YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/3907
KARAR NO : 2015/18116
KARAR TARİHİ : 29.06.2015
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından 17/07/2009 keşide tarihli çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, borçlu şirket vekilinin icra mahkemesine başvurusunda çek arkasında mevcut şirket kaşesi üzerindeki ciro imzalarının şirket yetkili temsilcilerine ait olmadığını, sahte ve yetkisiz imzalarla şirketin borçlu gösterildiğini ileri sürdüğü, Ticaret Sicil belgelerine göre borçlu şirketi …, … ve …’nun temsil ettiği, belli miktarı geçen senet ve çekleri üçünün veya en az ikisinin müşterek olarak imzalaması gerektiği, bilirkişi raporuna göre çekteki imzalardan birinin …’nin diğerinin ise …’ün eli ürünü olduğunun ancak atılı diğer imzaların şirket yetkili temsilcilerine ait olmadığının tespit edildiği, Mahkemece temsilde miktar yönüyle sınırlama olduğu ve mevcut diğer imzaların şirket yetkili temsilcilerine ait olmadığı gerekçesiyle imza itirazının kabulü ile takibin iptaline karar verildiği anlaşılmıştır.
Çek keşide tarihine göre yürürlükte olan 6762 sayılı Eski TTKnun 321. maddesi gereğince; şirketin temsil usulü, ana mukavelede özel temsil şartlarının kabul edilmiş olup olmamasına göre değişir. Kanunun emredici kurallarına uymak koşulu ile temsil usul ve şartları ana sözleşmede düzenlenebilir. Bu nedenle; temsil usulünü kanuni temsil usulü ve ana sözleşmeye göre temsil usulü başlığı altında incelemek gerekirse;
a) Kanuni temsil usulü;
TTK’nun 321/3.maddesi hükmüne göre, kanuni temsil usulünde temsile selahiyetli olanlardan ikisinin imzası temsil için yeterli olup, kanuni temsil usulünde en az iki kişinin birlikte hareket etmesi şartı ile şirketi temsile yetkili bulunan bütün idare meclisi üyelerinin temsilci sıfatı ile ticaret siciline tescili gerekli ise de, tescil işlemi temsil işleminin geçerlilik şartı değildir.
b) Ana sözleşmeye göre temsil usulü;
TTK’nun 317.ve 321.maddelerinde düzenlenen kanuni temsil usulü emredici nitelikte bulunmadığından, ana sözleşmede kanuni temsil usulünden farklı bir temsil usulü düzenlenebilir. Şirket ana sözleşmesindeki hükme dayanılarak temsil işlerinin tek bir üyeye veya ikiden fazla üyeye veya daha fazla üye ile murahhas üyenin yahut genel müdürün veya genel müdürle bir yahut daha fazla üyenin veya bir üye bir müdür, murahhas üye ile ticari vekillerin müşterek irade beyanına da bırakılması mümkündür (TTK. 321/2). Birlikte imza ve irade beyanı şartı ile temsil yetkisinin şube veya şebekelere yahut merkez veya merkezle bir veya daha fazla şubeye hasredilerek bir sınırlama ile yetinilebilir. Bu temsil yetkisinin sınırlanmasının iyi niyetli üçüncü şahısları bağlaması açısından tescil ve ilanı gereklidir.
Temsil yetkisi sınırlamalarını, iç muamelelerinde kabul eden, fakat tescil ve ilan işlemini yaptıramamış bulanan şirketin, birlikte temsil veya şube ve merkez işlemlerine hasredilmiş temsil yetkilerine uygun olarak yapılan temsil işlemlerinden, şirket ve iyi niyetli olmayan üçüncü kişiler de sorumludur.
Öte yandan, TTK’nun 321/2.maddesi hükmü gereğince, temsil yetkisi sınırlamaları daha çok iş kolu veya miktar ayrımına göre yapılmış ise, ayrıca tescil ve ilan edilmiş olsa dahi iyi niyetli üçüncü kişiler açısından bir hüküm ifade etmez. Bir başka anlatımla, şirketin iç meselesi olarak miktarla ilgili sınırlamalar da iyi niyetli üçüncü kişilere karşı geçersizdir. Durumun tescil ve ilan edilmiş olması da, sınırlamanın iyi niyetli üçüncü kişiler yönünden geçersizliğine engel değildir (Ord. Prof. Dr. Halil Arslanlı – Prof. Dr. Hayri Domaniç, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, III.cilt, s.666, Temel Yayınları, İstanbul- 1989).
Somut olayda takip konusu çekin tanzim tarihi 17/07/2009 olup anılan tarihlerdeki yetkilileri gösteren 15/05/2008 tarihli … incelenmesinde; birinci derece imza yetkilileri …, … ve …’nin atacakları üç imza ile şirketi her konuda temsil edebileceklerinin, bunun dışında … ve …’nin müştereken atacakları imzalar ile 55.000,00 TL’ yi aşan her türlü senet ve çeklerin imzalanması için şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındıklarının; 55.000,00 TL’yi aşmayan çek ve senetlerin imzalanması için …, …, … veya …’den biri ile 1. Derece veya 2. Derece imzaya yetkili şahıslardan herhangi birinin müştereken atacakları imza ile şirketi temsile yetkili olduklarının belirtildiği anlaşılmaktadır. Bu yöndeki temsil sınırlaması bir iç mesele olup ticaret sicilinde yayımlansa bile miktarla ilgili sınırlama olmakla iyi niyetli üçüncü kişileri bağlamaz.
O halde mahkemece, bilirkişi incelemesi neticesinde şirket kaşesi üzerindeki iki imzanın şirketi temsile yetkili … ve …’ün eli ürünü olduğunun tespit edildiği ve bilirkişi raporu doğrultusunda şirket kaşesi üzerinde şirket yetkili temsilcilerine ait müşterek imza söz konusu olduğu anlaşıldığından istemin reddine karar verilmesi gerekirken, bir iç mesele olup ticaret sicilinde yayımlansa bile iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyecek olan temsilde miktarla ilgili sınırlama esas alınmak suretiyle istemin kabulü isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29/06/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.