YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8514
KARAR NO : 2015/17251
KARAR TARİHİ : 22.06.2015
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız takipte borçlunun örnek 7 numaralı ödeme emri tebligatının usulüne uygun yapılmadığını ,anılan tebligattan 06.06.2014 tarihinde haberdar olduğunu ileri sürerek ödeme emri tebliğ tarihinin düzeltilmesi ve adına kayıtlı taşınmazlara haciz konulması yönündeki 12.05.2014 tarihli icra müdürlüğü kararı ile sözü edilen karar doğrultusunda uygulanan hacizlerin kaldırılması istemiyle şikayet yoluyla icra mahkemesine başvurduğu görülmektedir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/1. maddesinde; ”Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir.” hükmü yer almaktadır.Tebligat Kanunu’nun 10/2.maddesine göre ise; ” Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.”Aynı Kanun’un 21/2.maddesi gereğince de ;” Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.”Tebligat Kanunu’nun 23. maddesinin 1. fıkrasının 8. bendi uyarınca ise ;” Tebligatın adres kayıt sistemindeki adrese yapılması durumunda buna ilişkin kaydı…İhtiva etmesi lazımdır.”
Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesine göre de; ”Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Ayrıca başkaca adres araştırması yapılmaz. 79 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre renkli bastırılan tebligat zarfında, adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek bu adrese tebligat yapılacağına dair meşruhata yer verilir.”
Somut olayda;şikayetçi borçlu adına ödeme emri tebligatının ”… Mah. … Sk. No:… İç Kapı No:… …/…” adresine tebliğe çıkarıldığı, tebliğ evrakı üzerinde ”mernis adresi” ibaresinin yer aldığı ve dağıtıcı tarafından” gösterilen adres muhatabın (mernis) adresi olup muhatap adresten taşınmış 7201 sayılı Tebligat Kanununun … 21/2 maddeye…göre tebliğ evrakı … mh. muhtara teslim edilip kapısına 2 nolu haber kağıdı yapıştırılmıştır. 02.05.2014” kaydı ile tebliğ işleminin tamamlanmış olduğu görülmektedir.
Bu durumda,yukarıda belirtildiği üzere, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 2l/2.maddesi gereğince tebligat yapılabilmesi için, tebliği çıkaran mercice, tebligat çıkarılan adresin, muhatabın, adres kayıt sistemindeki adresi olduğu belirtilerek bu adrese T.K.’nun 21/2.maddesine göre tebligat yapılacağına dair tebliğ evrakı üzerine kayıt düşülmesi zorunlu olup; tebligatı çıkaran mercii tarafından söz konusu şerh verilmeden dağıtıcı tarafından T.K.’nun 21/2.maddesine göre tebliğ işlemi yapılamayacağı açıktır. Şikayete konu ödeme emri tebliğ evrakı üzerinde; tebligat mazbatasını çıkaran mercii tarafından T.K.’nun 23/1-8. ve Yönetmeliğin 16/2. maddesi kapsamında bir şerh verilmediği anlaşılmakta olup; dağıtıcının kendiliğinden ödeme emri tebliğ işlemini T.K.’nun 21/2.maddesi uyarınca yapması yukarıda değinilen yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırıdır. Bu nedenle,sözü edilen tebligatın usulüne uygun yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.
Öte yandan, usule aykırı tebliğin hükmü ise; Tebligat Kanunu’nun 32. ve Tebligat Yönetmeliği’nin 53.maddelerinde düzenlenmiş olup, anılan maddelerde, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatap tebliğe muttali olmuş ise geçerli sayılıp, muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi olarak kabul edileceği belirtilmiştir.
Ayrıca, İİK.’nun 78. maddesinde ”Ödeme emrindeki müddet geçtikten ve borçlu itiraz etmiş ise itirazı refolunduktan sonra alacaklı haciz konmasını isteyebilir.” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenleme uyarınca,ödeme emri tebliğ edilmeden ya da takip kesinleşmeden yapılan hacizler geçersizdir.
O halde, mahkemece, şikayetin kabulü ile borçlunun usulsüz tebligattan haberdar olduğunu beyan ettiği ”06.06.2014” tarihinin tebliğ tarihi olarak düzeltilmesine ve belirlenen bu tarihe göre usulsüz tebligatla kesinleştirilen takip ile ilgili olarak konulan hacizler de bu aşamada takip kesinleşmeden önce konulmuş sayılacağından borçlunun kayden maliki olduğu taşınmazlara haciz uygulanmasına yönelik 12.05.2014 tarihli icra müdürlüğü kararı ile anılan karar doğrultusunda konulan hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ :Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.