YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4356
KARAR NO : 2020/7526
KARAR TARİHİ : 24.09.2020
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığı, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda; imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek takibin iptalini istediği, mahkemece ilk olarak, borçlu yanca ödeme emrinin tebliğinden önce icra dairesine verilen dilekçe ile takibe ve borca itirazının olmadığı beyan edildiğinden imza itirazının reddi gerektiği ve bu beyan tarihine göre de başvurunun süresinde olmadığından bahisle itirazın reddine karar verildiği, anılan kararın temyizi üzerine Dairemizce, imzaya itiraz süresinin ödeme emri tebliği ile başladığı ve itiraz süresinin başlamasında tebliğden önce verilen dilekçe tarihi esas alınamayacağından itiraz süresinde olup esasının incelenmesi gerektiği belirtilerek bozulduğu, mahkemece, bozma ilamına uyularak iki ayrı rapor alındığı, Adli Tıp Kurumu raporu hükme esas alınarak imzanın borçluya ait olup olmadığının tespit edilemediği ve borçlunun 28.01.2015 tarihli dilekçe ile borca itirazı olmadığını bildirmiş olduğu gerekçeleriyle imza itirazının reddedildiği anlaşılmaktadır.
Borcun kabulü, imza itirazında bulunulmasına ve dolayısıyla imza incelemesi yapılmasına engel olmayıp, İİK’nun 170/3 . maddesinde; inkar edilen imzanın borçluya ait olduğu anlaşıldığı takdirde itirazın reddedileceği hükmü yer almaktadır.
Somut olayda, Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği’nin 08.3.2019 tarihli raporunda; imzanın, borçlunun eli ürünü olup olmadığı yönünde menfi yada müspet kanaat bildirilemediği, alacaklının bu rapora itirazı üzerine alınan Adli Tıp Kurumu’nun 13.9.2019 tarihli raporunda da imzanın borçlunun eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediğinin bildirildiği görülmektedir. Bu durumda bilirkişi raporlarında yer alan belirsizliğin borçlu lehine yorumlanması zorunludur. Zira takibe başlayan ve icra dosyasına sunduğu bonodaki imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklı olup, bu iddiayı ispat külfeti de alacaklıya aittir (HGK’nun 26.04.2006 tarih ve 12-259/231 sayılı kararı).
O halde, mahkemece alınan raporların içeriğine göre, borçlunun imzaya itirazının kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeler ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24/09/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.