YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10256
KARAR NO : 2023/3063
KARAR TARİHİ : 04.05.2023
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya elektronik olarak daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Örnek 7 ilamsız takipte borçlu icra mahkemesine başvurusunda ile boşanma aşamasında olduğunu, ilamsız takipte gönderilen ödeme emri tebligatının müvekkilinin yaşamadığı bir adrese tebliğ edilerek takibin usulsüz olarak kesinleştirildiğini, takibin dayanağı borcun halen derdest olan bir alacaktan kaynaklandığını belirterek gecikmiş itirazının kabulü ile borca ve ferilerine itirazlarının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk derece mahkemesince; ödeme emri ilk tebligatında adresin kapalı olduğunun İsmail beyden sorulduğu, 03.07.2020 tarihinde bilgi alınan kişinin imzadan imtina ettiği, söz konusu tebligatta bilgi veren şahsın soyadı tutanakta yer almadığını, sıfatı belirtilmediğinden usulüne uygun bir araştırma yapıldığının kabul edilemeyeceğini, TK 21/2 uyarınca çıkartılan 07.08.2020 tebliğ tarihli tebligatın da buna göre usulsüz olacağından, ayrıca muhatabın bu adreste oturduğunun araştırılmadığı gibi, davalının ödeme emrinde (takip talebinde) belirttiği adresinin de aynı adres olması nedeniyle hasma tebliğ yasağına göre yapılan tebliğ işlemlerinin usulsüz olduğunun anlaşıldığı gerekçeleriyle; davacıya ödeme emri tebliğ tarihinin İİK 32 maddesi gereğince öğrenme tarihi olarak bildirilen 01.02.2021 olarak düzeltilmesine, ilamsız takip olması nedeniyle vaki itirazın icra dairesinde ileri sürülmesi gerektiğinden itiraz hususunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Alacaklı vekilinin kararı istinaf etmesi üzerine; Bölge Adliye Mahkemesince şikayet dilekçesinde şikayetçi borçlunun ödeme emri tebligat adresinde tebligat tarihinde oturduğu yönünde bir iddiasının olmadığı, iade olan ödeme emri tebligatında ismi yazılı, soyadı yazılı olmayan kişinin alacaklı İsmail olduğunun, bu adreste yaşayan davalı …’in beyanın alındığı dava dilekçesi ve davalının istinaf dilekçesiyle sabit olduğu, Tebligat Yasasının 39. maddesinde düzenlenen hasıma tebligat yasağı muhatap adına hasıma tebligat yapılması halinde uygulanabilecek bir madde olup ödeme emri tebligatı iade edildiği için bu yasal düzenleme uygulanamayacağından, ödeme emri tebligatının iadesinin ve ardından aynı adrese Tebligat Yasasının 21/2 maddesine göre ödeme emrinin tebliğinin hukuka uygun olduğu, dava dilekçesinde gecikmiş itirazdan bahsedilmişse de gecikmiş itiraz nedeni olabilecek “bir mani” olduğu iddia edilmemiş ve kanıtlanmamış olduğu gerekçesiyle; şikayetin reddine karar verilmesi gerektiğinden istinaf başvurusunun esastan kabulüne ve şikayetin reddine karar verilmiştir.
Tebligat Kanunu 21. madde nazara alındığında muhatabın öncelikle bilinen en son adresine tebligat çıkartılmasının gerektiği, somut olayda çıkartılan ve iade edilen tebligat parçası incelendiğinde ” gösterilen adres kapalı olup İsmail bey beyanına göre, muhatabın adresten adres bırakmadan ayrıldığı, muhatabın tc nosu belirtilmediğinden muhtar tarafından kaydına bakılamamıştır. Muhtar beyanıyla iade.” şeklinde yapıldığı, belirtildiği üzere tebligatta adresin kapalı olduğunun posta memuru tarafından tespit edildiği halde alacaklı İsmail’ in beyanının alındığı ve tebligatın üzerine ”taşındı” şeklinde şerh düşüldüğü, dosya kapsamındaki tüm beyanlardan anlaşılacağı üzere alacaklı ve borçlu şikayet eden arasında husumet bulunduğu, dolayısıyla davalı …’in muhatabın taşındığına ilişkin beyanına itibar edilemeyeceği, bu durumda araştırma yapılmaksızın aynı adrese TK 21/2 maddeye göre tebligat yapılması usule aykırı olup, adresin ” bilinen adres” olarak kabulü mümkün olmayacaktır.
Tüm bu açıklamalar ışığında; yapılan tebligatın usulsüz olduğunun kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ :
Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.05.2023 gününde oy birliğiyle karar verildi.