddede mücerret dava açılmasından söz edilmekte olup, bu davanın kimin tarafından açılacağı hususunda bir açıklık bulunmamaktadır. Ancak borçlu tarafından açılacak davada, alacaklı durumundaki davalının, itirazını def’i yolu ile ileri sürmesi halinde borçlu tarafından alacaklı aleyhine açılan menfi tespit davasının da bu nedenle zamanaşımını kesmesi gerekir. Nitekim, Yargıtay HGK’nun 20.1.1996 tarih 1996/12–654 esas 1996/805 sayılı kararı ile de aynı ilke kabul edilmiştir.
… Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2004/174 Esas ve 2012/226 Karar sayılı kararı ve bu karara ilişkin dava dosyasının incelenmesinde; takip dayanağı çekten kaynaklı borcu olmadığı iddiası ile 18.05.2004 tarihinde borçlu-keşideci tarafından davalı … hakkında menfi tespit davası açıldığı, davada …’ın vekil tayin ettiği Av…. tarafından temsil edildiği, adı geçen avukatın davaya karşı itirazlarının savunma yolu ile ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istediği; mahkemece menfi tespit davasının reddine karar verildiği ve kararın 29.01.2014 günü kesinleştiği görülmüştür. Bu durumda, menfi tespit davasının reddine yönelik anılan bu mahkeme kararının davaya karşı itiraz ve def’ilerini vekil tayin ederek ileri süren alacaklı … yönünden de bağlayıcı olduğu ve adı geçen alacaklı hakkında zamanaşımını keseceği kuşkusuzdur.
O halde, mahkemece; borçlunun İİK’nun 71 ve 33/a maddelerine göre icranın geri bırakılması istemi ile 14.04.2014 tarihinde yaptığı başvurusunun bu gerekçeyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunduğundan onanması gerekirken Dairemizce bozulduğu anlaşıldığından alacaklının karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.
SONUÇ : Alacaklının karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 08.06.2015 tarih ve 2015/5596 E. – 2015/15813 K. sayılı bozma ilamının kaldırılarak, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.’nun 366. ve HUMK.nun 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), 10.12.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.