Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2021/7002 E. 2021/8792 K. 12.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7002
KARAR NO : 2021/8792
KARAR TARİHİ : 12.10.2021

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Adi kiraya ve hasılat kiralarına ait örnek 13 ilamsız takipte, borçlunun alacaklının mal varlığı TMSF’ye devredildiğinden, takibin düşmesi gerektiği, alacaklı tarafından yetkilendirilen … isimli kişiye kira bedellerinin ödendiği, borcunun bulunmadığı, temerrüt halinin söz konusu olmadığını belirterek asıl alacağa ve işlemiş faize itirazıyla duran takipte alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye talebinde bulunduğu, mahkemece itirazın kaldırılması ile tahliye talebinin reddine karar verildiği, borçlunun istinaf yoluna başvurması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince kira sözleşmesinde kiraya verenin imzasının bulunmadığı, kira sözleşmesini ispat külfetinin alacaklıya ait olduğu ve alacaklının KHK ile malvarlığı haklarına el konulmuş olması nedeni ile kira sözleşmesinden kaynaklı alacak için takip yapma ve dava açma hakkı bulunmadığı gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
İcra ve İflas Kanunu’nun 269/2. maddesi hükmü gereğince ödeme emrinin tebliği üzerine borçlu yedi gün içinde itiraz sebeplerini aynı yasanın 62. maddesi hükümleri dâhilinde icra dairesine bildirmeye mecburdur. Borçlu itirazında kira akdini ve varsa buna ait mukavelenamedeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmez ise, akdi kabul etmiş sayılır. İcra ve İflas Kanunu’nun 269/c maddesine göre borçlu akdi reddetmeyip kiranın ödendiğini veya sair bir sebeple istenemeyeceğini bildirerek itiraz etmiş ise, itiraz sebeplerini ve isteğini noterlikçe re’sen tanzim veya imzası tasdik edilmiş veya alacaklı tarafından ikrar olunmuş bir belge ile ispat etmeye mecburdur.
Somut olayda davalı borçlunun itiraz dilekçesinde, takip talebi ekinde sunulan “Kira Sözleşmesi” başlıklı belgedeki imzaya açıkça itiraz etmediği gibi taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunduğunun inkar edilmediği, alacaklı tarafından yetkilendirilen … isimli şahsa ödemelerde bulunduğunu ileri sürerek takibe ve borca itiraz ettiği görülmektedir. Borçlunun kira ilişkisine ve sözleşme altındaki imzasına açıkça itiraz etmeyip itirazını ödeme olgusuna dayandırdığına göre artık kira ilişkisinin varlığı icra mahkemesince incelenemez. İİK’nun 269/2. maddesi gereğince kira ilişkisinin ve kira miktarının kesinleştiğinin kabulü gerekir. Bu durumda davalı borçlu kiranın ödendiğini veya sair bir sebeple istenemeyeceğini İİK’nun 269/c maddesinde belirtilen belgelerle kanıtlamak durumundadır. Borçlunun ödeme iddiasını ispat için sunduğu dekontlarda atıf olmayıp takibe

konu kira borcu için yapılmış ödemeler olduğu anlaşılamadığından sunulan dekontların İİK’nın 269/c maddesinde belirtilen belgelerden olmadığı dolayısıyla borçlu ödeme iddiasını ispatlayamadığından itirazının kaldırılmasına ve takibin devamına karar verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Ayrıca, alacaklının mal varlığına yargılama sırasında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca el konulmuş olup İstanbul 1.Sulh Ceza Hakimliğinin 09.01.2019 tarihli ve 2019/103 D.iş sayılı kararıyla Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun kayyım olarak atandığı, fon kurulunun değişik kararları ile alacaklının malvarlığı kayyım temsilciliklerine atamalar yapıldığı, kayyım tarafından dosyaya Beşiktaş 8.Noterliğinin 07.02.2019 tarih 02145 yevmiye numaralı vekaletnamesinin sunulduğu bu hali ile alacaklının davada taraf ehliyetinin bulunduğu anlaşılmış olup borçlunun bu hususa ilişkin itirazının da yerinde olmadığı görülmüştür.
Öte yandan; İİK nun 269-d maddesi göndermesi ile İİK’nın 68.maddesi gereğince alacaklı itirazın kendisine tebliğinden itibaren 6 ay içinde itirazın kaldırılmasını talep edebilir. Takip dosyası kapsamından borçlunun itirazının alacaklıya tebliğ edilmediği anlaşıldığından 28.06.2018 tarihinde açılan dava süresindedir. İlk derece mahkemesince ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren altı ay içinde tahliye davası açılmadığı gerekçesi ile süresinden sonra açılan tahliye davasının reddine karar verilmesi isabetsiz olup temerrüt olgusu oluşmuş ve tahliye işleminin kabulü gerekirse de alacaklı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmadığından, alacaklının bu konuya hasren temyiz hakkı bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
O halde Bölge Adliye Mahkemesince borçlunun istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesinin 25/05/2021 tarihli, 2019/2113 E. 2021/1209 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.10.2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.