YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10154
KARAR NO : 2023/4652
KARAR TARİHİ : 06.07.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı/şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Şikayetçinin, İİK’nın 89. maddesine göre gönderilen birinci, ikinci ve üçüncü haciz ihbarnamesi tebligatlarının usulüne uygun yapılmadığını ileri sürerek, tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olan ”12.07.2021” olarak düzeltilmesi, 89/1 haciz ihbarnamesine yapılan itirazın süresinde olduğunun tespiti ile itirazın reddine dair icra müdürlüğü kararının kaldırılması ve dosya borçlusu olarak kaydedilen şirketin kaydının silinmesi istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, İlk Derece Mahkemesince; şikayetin reddine karar verildiği, şikayetçinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
7201 sayılı Tebligat Kanununun 12 ve 13. maddeleri ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 20 ve 21. maddelerinde, tüzel kişilere ve ticari işletmelere tebligat ile tüzel kişilerin memur ve müstahdemlerine tebligatın nasıl yapılması gerektiği açıklanmıştır.
7201 sayılı Tebligat Kanununun 12. maddesinde; “Hükmi şahıslara tebliğ, salahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise, yalnız birine yapılır. Bir ticarethanenin muamelelerinden doğan ihtilaflarda, ticari mümessiline yapılan tebliğ muteberdir”, 13. maddesinde ise; “Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mutat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır” hükümleri yer almaktadır.
Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 21. maddesinde ise; “(1) Tüzel kişiler adına tebligatı almaya yetkili kişiler, herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmamaları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde olmaları durumunda tebliğ, tüzel kişinin o yerdeki sürekli çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. (2) Ancak, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde görev itibariyle tebligatın muhatabı olan tüzel kişinin temsilcisinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle görevlendirilmiş bir kişi olması gereklidir. (3) Bu kişilerin de bulunmaması halinde, bu husus tebliğ mazbatasında belirtilir ve tebliğ, o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılır” hükümleri yer almaktadır.
Somut olayda; şikayetçinin ticaret sicil kaydına göre …A.Ş. olan ünvanının 18.08.2014 tarihinde 1299 … A.Ş. olarak değiştirildiği, her iki şirketin aynı şirket olduğu, şikayetçi adına çıkartılan 89/1 ve 89/3 haciz ihbarnamelerinin Ankara Spor Kulubü adına “şirket yetkilisi iş nedeniyle adres dışında olduğunu ve muhatabın daimi çalışanı olduğunu beyan eden Berşan Can Okan imzasına tebliğ edildi” açıklamasıyla, 89/2 haciz ihbanamesin de “şirket yetkilisi iş nedeniyle adres dışında olduğunu ve muhatabın daimi çalışanı olduğunu beyan eden Barış Karanfil imzasına tebliğ edildi” açıklamasıyla tebliğ edildiği görülmekte olup, şikayetçi adına kendisine tebligat yapılan şahısların, görev itibariyle şirket temsilcisinden sonra gelen bir kimse olup olmadığının tebliğ evrakında tesbit edilmediği, bu durumda şikayetçi şirket adına yapılan haciz ihbarnamesi tebligatlarının 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 12 ve 13. maddeleri ile Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 20 ve 21. maddelerine aykırı olduğu görülmektedir.
Öte yandan Tebligat Kanunu’nun 32. maddesine göre de “Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur.” Şikayetçinin bildirdiği öğrenme tarihi esas olup, bu tarihin aksi karşı tarafça ancak yazılı belge ile ispatlanabilir. Hukuk Genel Kurulu’nun 12.02.1969 tarih ve 1967/172-107 sayılı kararında da benimsendiği üzere, beyan edilen öğrenme tarihinin aksi tanık beyanıyla ispat edilemez.
O halde İlk Derece Mahkemesince, TK’nın 32. maddesi uyarınca 89/1 haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihinin öğrenme tarihine göre düzeltilmesine, usulüne uygun olarak 89/1 haciz ihbarnamesi çıkarılmadan 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnameleri çıkarılamayacağından veya çıkarılmış olsa bile hükümsüz sayılacaklarından, İİK’nın 89. madde prosedürü usule uygun şekilde tamamlanmadan yapılan işlemlerin ve 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamelerinin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi ve istinaf başvurusunun da Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Davacı/şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca, … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 21.06.2022 tarih ve 2021/2919 E.- 2022/1681 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, … 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 03.09.2021 tarih ve 2021/423 E. – 2021/488 K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, 06.07.2023 gününde oy birliğiyle karar verildi.