YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/6523
KARAR NO : 2015/10578
KARAR TARİHİ : 21.04.2015
MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;Alacaklı tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takipte şikayetçi borçlunun ihalenin feshi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
1- 874 ada 36 ve 38 parseller ile 1076 ada 5 ve 6 parseller için yapılan ihalenin feshi şikayetine yönelik temyiz incelenmesinde;
6100 Sayılı HMK’nun 308. maddesi gereğince, kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir. Aynı maddenin ikinci fıkrası hükmüne göre, kabul, ancak, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda söz konusu olabilir. Öte yandan davayı kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur (HMK’nun 311/1). Davalının davayı kabul etmesi ile dava konusu uyuşmazlık sona erer.Somut olayda, aynı zamanda 874 ada 36 ve 38 parseller ile 1076 ada 5 ve 6 parsellerin ihale alıcısı olan alacaklı Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. vekilinin yerel mahkeme tarafından karar verildikten sonra 10.04.2015 havale tarihli dilekçe ile davayı kabul ettiği, bu nedenle de davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiği görülmektedir. Alacaklı vekilinin bu beyanı, davayı kabul anlamında olup, anılan vekilin vekaletnamesinde kabul yetkisi bulunduğuna ve dava da HMK’nun 308/2. maddesinde belirtilen tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri bir dava olduğuna göre, mahkeme kararının, alacaklı vekilinin kabul beyanı hakkında bir karar verilmek üzere bozulması gerekmiştir (HGK.nun 20.09.1995 tarih ve 1995/12-661 E. – 1995-63 K.sayılı kararı).
2- 874 ada 37 parsel için yapılan ihalenin feshi şikayetine yönelik temyiz incelenmesinde;İİK.nun 128/2. maddesinin son cümlesi gereğince kesinleşen kıymet takdiri için iki yıl geçmedikçe yeniden kıymet takdiri istenemez.Hukuk Genel Kurulu’nun 26.02.1992 tarih ve 1992/4-70 Esas, 1992/130 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere İİK.nun 128. maddesinde öngörülen iki yıllık sürenin başlangıcı, sonradan kesinleşmesi koşulu ile kıymet takdirinin fiilen yapıldığı (keşif) tarihidir.
Somut olayda taşınmaz başında 13.04.2012 tarihli fiili haciz ve kıymet taktiri tutanağı tutulduğu, 26.06.2012 tarihli bilirkişi raporunun hazırlandığı, taşınmazın değerinin 50.000 TL olarak tespit edildiği ihalenin 09.05.2014 tarihinde yapıldığı kıymet taktirinin fiilen yapıldığı 13.04.2012 tarihinden ihale tarihi olan 09.05.2014 tarihine kadar iki yıllık sürenin geçtiği anlaşılmıştır.Hukuk Genel Kurulu’nun yukarıda değinilen kararından da kabul edildiği gibi bu husus başlı başına ihalenin feshi nedeni olup, mahkemece, İİK.nun 128/2.maddesi re’sen gözetilerek, 874 ada 37 parsel için, şikayetin kabulüne ve ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeksizin hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.