YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5523
KARAR NO : 2021/10603
KARAR TARİHİ : 24.11.2021
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklının kamulaştırmasız el atmadan kaynaklı tazminat alacağına dayalı ilamlı icra takibi başlattığı, ilamın kesinleşmesinden sonra alacağa en yüksek faizin işletilmesi talebinin 11/02/2020 tarihli müdürlük işlemi ile reddi üzerine alacaklının işlemin iptali için mahkemeye başvurduğu, İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verildiği, alacaklının istinaf yoluna başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince şikayetin kabulü ile “31/10/2020” tarihli icra müdürlüğü kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bir mahkeme kararının gerekçesi, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların, o dava yönünden, hukuk düzenince, hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur. Bütün mahkemelerin ve her türlü kararların gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nun 27 ve 297. maddeleri işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28.04.2010 gün ve 2010/11-195 E., 238 K. sayılı usulden bozmayı kapsayan ilamının gerekçesinde de vurgulandığı üzere, “Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.”
Nitekim, 07.06.1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan “Gerekçenin, ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği, yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye vurgu yapılmıştır.
Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama, gerek yargı erki ile hakimin, gerek mahkeme kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile bağdaşmaz.
Somut olayda; şikayet eden alacaklının 11.02.2020 tarihli icra memuru işlemini şikayete konu ettiği ancak Bölge Adliye Mahkemesince şikayete konu edilmeyen 31.01.2020 tarihli icra memuru kararı incelenerek sonuca gidildiği görülmekle her ne kadar temyize gelen borçlu ise de Bölge Adliye Mahkemesince şikayet konusu yapılmayan işlemin iptal edilmesi doğru görülmeyip bu husus resen gözetilmiştir. Ayrıca Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde istem özeti kısmında 11/02/2020 tarihli işlemin iptalinin talep edildiği yazılmakla, değerlendirme kısmında 31.01.2020 tarihli icra müdürlüğü kararından bahsedildiği, hüküm kısmında ise 31.10.2020 tarihli kararın kaldırılmasına karar verilerek HMK’nın 297. maddesine aykırı olarak kararın gerekçesi ile hüküm kısmı arasında çelişki meydana getirildiği de görülmektedir.
O halde, Bölge Adliye Mahkemesince şikayet eden alacaklının şikayetine yönelik olarak istinaf başvurusunun esası incelenerek, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 373/1. maddesi uyarınca, … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi’nin, 04/03/2021 tarih ve 2020/1151 E.- 2021/542 K. sayılı kararının (BOZULMASINA), bozma nedenine göre borçlunun temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, harç alınmasına yer olmadığına, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24/11/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.