YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/5021
KARAR NO : 2015/17614
KARAR TARİHİ : 23.06.2015
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Şikayetçi icra kefili, icra mahkemesine başvurusunda; 07.01.2014 tarihli icra kefalet işleminin geçersiz olduğunu ileri sürerek, icra kefaletinin iptalini, geçersiz kefalete dayalı olarak konulan emekli maaşı haczinin kaldırılmasını ve kesintilerin iadesini talep etmiş, mahkemece; yapılan yargılama sonunda, şikayetçinin kendi el yazısıyla yazılmış ifadesini içermeyen icra kefalet sözleşmesinin geçerli sayılmayacağı gerekçesi ile “icra kefaletinin iptaline, davacının maaşı üzerindeki haczin kaldırılmasına, kesintilerin iadesi talebinin reddine” karar verilmiştir.
İİK’nun 38. maddesi gereğince icra dairesindeki kefaletler ilamların icrası hakkındaki hükümlere tabi olup; icra kefaletinin geçersizliği nedeniyle iptali istemi yargılamayı gerektirdiğinden, genel mahkemede ileri sürülebilecek bir husus olup, şikayet yoluyla icra mahkemesine başvurularak iptali talep edilemez.
Ancak, İİK’nun 38. maddesi uyarınca ilam hükmünde olan icra kefalet işleminin, ilamlı icra takibine konu edilebilmesi, bir diğer ifade ile icra kefiline icra emri tebliğ edilebilmesi için icra kefaletinin yasada öngörülen şekil şartlarına uygun olarak yapılmış olması gerekir.
Bu durumda, şikayetçi, icra kefilliğinin iptali isteminde bulunmuş ise de; bu hususun incelenmesinin genel mahkemede yargılamayı gerektirdiği ve dar yetkili icra mahkemesinde dinlenemeyeceği açıktır.
Öte yandan, 07.01.2014 tarihli icra kefalet tutanağında; sorumlu olunan azami miktarın ve kefalet tarihinin kefilin kendi el yazısı ile yazılmadığı görülmekte olup; bu haliyle, kefalet tutanağının, kefaletin şeklini düzenleyen Türk Borçlar Kanunu’nun 583. ve 584. maddelerinde belirtilen şartlarda düzenlenmediği anlaşılmaktadır. Esasen bu husus, mahkemenin de kabulündedir.
Hal böyle olunca, mahkemece, yalnız icra emrinin iptaline ve geçersiz icra kefaletine dayalı olarak yapılan haczin kaldırılmasına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken yazılı
şekilde icra kefaletinin iptali yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/06/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.