Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2015/4283 E. 2015/14380 K. 26.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4283
KARAR NO : 2015/14380
KARAR TARİHİ : 26.05.2015

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimitarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Borçlu, İİK’nun 82/12. maddesi uyarınca taşınmazı hakkında haczedilmezlik şikayetinde bulunmuş, mahkemece şikayet süresinde kabul edilerek, keşif giderlerinin verilen kesin sürede yatırılmadığı, bu nedenle şikayetin kanıtlanamadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Şikayet, 6100 Sayılı HMK yürürlükte iken yapılmıştır. 6100 Sayılı HMK’nun 90. ve 94. maddeleri mahkemeye ve taraflara belli işlemleri, belli edilen sürelerde yapması için sınırlamalar getirmiştir. Bu sürelerin bir kısmı yasa metninde yer almış, bir kısmı ise hakimin takdirine bırakılmıştır. Süre tayini hakimin taktirine bırakılan hallerde yapılacak işlemin niteliğine göre makul bir süre belirlenmelidir. Hakimin verdiği ve kesin olduğunu belirttiği sürede, taraf, belirtilen işlemi mutlaka yapmalıdır. Sürenin bitiminden sonra belirtilen işlemin yapılması mümkün değildir. Şayet yapılmamış ise taraf bu konudaki hakkını kaybeder. Hakkın zayi olması gibi ağır bir müeyyideye bağlanan kesin sürenin hukuki sonuç doğurabilmesi için yapılması gereken işlemler ve ne kadarlık sürede yapılacağı açık ve tam olarak belirtilmesi gerektiği gibi bunların yapılmamasının doğuracağı sonuçların da açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir. (HGK’nun 21.09.1983 tarih ve 14/3447-825 sayılı kararı.)
Mahkemece, istenen avansın keşif ücreti olduğu belirtildiğine göre, istenen avans, delil ikamesi avansı niteliğinde olup, HMK’nun 324. maddesi gereğince bu avansın süresinde yatırılmamasının hukuki sonucu, delile dayanan tarafın o delilden vazgeçmiş sayılmasıdır.
Somut olayda mahkemece, 01.08.2014 tarihli tensip zaptının 2 nolu ara kararı ile bilirkişi ve keşif ücretini yatırması için davacı borçluya iki haftalık kesin süre verildiği, tensip zaptının borçluya 08.08.2014 tarihinde tebliğ edildiği, ancak borçlu tarafa verilen kesin süreye ilişkin ara kararda, belirtilen sürede ara karar gereğinin yerine getirilmemesinin sonuçlarının açıklanmadığı görülmektedir. Kesin sürenin sonuç doğurabilmesi için usulünce ve eksiksiz olması gerekir. (Hukuk Genel Kurulu’nun 12.12.2012 tarih, 2012/9-1202-1218 E.- K. sayılı ilamı).
O halde mahkemece borçluya kesin sürenin sonuçları hatırlatılıp, usulüne uygun süre verilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Kaldı ki mahkemece haciz tarihinden önce ipotek borcunun ödenip ödenmediğinin araştırılmaması da doğru bulunmamıştır.

SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.05.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.