YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4874
KARAR NO : 2018/14182
KARAR TARİHİ : 25.12.2018
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine başlatılan ilamlı icra takibinde, borçlunun takipten önce vefat etmiş olması nedeniyle takibin yöneltildiği mirasçıların icra mahkemesine başvurularında, murisin ve dolayısıyla kendilerinin takibe konu borçtan sorumlu olmadıklarını ileri sürerek takibin iptalini talep ettikleri, mahkemece, şikayetin kabulü ile şikayetçi mirasçılar yönünden takibin iptaline ve takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/2. maddesinde; “…Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, süphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir…” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu biçim, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir; aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar, hükmün hedefine ulaşılmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2011/6-18 Esas – 2011/30 Karar sayılı, 19.6.1991 gün 323/391 sayılı; 10.9.1991 gün 281-415 sayılı; 25.9.1991 gün 355-440 sayılı; 05.12.2007 gün ve 2007/3-981/936 sayılı; 23.01.2008 gün ve 2008/14-29/4 sayılı kararları).
Öte yandan, Hukuk Genel Kurulu’nun 08.10.1997 tarih ve 1997/12-517 E. – 1997/776 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, ilamların infaz edilecek kısmı hüküm bölümüdür. Diğer bir anlatımla hüküm içeriğinin aynen infazı zorunludur. İlamın infaz edilecek kısmı yorum yoluyla belirlenemez. Bu nedenle hüküm fıkrasının hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça yazılması zorunludur.
Somut olayda, … İcra Hukuk Mahkemesi’nin 14/01/2016 tarih 2015/ 30 E. 2016/7 K. sayılı gerekçeli kararının hüküm fıkrasının 1 nolu bendinde “…… İcra Müdürlüğü’nün 2015/1492 Esas sayılı takibinin davacılar …, …, …, …, …, …, … ve Hazne Kayacı yönünden iptaline…” şeklinde, 2 nolu bendinde ise “…Takibin yalnızca borçlu davacılar …, …, …, …, …, …, … ve Hazne Kayacı yönünden durdurulmasına (19/08/2015 tarihli ara kararının aynen devamına)…” şeklinde karar verilerek çelişkili hüküm kurulduğu görülmektedir.
Bu durumda; HMK’nin 297. maddesine ve Yargıtay içtihatlarına uygun olarak açık, net, anlaşılır ve infazı mümkün nitelikte bir kararın varlığından söz edilemez.
O halde mahkemece, yukarıda açıklanan usul ve yasa hükümleri gereğince infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde, açık ve anlaşılır bir biçimde ve yasanın aradığı niteliklere haiz, Yargıtay denetimine elverişli, usulüne uygun hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nin 366. ve HUMK’nin 428. maddeleri uyarınca re’sen (BOZULMASINA), bozma nedenine göre alacaklının temyiz nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/12/2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.