Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2021/7753 E. 2021/9231 K. 20.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7753
KARAR NO : 2021/9231
KARAR TARİHİ : 20.10.2021

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki 3. kişi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Davacı üçüncü kişi vekili, haciz yapılan süt ürünleri fabrikası ve idare binasının mülkiyetinin müvekkili şirkete ait olduğunu, anılan binayı içerisinde bulunan ve üretimde kullanılan demirbaşlar ile birlikte 10.06.2013 tarihinde borçlu şirkete noterde düzenlenen sözleşme ile kiralandığını, kira sözleşmesinin ekinde demirbaş listesinin bulunduğunu, demirbaşların tamamının üçüncü kişi şirketin demirbaş defterine kayıtlı olduğunu belirterek istihkak iddiasının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haczin borçlunun huzurunda yapıldığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, borçlu şirkete ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste haciz yapıldığı, tanıklardan …’ın icra dosyasında borçlu…’ın kardeşi olduğu dikkate alınarak davacı tanıklarının beyanlarına itibar edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı üçüncü kişi vekilince ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, ödeme emrinin borçlu şirkete tebliğ edildiği adreste hacizlerin gerçekleştiği, davacının delil olarak gösterdiği kira sözleşmesi ile envanter defteri içeriğinden dava konusu mahcuzların seri no, renk, marka, model gibi ayırt edici özellik bakımından haczedilen menkullerin davacı şirkete ait olduğu hususu kesin bir biçimde ispatlanamadığı, tanık beyanlarının da haczedilen malların davacı şirkete ait olduğu noktasında başlı başına bir ispat aracı olamayacağı, davacı üçüncü kişinin mülkiyet karinesinin aksini sağlam ve güçlü deliller ile ispatlayamadığı gerekçesi ile davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi üzerine; istinaf kararı davacı üçüncü kişi vekili tarafından bu kez temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’ nın 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dava konusu haciz, borçluya ödeme emrinin tebliği edildiği ve dayanak senet adresinde yapılmış olup haciz adresi borçlu şirketin ticaret sicil adresidir. Buna göre, İİK’nın 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksinin davacı üçüncü kişi tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir. Davacı üçüncü kişi delil olarak haciz yapılan taşınmazının maliki olduğuna dair tapu kaydı sunmuş olup maliki olduğu fabrikayı demirbaşları ile birlikte borçlu şirkete
borcun doğumundan önceki bir tarihte … 62. Noterliği tarafından düzenlenen 10.6.2013 tarihli kira sözleşmesi ile kiraya verdiğini iddia etmesine rağmen bu doğrultuda yapılan inceleme ve araştırma karar vermeye yeterli görülmemiştir. Davacı üçüncü kişi ile borçlu şirkete ait ticari defterler ile yapılan kira ödemelerini gösterir kayıtların getirtilerek mali müşavir bilirkişiye inceleme yaptırılmak sureti ile davacı ile borçlu arasındaki kira ilişkisinin gerçek bir kira ilişkisi olup olmadığı, kira bedeli ödemelerinin defter kayıtlarında yer alıp almadığının araştırılması; ayrıca kira sözleşmesinin ilgili Vergi Dairesine bildirilip bildirilmediği ve şirketin kira parası, stopaj ödeyip ödemediğinin saptanması,ayrıca mahcuzların tarafların demirbaş kayıtlarında yer alıp almadığının belirlenmesi, incelenen defterlerin açılış ve kapanış tasdikinin yapılıp yapılmadığı, defterlerin usule uygun tutulup tutulmadığı, sahibi lehine delil vasfı taşıyıp taşımadığı hususları da nazara alınarak bu araştırma sonucu elde edilecek bilgi ve belgelerin dosyada bulunan bütün deliller ile birlikte değerlendirilmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK’nin 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.