YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11125
KARAR NO : 2023/3499
KARAR TARİHİ : 18.05.2023
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı/borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine faturadan kaynaklı hakediş alacağı için genel haciz yoluyla icra takibi yapıldığı, borçlunun, icra müdürlüğüne başvurarak, asıl alacağın 8.000 TL sine ve işin ticari nitelikte olmaması sebebiyle alacağa ticari faiz uygulanamayacağını ileri sürerek faize ve faiz oranına itiraz ettiği, alacaklı tarafından, faize yapılan itirazın kaldırılması talebiyle icra mahkemesine başvurulduğu ilk derece mahkemesince; TTK’nun 19/2 maddesine göre alacaklı şirketin tacir olduğu, takip konusu faturalardan kaynaklı hak edişe ilişkin alacak,alacaklının ticari işletmesi ile ilgili olduğu için takip konusu alacağa ticari faiz istenmesi kanuna uygun olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile faiz oranına yapılan itirazın kaldırılmasına karar verildiği, kararın borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine bölge adliye mahkemesince; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, davalı borçlu tarafından kararın temyiz edildiği anlaşılmıştır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 68/1. maddesi gereğince; talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenit ise, alacaklı itirazın kaldırılmasını isteyebilir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 16/2.maddesinde “Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya ister kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılmazlar.” düzenlemesi yer almaktadır.
(HGK’nun 16.09.2015 tarih 2015/15-440 E. 2015/1769 K. vurgulandığı üzere belediyelerin tacir olarak kabulü mümkün olmadığı gibi davacı alacaklının tacir olması ve işlerinin ticari olması ilkesi burada işlevsiz hale gelmiştir.. Bu durumda, davalı borçlu tacir olmadığına göre takipte ticari faiz ile sorumlu tutulması doğru değildir.
O halde mahkemece, faize ve oranına yönelik itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi ve bölge adliye mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddi isabetsiz olup bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılması ve ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin 21/06/2022 tarih ve 2020/2563 E.- 2022/1348 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 373/1. maddesi uyarınca, (KALDIRILMASINA), Büyükçekmece 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 10/09/2020 tarih ve 2019/1966 Esas – 2020/1116 Karar sayılı kararının (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.