YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6736
KARAR NO : 2019/5719
KARAR TARİHİ : 08.04.2019
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlunun icra mahkemesine başvurusunda; aleyhine başlatılan ilamlı takipte, takibe konu ilamda davalı olan ancak icra takibine dahil edilmeyen sigorta şirketi tarafından yapılan 57.000,00 TL’lik ödemenin öncelikle faiz ve masraflardan mahsubu gerekirken 6098 sayılı TBK’nun 100. maddesindeki yasal düzenlemeye aykırı olacak şekilde ana paradan mahsup edildiğini ve ana paradan mahsup işlemi yapılırken kalan kısım 26.718,15 TL olmasına rağmen takipte 26.817,15 TL talep edildiğini, ayrıca istenen faizin de ilama aykırı olduğunu ileri sürerek takibin iptaline karar verilmesini istediği, mahkemece alınan bilirkişi raporu doğrultusunda şikayetin reddine karar verildiği, hükmün borçlu vekili tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 100. maddesinde; kısmi ödemelerin, öncelikle faizden ve masraftan mahsup edileceği hükmüne yer verilmiştir. Buna göre, borçlu, faiz ve masrafları ödemedikçe, kısmi ödemeler ana paradan mahsup edilemez. Anılan maddenin uygulanması için, takip talebinde bu yönde ayrıca talepte bulunulması gerekli olmayıp, istek olmasa da memurlukça bu husus re’sen dikkate alınmalıdır (Hukuk Genel Kurulu’nun 09/10/2002 tarih ve 2002/12-709 Esas – 2002/781 Karar sayılı kararı).
Somut olayda, takibin dayanağı olan ilamda davalı olan müşterek ve müteselsil sorumlu sigorta şirketi tarafından yapıldığı belirtilen ödemenin ana paradan mahsup edilmesi ve takip talebinde, mahsup işlemi yapıldıktan sonra, ana paranın kalan kısmı ile bu kısım yönünden faiz talebinde bulunulması borçlu lehine olup, belirtilen nedenle bu yöndeki temyiz itirazları yerinde görülmemiş ve bozma nedeni yapılmamıştır.
Ancak, mahkemece alınan 23.10.2015 tarihli bilirkişi raporunda, maddi tazminat alacağından yapılan ödemenin mahsubu halinde kalan tazminat alacağının 26.718,15 TL olduğu belirtilmiş olup, takip talebinde daha fazla miktarda, 26.817,15 TL maddi tazminat alacağı talep edilmesi ilama aykırıdır.
O halde, mahkemece borçlunun şikayetinin kısmen kabulü ile icra emrinin buna göre düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken, istemin tümden reddi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz isteminin kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nin 366. ve HUMK’nin 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/04/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.