Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2018/2064 E. 2019/10195 K. 13.06.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/2064
KARAR NO : 2019/10195
KARAR TARİHİ : 13.06.2019

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından genel haciz yoluyla başlatılan ilamsız icra takibinde örnek 7 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun yasal sürede borca itiraz ettiği, alacaklının takibin devamını sağlamak amacıyla itirazın kaldırılması istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece davanın reddine karar verildiği, alacaklının yasal süre içinde istinaf yoluna başvurduğu, … Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi istinaf başvurusunun esastan kabulü ile; ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Alacaklının, ilamsız takibe 03/04/2017 tarihinde başladığı, ödeme emrinin 07/04/2017 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu tarafından ibraz edilen belgeye göre ödemenin ise, 01/06/2017 tarihinde yapıldığı görülmektedir.
Bu durumda, takibin başlatılmasından sonra borcun ödenmiş olması nedeniyle alacaklının takip yapmasında haklı olduğu gözetilerek, ödeme tarihine kadar işleyen ve ödenmeyen faiz, icra masraf ve vekalet ücreti yönünden takibini devam ettirebilir (HGK.nun 11/02/2004 tarih ve 2004/12-70 E.-56 K.sayılı kararı). Borçlunun itirazını geri aldığı veya bu itirazdan vazgeçtiğine yönelik bir beyanı bulunmadığına göre borcun ödenmiş olması, itirazın kaldırılması isteminin esasının incelenmesine engel teşkil etmez.
O halde, alacaklının sair alacaklar yönünden açıkça vazgeçmesi olmadığından, itirazın kaldırılması talebinin esasının incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken bu husus göz ardı edilerek eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de; İcra ve İflas Kanunu’nun 68/son fıkrasının ilk cümlesine göre; “itirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü halinde borçlu, talebin aynı nedenlerle reddi halinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine tazminata mahkum edilir.” hükmü yer almaktadır.
Somut olayda itirazın kaldırılması istemine konu paranın icra dosyasına yatırıldığı, böylelikle davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmekle itirazın esası incelenmemiştir. Dolayısıyla aynı maddenin son bendinde öngörülen “talebin esasa ilişkin nedenlerle kabulü” şeklindeki koşul oluşmadığından, borçlunun tazminatla sorumlu tutulması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazının kabulü ile … Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi’nin 24.11.2017 tarih 2017/1873 E. 2017/2075 K sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.06.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.