YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10515
KARAR NO : 2023/1931
KARAR TARİHİ : 22.03.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki istihkak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı üçüncü kişi ile davalı alacaklı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı üçüncü kişi vekili; borçlu şirketin faaliyet alanının ışıklandırma üzerine olup müvekkili firmanın faaliyet alanının ise kontör ticareti olduğunu, alacaklının satışa çıkarılan dükkanın farklı icra dosyasından yapılan ihalede müvekkili şirketin ortağı/yetkilisi … tarafından satın alınması nedeniyle alacaklının müvekkili şirkete husumet beslediğini, müvekkili şirkete zarar vermek amacıyla kötü niyetli olarak müvekkili şirket merkezinde haciz yaptırdığını, hacze konu menkullerin müvekkiline ait olduğunu, ileri sürerek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı alacaklı cevap dilekçesinde; borçlu şirket ile üçüncü kişi şirket arasında mal kaçırmak amacıyla muvazaalı işlemler yapıldığını, aralarında organik bağ olduğunu, borçlu şirket ortaklarının hisselerini şirket çalışanına devrettiğini, sonrasında da sözde tasfiye sürecine başladıklarını belirterek davanın reddini istemiştir.
2. Davalı borçlu cevap dilekçesinde, üçüncü kişi ile aralarında organik bağ olmadığını, faaliyet alanlarının farklı olduğunu, merkez adreslerinin farklı olduğunu, avukat ve muhasebecilerinin aynı olmasının organik bağ için yeterli olmadığını belirterek davanın kabulünü istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; haciz yapılan adresin borçlu şirketin kayıtlarda faaliyet adresi olmadığı, adrese tebligat yapılmadığı, adresin borçlu şirkete aidiyetine ilişkin evrak bulunmadığı, haciz yapılan adresin mülkiyet, abonelikler ve diğer kayıtlar cihetinde davacı şirket adına olduğu, davacı şirket ortak ve yetkilisi … un, önceki dönemlerde borçlu şirket ortak ve yetkilisi olduğundan haciz esnasında borçlu şirkete ait 6 adet evrakın bulunmasının olağan dışı olmadığı, bulunan evrakların nicelik ve nitelik itibarıyla haciz yapılan adres ile haczedilen menkulleri borçlu şirkete ait yapacak yeterlikte olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı alacaklı, üçüncü kişi ve borçlu şirket arasında organik bağ olduğunu, davacı şirketin çalışanı iken davalı borçlu şirketi danışıklı olarak devralan ve aynı gün tasfiyeye sokan Davut …’ın, haciz esnasında “beni … tasfiye memuru yaptı ben şirketi satın almadım borçlu şirkete ait evraklar davacı … Elektronik şirketindedir” dediğini, Mahkemece eksik araştırma yapıldığını, itirazlarının dikkate alınmadığını, delillerin değerlendirilmediğini, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, hacizlerin yapıldığı adresin davacı 3. kişiye ait olduğu ve haciz mahallinde davacı 3.kişinin yetkilisinin hazır bulunduğu görülmekte ise de, davacı 3. kişinin yetkilisi ve temsilcisi olan …’un borçlu şirketin eski ortağı ve aynı zamanda yetkilisi olduğu, …’un borçlu şirketteki hisselerinin Davut …’a devrettiği, Davut …’ın 21/07/2018 tarihli kolluk ifade tutanağı ve 09/02/2016 tarihli haciz tutanağında hisse devrinin gerçek bir devir olmadığına yönelik beyanları ile hisse devrinden 3 gün sonra borçlu şirketin tasfiye sürecine girmesi ve tasfiye sürecindeki borçlu şirket ile davacı 3.kişi arasında 360.000,00 TL tutarlı ticari ilişkinin varlığı birlikte değerlendirildiğinde, 3.kişi şirketin yetkilisi olan …’un borçlu şirketteki hisselerini Davut …’a devrederek, bu şahsın tasfiye memuru gibi gösterilmesinin muvazaalı işlemler olduğu, davaya konu menkullerin defter ve belgelerde kayıtlı olmasının mevcut muvazaanın varlığını ortadan kaldırmayacağı, haciz mahallinde borçlu şirketle ilgili olarak bulunan belgeler, yine haciz mahallinde borçlu şirketin faaliyet alanına ilişkin led lamba şeritlerinin bulunuyor olması birlikte değerlendirildiğinde, mevcut istihkak davasına konu olan menkuller yönünden mülkiyet karinesinin borçlu ve dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, davacı 3.kişinin bu karinenin aksini ispat edemediği gerekçesi ile başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı alacaklı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili, 10.7.2012 tarihli hukuki mütalaa da belirtilen nedenlerle kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı alacaklı vekili, tazminat talebinde bulunulmasına rağmen olumlu olumsuz karar verilmediğini, müvekkili tarafından yatırılan gider avansından kullanılan 979.80 TL ile ilgili hüküm kurulmadığını, vekalet ücretinin eksik hesaplandığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık,üçüncü kişinin İİK’nın 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 97 ve 99. maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Davacının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dava konusu 2.2.2016 tarihli haciz, üçüncü kişi şirketin ticaret sicil adresinde yapılmakla birlikte, haciz mahallinde borçlu şirket adına güncel evraklar bulunmuştur. Borçlu şirketin ticaret sicil adresi ortağı Davut …’ın ev adresi olup anılan şahıs huzurunda 9.2.2016 tarihinde yapılan haciz sırasında, Davut … isimli şahıs, üçüncü kişi şirket ortağı …’un kendisini tasfiye memuru yaptığını, yıllardır anılan şahsın yanında çalıştığını borçlu şirkete ait tüm belgelerin üçüncü kişi şirkette olduğunu beyan etmiştir. Ticaret sicil kayıtlarına göre, üçüncü kişi şirketin ortakları… olduğu görülmüştür. Borçlu şirketin kurucu hakim ortaklarının … ve az hisseli ortağının …olduğu, hisse devri sonucunda 25.10.2011 tarihi itibari ile…’un ortak olduğu, borcun doğumundan sonra 18.6.2013 tarihinde ise Alparslan ve Ayşe …’un hisselerini Davut …’a devrettiği görülmüştür. 25.11.2011 tarihinde borçlu şirketin faaliyet alanına telefon hatlarına ait kontör alım- satımını eklediği, yine haciz mahallinde borçlu şirketin faaliyet alanı ile uyumlu led lamba şeritlerinin bulunduğu, buna göre borçlu ile üçüncü kişi arasında mal kaçırmak amacıyla muvazaalı işlemler yapıldığının kabulü gerekmiştir.
Bu durumda, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş, davacının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3. Davalı alacaklının temyiz itirazlarına gelince;
3.1.Davalı alacaklı tarafından, tazminat talebinde bulunulmuş olmakla birlikte Bölge Adliye Mahkemesi’nce bu taleple ilgili olumlu olumsuz herhangi bir karar verilmemiştir. Oysa, HMK’nın 297. maddesinde, hükmün hangi hususları kapsayacağı sayılmış olup, anılan maddenin 2. fıkrasında, hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Bu itibarla, davalı alacaklının tazminata ilişkin talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi isabetsizdir.
3.2.İlk Derece Mahkemesince hükmün 10. Bendinde davalı tarafça 997,300 TL yargılama gideri yapıldığı belirtilmesine rağmen Bölge Adliye Mahkemesi’nce davalılar tarafından yapılan yargılama gideri olmadığı belirtilmiştir. Bu durumda yargılama gideri açısından davalının yatırdığı gider avansı ve dosya kapsamı dikkate alınmaksızın karar verilmesi hatalıdır.
3.3.Mahkemece davanın esasına yönelik karar verildiğine göre, karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hacizli malların değeri ile asıl alacak miktarından hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak nispi harç ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekir.
Somut olayda, … 20 İcra Müdürlüğü’nün 2016/2927 E sayılı dosyası ile … 8.İcra Müdürlüğü’nün 2016/2028 E sayılı dosyalarından 02.02.2016 tarihinde yapılan iki ayrı haciz işlemi için aynı dava dilekçesi ile dava açılmıştır. Bu durumda, her bir icra dosyasındaki asıl alacak miktarları ile hacizli malların değerinden hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak vekalet ücreti takdiri gerekirken fazla vekalet ücretine karar verilmesi de isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Davalı alacaklı vekilinin vekalet ücret, yargılama gideri ve tazminat taleplerine yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.