Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/10763 E. 2023/1263 K. 01.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10763
KARAR NO : 2023/1263
KARAR TARİHİ : 01.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen istihkak iddiasının reddi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı alacaklı; borçluya ait menkullerin haczedildiğini, haksız olarak istihkak iddiasında bulunulduğunu açıklayarak davanın kabulü ile üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı üçüncü kişi cevap dilekçesinde; menkulleri bedeli karşılığında satın aldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemesinin 26/01/2016 tarihli ve 2015/364 Esas, 2016/32 Karar sayılı kararıyla; tanık beyanı ile de doğrulandığı üzere üçüncü kişinin iflas ettiğini bildiği borçlu firmaya ait makineyi değerinin çok altında bir fiyata satın aldığı, bu durumun basiretli bir tacire uygun olmadığı, mal kaçırma amacını bildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı üçüncü kişi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 9.02.2019 tarih, 2016/6333 Esas, 2019/1621Karar sayılı kararı ile, dava konusu haczin davalı üçüncü kişinin adresinde ve borçlunun yokluğunda yapılmış olduğu, haciz mahallinde borçluya ait evrak bulunmadığı, mülkiyet karinesinin davalı 3. kişi lehine olduğu, karinenin aksinin alacaklı tarafından ispat edilmesi gerektiği, alacaklının iddialarının ispatlanması açısından Mahkemece üçüncü kişi ve borçlunun satışa ilişkin ödeme belgeleri, defter kayıtları ile dosyadaki mevcut delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle kararı bozulmuştur.

B. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 7/09/2021 tarihli duruşmada davacı vekiline 500,00 TL bilirkişi ücretinin yatırılması için iki haftalık kesin süre verildiği, davacı vekilince bilirkişi ücretinin yatırılmadığı, 02/11/2021 tarihli duruşmada ise bu kez iki haftalık kesin süre verildiği, ancak davacı vekilinin verilen kesin süreye rağmen bilirkişi ücretini yatırmadığı, bu haliyle davacının davasını ispatı için gerekli hususları yerine getirmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı alacaklı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı alacaklı vekili, ara kararların yokluklarında verildiğini ve taraflarına tebliğ edilmediğini, kesin süre içinde davalının ticari defterlerini sunmadığını, gider avansının ne kadar eksik olduğunun belirlenmediğini, davayı ispatlar tüm deliller sunulduğundan ispat yukunun davalıya geçtiğini, bilirkişi ücretinin davalı tarafındna yetirilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, alacaklının İİK’nın 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
İİK 96, 97 ve 99. maddeleri

3. Değerlendirme
Mahkemece uyulan bozma ilamı gereği, 7.9.2021 tarihli duruşma da davacı vekiline 500,00 TL bilirkişi ücretinin ikmal edilmesi için iki haftalık süre verilmesine karar verilmiş, anılan duruşma için davacı vekilinin mazeret dilekçesi sunduğu anlaşıldığından Mahkemece mazeretin kabulü ile duruşma zaptının davacı vekiline tebliğine şeklinde ara karar kurulmuştur. Ne var ki, anılan duruşma zaptı davacı vekiline tebliğ edilmemiştir. Mahkemece, 2.11.2021 tarihli duruşma da ise, mazeret dilekçesi sunan davacı vekilinin mazeretinin kabulü ile duruşma günün uyap sisteminden öğrenilmesine; bilirkişi ücretini yatırması için davacı vekiline iki hafta kesin süre verilmesine karar verilmiştir.
Tarafların duruşmalarda hazır olmaları halinde bir sonraki duruşma günü ve saati taraflara tefhim edilmek suretiyle bildirilir. Taraflardan biri veya vekili mazereti nedeniyle belirtilen gün ve saatte duruşmaya gelmemiş, mazeret dilekçesi göndermiş, mahkemece de bildirilen mazeret kabul edilmiş ise, mazeret bildiren tarafa tensip edilecek duruşma gününün davetiye ile bildirilmesi gerekir. Zira duruşma gününün gelmeyen tarafa davetiye ile bildirilmesinde yasal zorunluluk bulunmaktadır. Yasada bulunmayan bir kurala dayanılarak duruşma gününün UYAP sistemi üzerinden öğrenmesi taraflardan istenemez. Buna göre, Mahkemece 2.11.2021 tarihli celse de davacının savunma hakkını kısıtlar şekilde ”UYAP’tan öğrenmesine” şeklinde ara karar tesis edilmesinin hatalı olduğu anlaşılmış, anılan ara kararda kesin süreye ilişkin ihtaratın tarafa bildirilmesine dair bir ibareye dahi yer verilmediği görülmüştür.
Bu durumda, davacı vekiline ihtarlı, kesin süre verilmesine ilişkin ara karar tebliğ edilmeyerek karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, kararın bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;

Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Kararın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

01.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.