Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/10701 E. 2022/13281 K. 13.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10701
KARAR NO : 2022/13281
KARAR TARİHİ : 13.12.2022

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu Muris … tereke temsilcisi … tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Borçlunun, sair fesih nedenleri ile birlikte satış ilanı tebliğ işleminin usulsüz olduğunu ileri sürerek 23.01.2018 tarihli taşınmaz ihalesinin feshi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, ilk derece mahkemesince; şikayetin reddi ile borçlu aleyhine ihale bedelinin %10’u oranında para cezasına hükmedildiği, karara karşı borçlu mirasçıları tarafından istinaf yoluna başvurulduğu, Bölge Adliye Mahkemesince; borçlunun istinaf başvurusunun kısmen reddine, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına; şikayetin reddine borçlu mirasçıları aleyhine para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına hükmedildiği, kararın borçlu mirasçıları tarafından temyiz edildiği görülmektedir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21/1. maddesinde; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru, tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır” hükmü yer almaktadır.
Madde metni, iki hali birlikte düzenlemiştir. Bunlardan ilki “adreste bulunmama”, diğeri ise “tebellüğden imtina”dır. Muhatabın adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 30. maddesinin birinci fıkrasında; “Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu
yazarak imzalaması gerekir..” hükmüne yer verildiği, Tebligat Kanunu’nun ”Tebligat Mazbatası” başlıklı 23. maddesinin 7. bendinde ”21. maddedeki durumun tahaddüsü halinde bu hususlara mütaallik muamelenin yapıldığının, adreste bulunmama ve imtina için gösterilen sebebin tebligat mazbatasına yazılmasının” emredildiği, ”Tebliğ mazbatasında bulunması gereken bilgiler ve tanzimi” başlıklı Tebligat Yönetmeliği’nin 35. maddesinin (f) bendinde ise ”30. ve 31. maddelerdeki durumların gerçekleşmesi halinde bu hususlarla ilgili hangi işlemlerin yapıldığının, adreste bulunmama ve kaçınma için gösterilen sebebin tebligat mazbatasına yazılacağının” hüküm altına alındığı görülmüştür.
Burada Yönetmeliğin 30. maddesi, tebliğ memuruna ilgilinin neden adreste bulunmadığını “tahkik etme” görevini yüklemiştir. Buna göre tebliğ memuru tahkik etmekle kalmayıp, tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu Tebligat Kanunu’nun 23/7. ve Tebligat Yönetmeliğinin 35/f bendi gereğince tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği üzere ilgilisine imzalatacaktır. Ancak bu şekilde, yapılan işlemin usulüne uygun olup olmadığı, hakim tarafından denetlenebilir. Muhatabın, tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa ya da uzun süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve bunun tevsik edilmesi halinde ancak, maddede sayılanlardan, örneğin muhtara imza karşılığı tebliğ edilip, 2 numaralı haber kağıdının kapıya yapıştırılması ve komşunun durumdan haberdar edilmesi işlemlerine geçilebilecektir. Tahkikatta muhatabın adresten kesin olarak ayrıldığının ya da öldüğünün veya tebligatın, tebliğ evrakında belirtilen tarihten önce yapılamayacağının anlaşılması halinde Tebligat Yönetmeliğinin 30. maddesinin 2., 3., 4. ve 5. fıkraları gereğince işlem yapılacaktır. Bu itibarla; Tebligat Yönetmeliğinin 30. maddesinde öngörülen şekilde ve maddede belirtilen kişilere sorularak imzaları da alınmak suretiyle, imzadan çekinmeleri halinde, bu husus da belirtilerek, Tebligat Yönetmeliğinin 35. maddesi gereğince muhatabın adreste geçici olarak bulunmama sebebi ve tevziat saatlerinden sonra geleceği “tevsik edilmeden”, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre yapılan tebligat işlemi geçersizdir.
Somut olayda, şikayetçi borçluya tayin edilen vasi görevden alınıncaya kadar ve yenisi göreve başlayıncaya kadar mevcut vasinin görevi devam edeceği anlaşılmakla vasi … adına gönderilen satış ilanı tebligatının 18.12.2017 tarihinde, “Adres tevziat saatlerinde kapalı olup en yakın komşusu isim ve imzadan imtina ederek muhatabın çarşıda olduğunu beyan etti TK 21 maddesine göre mahalle muhtarının imzasına tebliğ edildi. 2 nolu haber kağıdı kapıya yapıştırıldı. İsim ve imzadan imtina eden komşusuna haber verildi.” şerhi verilerek 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre tebliğ edilmek istendiği görülmektedir. Ancak tebligatta muhatabın çarşıda olduğunu bildiren komşunun ad ve soyadı alınmadan ve haber verilen komşunun ad ve soyadı belirtilmeden yapılan tebligat bu hali ile 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesi ile Tebligat Yönetmeliği’nin 30 ve 35. maddeleri hükümlerine uygun yapılmadığından usulsüzdür.
Satış ilanı borçlu vekili olduğu iddia edilen Av. …’na da tebliğ edilmiş ise de: Gaziantep 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/671 E. 2016/16 K. sayılı dosyasından verilen kararın 02.02.2017 tarihinde takip dosyasına girdiği , Gaziantep 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/671 E. 2016/16 K. sayılı dosyası ve Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/1136 E. sayılı görevsizliğe ilişkin dosyası UYAP üzerinden incelendiğinde ; Gaziantep 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/671 E. 2016/16 K. sayılı dosyasında …’nün vekaletnamesinin bulunmadığı , ancak bu dosyanın kökeninin Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/1136 E. sayılı görevsizliğe ilişkin dosya olduğu, işbu dosyanın cevap dilekçesi ekinde …’nün bizzat verdiği
Gaziantep 4. Noterliğinin 07.04.2014 tarih ve 13225 nolu vekaletnamesinin bulunduğu oysa borçlu …’nün Gaziantep 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 29.09.2014 tarih ve 2014/692 E. 2014/1627 K. sayılı kararı ile kısıtlandığı, TBK’nun 513.maddesi uyarınca vekalet ilişkisinin kısıtlanma ile sona erdiği anlaşılmıştır. Bu durumda … vekili sıfatıyla Av. …’na yapılan satış ilanı tebliğinin, yetkisiz vekile tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
İİK’nun 127. maddesi gereğince; taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçlu/vekil/vasiye tebliğ edilmelidir. Şikayet eden borçlunun vasisine satış ilanının usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir.
O halde Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda, şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm tesisi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 02.06.2022 tarih ve 2022/426 E. – 2022/1633 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.12.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.