YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/6308
KARAR NO : 2015/14804
KARAR TARİHİ : 01.06.2015
MAHKEMESİ : … İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız icra takibine karşı borçlunun örnek 7 numaralı ödeme emri tebligatının usulüne uygun yapılmadığını ve anılan tebligattan 22.12.2014 tarihinde haberdar olduğunu iddia ederek ,24.12.2014 tarihli itirazının süresinde gerçekleşmediğinden bahisle takibin durdurulması ve hacizlerin kaldırılmasına yönelik talebinin reddine ilişkin icra müdürlüğü kararına karşı şikayet yoluyla icra mahkemesine başvurduğu anlaşılmaktadır.
Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesinde; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde, tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. ” hükmü yer almaktadır.Madde metni, iki hali birlikte düzenlemiştir.Bunlardan ilki “adreste bulunmama”, diğeri ise “tebellüğden imtina”dır. Muhatabın adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 30. maddesinin birinci fıkrasında; “Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir.” denildiği,Tebligat Kanunu’nun 23.maddesinin 7.bendinde ”21 inci maddedeki durumun tahaddüsü halinde bu hususlara mütaallik muamelenin yapıldığını, adreste bulunmama ve imtina için gösterilen sebebi,”n tebligat mazbatasına yazılmasının emredildiği,Tebligat Yönetmeliği’nin 35.maddesinin (f) bendinde ise; ”30 uncu ve 31 inci maddelerdeki durumların gerçekleşmesi halinde bu hususlarla ilgili hangi işlemlerin yapıldığını, adreste bulunmama ve kaçınma için gösterilen sebebi,”n tebligat mazbatasına yazılacağının hüküm altına alındığı görülmektedir.
Somut olayda,borçlu adına çıkarılan örnek 7 numaralı ödeme emrinin ”gösterilen adrese gidildi muhatap adresinin tevziat saatlerinde kapalı olması ve adreste kimsenin bulunamamasından dolayı en yakın komşusu isim ve imzadan imtinaen soruldu ve muhatabın nerede olduğunu bilmediğini beyan etti bunun üzerine evrak ilgili mahalle muhtarına tebliğ edilip 2 no’lu ihbar muhatap kapısına asılmıştır aynı komşusu durumdan haberdar edilmiştir” kaydı ile 26.11.2014 tarihinde tebliğ edildiği görülmekte olup;tebligat parçasında borçlunun tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa ya da uzun süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının belirlenmediği ve muhatabın tevziat saatinden sonra adrese döneceğinin tespit edilmediği,yine beyanda bulunan ve aynı zamanda haber verilen komşunun açık kimliğinin ne olduğunun saptanmadığı anlaşılmaktadır.Bu haliyle,ödeme emri tebliğ işleminin,Tebligat Kanunu’nun 21/1. ve 23/7. maddeleri ile Tebligat Yönetmeliği’nin 30. ve 35. maddeleri koşullarına göre usulüne uygun yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.
Usule aykırı tebliğin hükmü ise;Tebligat Kanunu’nun 32. ve Tebligat Yönetmeliği’nin 53.maddelerinde düzenlenmiş olup, anılan maddelerde, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatap tebliğe muttali olmuş ise geçerli sayılıp, muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi olarak kabul edileceği belirtilmiştir.Bu durumda,mahkemece,ödeme emri tebligatının usulsüz olduğu gözetilerek, borçlunun usule aykırı tebliği öğrenme tarihi olan 22.12.2014 tarihinin ödeme emrinin tebliğ tarihi olarak düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken;aksi yönde hüküm kurulması doğru değildir.
Öte yandan,borçlunun icra dairesine 24.12.2014 tarihinde yapmış olduğu itirazı ödeme emrinin belirlenen tebliğ tarihine göre süresinde gerçekleştiğinden takibin şekline göre uygulanması gereken İİK.’nun 66. maddesi uyarınca takibin icra müdürlüğünce durdurulmasına karar verilmesi gerekir.Diğer taraftan,usulsüz tebligatla kesinleştirilen takip ile ilgili olarak konulan hacizler de bu aşamada takip kesinleşmeden konulmuş olacağından söz konusu hacizlerin İİK.’nun 78. maddesi hükmüne göre geçersiz sayılacağı ve dolayısıyla kaldırılması gerektiği açıktır.
O halde,mahkemece,şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken;yanılgılı değerlendirmeyle,yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.