Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2015/3560 E. 2015/14969 K. 01.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3560
KARAR NO : 2015/14969
KARAR TARİHİ : 01.06.2015

MAHKEMESİ : … İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından, genel kredi sözleşmesine dayalı olarak borçlular aleyhine ilamsız takibin başlatılmasından sonra; ….Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/334 esas sayılı tasarrufun iptali davası sırasında verilen ihitiyadi haciz kararı ile ”İİK.’nun 281/2. maddesi gereğince, % 15 teminat yatırılması halinde dava dışı borçlular ve davacı …. …. hisseleri üzerine devir ve temlikinin önlenmesi açısından İhtiyadi Haciz Konulmasına” karar verildiği ancak; pay defterleri fiziken şirket merkezinde bulunamadığından ihtiyadi haczin işlenemediği, yine borçlu şirkete muhtıra çıkartılarak şirket adına hisse senedi veya geçici ilmuhaber çıkarılması halinde borçluların payına düşeceklerin icra dosyasına ibraz edilmesi bildirilmiş, aleyhine ihtiyadi haciz kararı verilen şirketin, ihtiyadi tedbirin dayanak karara uygun uygulanmadığına yönelik şikayeti üzerine; icra mahkemesince istemin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
İcra ve İflas kanunu’nun iptal davalarında yargıla usulü başlıklı 281. maddesinin 2. fıkrasında ” Hakim, iptale tabi tasarrufların konusu olan mallar hakkında alacaklının talebi üzerine ihtiyadi haciz kararı verebilir.” düzenlemesi mevcut olup burada düzenlenen, ihtiyati haciz kararı; tasarrufun iptali davasının yargılaması sırasında alacaklının talebi üzerine mahkemece tedbir niteliğinde verilmiş bir karardır.
İİK’nun 281/2 maddesinde düzenlenen ihtiyadi haciz kararı, yalnızca iptale konu tasarrufa konu olan mal üzerine konulabilir.
İcra ve İflas Kanunu’nun 283/1 maddesine göre tasarrufun iptali davası sabit olduğu takdirde alacaklı tasarrufa konu mal üzerinde cebri icra yoluyla hakkını almak yetkisini elde eder. İİK’nun 281/2. maddesi uyarınca verilen ihtiyadi haciz kararından sonra, ilgili tasarrufun iptali davasının kabulüne karar verilmesi halinde alacaklı ayrıca bir icra takibi başlatmasına gerek olmadan iptal davası açılmadan önce başlatılan icra takibinden alacağını tahsil edeceğinden, bu ihtiyadi haciz kararı İİK nun 257. ve devamı maddelerinde yer alan ihtiyadi haciz kararından bu yönden de farklıdır.
Oysa İİKnun 257 ve devamı maddelerine göre alınan ihtiyati haciz kararlarında, karardan sonrası dava alacaklı lehine sonuçlandığı takdirde İİK’nun 264. maddesine göre alacaklının bir ay içerisinde takip talebinde bulunma zorunluluğu vardır.
Somut olayda; Şikayete konu edilen ihtiyadi haciz kararının İİK’nun 257. maddesi kapsamında düzenlenen genel hükümlere göre verilmiş bir ihtiyadi haciz kararı olmadığı, İİK’nun 281/2 maddesine göre verilmiş olup, gerçekte ihtiyadi tedbir niteliğinde bir karar olduğu belirlenmiştir.
Bu nedenle kararın infazına ilişkin inceleme görevi, tasarrufun iptali davasının yargılamasında görevli olan ve tedbir kararını veren ….Asliye Ticaret Mahkemesi’ne aittir.
O halde; icra mahkemesince görevsizlik ile birlikte dosyanın görevli ve yetkili ….Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma sebebine göre tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.