YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10482
KARAR NO : 2023/3320
KARAR TARİHİ : 11.05.2023
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1384 E., 2022/1256 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9. İcra Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/409 E., 2021/483 K.
Taraflar arasındaki imzaya ve borca itiraz nedeniyle yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince imzaya itirazın kabulü ile muteriz borçlu hakkındaki takibin durdurulmasına, taraflar arasında yüzyüzelik olmadığından davalı alacaklı aleyhine tazminata ve para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararın davalı alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı alacaklı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasına işin ivediliği ve niteliği nedeniyle 5311 Sayılı Kanunla değişik İİK’nin 366. maddesi hükmü uygun bulunmadığından bu yöndeki isteğin reddine oy birliği ile karar verildikten sonra işin esası incelendi:
I. DAVA
Borçlu keşideci itiraz dilekçesinde; davalı alacaklı tarafından başlatılan çeke dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla ilamsız takipte, keşideci imzalarının şirketin tek yetkili temsilcisi olan …’e ait olmadığını, takibe konu çeklerin tahsili için ibrazı üzerine banka tarafından imzanın keşideciye ait olmadığı şerhi düşülerek ödeme yapılmadığını, anılan çeklerin şirketin devrinden önce basılması nedeniyle devir tarihinde çeklerden haberdar olmadığını, borcunun bulunmadığını ileri sürerek imzaya ve borca itirazlarının kabulü ile davalı alacaklı aleyhine tazminat ve para cezasına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı alacaklı cevap dilekçesinde; takibe konu çeklerin iyi niyetli hamili olduğunu, muteriz şirket yetkilisi tarafından 3. kişilere çek keşide etme yetkisi verilip verilmediğinin araştırılması gerektiğini, sundukları fatura ve sair belgelerden lehtar ile keşideci arasında ticari ilişkinin varlığının ve takibe konu çeklerin bu ticari ilişki sebebi ile ileri tarihli olarak düzenlendiğinin anlaşıldığını, dayanak çeklerin iyi niyetli hamili olduğunu savunarak itirazın reddi ile muteriz borçlu aleyhine tazminat ve para cezasına hükmedilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı alacaklı tarafından muteriz borçlu ve dava dışı borçlu … … AŞ aleyhine 15.04.2020 keşide tarihli, 155.000 TL bedelli ve 10.05.2020 keşide tarihli, 140.000 TL bedelli iki adet çeke istinaden kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, bilirkişi tarafından sunulan raporda takibe konu çeklerde muteriz borçlu şirket adına atılı bulunan imzaların borçlu şirket yetkilisi …’in elinden çıkmadığının mütalaa edildiği, bilirkişi raporunun bilimsel verilere uygun ve tarafsız olarak hazırlandığı, davalı alacaklının ciranta konumunda olduğu, muteriz borçlunun keşideci olup tarafların doğrudan ilişki içinde bulunmadığı gerekçesi ile imzaya itirazın kabulü ile muteriz borçlu hakkındaki takibin durdurulmasına, taraflar arasında yüzyüzelik olmadığından davalı alacaklı aleyhine tazminata ve para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı alacaklı istinaf dilekçesinde; takibe konu çeklerin ileri tarihli düzenlendiğini ve bunu ispata ilişkin olarak cevap dilekçesi ekinde sunduğu tahsilat makbuzu ve sair belgeler incelenmeden keşide tarihinde yetkili olan …’in imzasının incelemesi ile itirazın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, takibe konu çeklerin ileri tarihli olarak, keşide tarihi olarak yazılan tarihlerden önceki dönemde yetkili olan… tarafından imzalandığından…’nun imzalarının da incelenmesi gerektiğini, keşide tarihinde muteriz borçlu şirket yetkilisi olarak … atanmış ise de bu durumun 04.06.2020 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğini, bu nedenle habardar olmalarının mümkün olmadığını, takibe konu çeklerin karekodlu olduğunu, 5941 sayılı Çek Kanununun 3/10. maddesi gereğince ileri tarihli düzenlenen çek üzerindeki karekodun sisteme kaydedildiği tarihten sonraki şirket yetkilisi değişikliğinin borçlu keşidecinin sorumluluğunu değiştirmeyeceğini, aynı imzayı içeren ve ödenen çeklerin celbi talebinin yerine getirilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılması ile itirazın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı alacaklı tarafından muteriz borçlu hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının 15.04.2020 ve 10.05.2020 keşide tarihli iki adet çek olduğu, söz konusu çekte muteriz borçlu şirketin keşideci, davalı alacaklının ciranta konumunda yer aldığı, takibe dayanak çeklerin keşide tarihinin 15.04.2020 ve 10.05.2020 olduğu, Ankara 56. Noterliğinin 14.04.2020 tarih ve 05195 sayısı ile tasdikli, 10.04.2020 tarihli 2020/03 sayılı Genel Kurul Kararı ile borçlu şirketi temsil yetkisinin …’ndan …’e devredildiği, çeklerinin keşide tarihi itibariyle borçlu şirketin münferit yetkilisinin … olduğunun anlaşıldığı, çekteki imzanın …’e ait olmadığı konusunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı, davalı alacaklının diğer iddialarının dar yetkili icra mahkemelerince değerlendirilemeyeceği, bu itibarla mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı alacaklı temyiz dilekçesinde; takibe konu çeklerin ileri tarihli düzenlendiğini ve bunu ispata ilişkin olarak cevap dilekçesi ekinde sunduğu tahsilat makbuzu ve sair belgeler incelenmeden keşide tarihinde yetkili olan …’in imzasının incelemesi ile itirazın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, takibe konu çeklerin ileri tarihli olarak, keşide tarihi olarak yazılan tarihlerden önceki dönemde yetkili olan… tarafından imzalandığından…’nun imzalarının da incelenmesi gerektiğini, keşide tarihinde muteriz borçlu şirket yetkilisi olarak … atanmış ise de bu durumun 04.06.2020 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğini, bu nedenle habardar olmalarının mümkün olmadığını, takibe konu çeklerin karekodlu olduğunu, 5941 sayılı Çek Kanununun 3/10. maddesi gereğince ileri tarihli düzenlenen çek üzerindeki karekodun sisteme kaydedildiği tarihten sonraki şirket yetkilisi değişikliğinin borçlu keşidecinin sorumluluğunu değiştirmeyeceğini, aynı imzayı içeren ve ödenen çeklerin celbi talebinin yerine getirilmemesinin hatalı olduğunu, bölge adliye mahkemesince borçlu şirketin yetkilisinin değiştiğine ilişkin genel kurul kararının ticaret sicil gazetesinde yayınlandığı tarihe değinilmediğini, çeklerin düzenlendiği tarihteki şirket yetkilisinin çekleri imzaladığı hususunun göz önünde bulundurulmadığını, istinaf sebeplerinin değerlendirilmediğini ileri sürerek temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması istemiyle birlikte Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla ilamsız icra takibinde imzaya ve borca itiraza ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 169., 169/a. Ve 170. maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile sair yasal mevzuat
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı alacaklı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 2004 sayılı Kanun’un 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun’un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.