Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/11140 E. 2023/3506 K. 18.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11140
KARAR NO : 2023/3506
KARAR TARİHİ : 18.05.2023

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Kabul/İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması/Yeniden hüküm
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki takibin iptali istemi ile yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verilmiştir.

Kararın şikayetçi ipotekli taşınmaz maliki üçüncü kişi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, şikayetin kabulü ile icra emrinin iptaline karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi ipotekli taşınmaz maliki üçüncü kişi ve davalı/alacaklı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
İpotekli taşınmaz maliki üçüncü kişi şikayet dilekçesinde; davalı alacaklı tarafından asıl kredi borçlusu hakkında başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takipte, asıl borçlunun itirazı üzerine davalı alacaklı tarafından itirazın iptali davası açıldığını, İstanbul 9. Tüketici Mahkemesi’nin 26.12.2017 tarihli, 2014/952 E. – 2017/1064 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne ve itirazın kaldırılmasına karar verildiğini, bu süreçte ipotekli taşınmazı satın aldığını, tarafına icra emri gönderildiğini, itirazın iptali ilamının takip dosyasına ibraz edilmediğini, icra emrinde ilamın belirtilmesi ve ilama atıf yapılması gerekirken bu usule uyulmadığını, böylece alacak miktarının mahkeme ilamı ile belgelendirilmediğini, itirazın iptali ilamına karşı istinaf yoluna başvurduğundan kararın kesinleşmediğini, icra emrinde ilama aykırı taleplerde bulunulduğunu, dosya hesabı ile tarafına gönderilen icra emrindeki alacak kalemlerinin örtüşmediğini ve ilama aykırı olduğunu, takibe konu ipotek teminat ipoteği niteliğinde olduğundan Bsmv ve sair isim altında alacak talep edilemeyeceğini ileri sürerek icra emrinin ve takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı alacaklı cevap dilekçesinde; faize faiz işletilmesinin söz konusu olmadığını, şikayetçi ipotekli taşınmaz maliki 3. kişi tarafından mükerrer Bsmv talep edildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, işleyen faiz ile birlikte ödenecek Bsmv miktarının da arttığını, asıl alacağa tahsil harcı eklenerek tahsil harcına faiz işletilmesinin söz konusu olmadığını, şikayetçiye muacceliyet ihtarnamesi tebliğ edildiğini, alacağın itirazın iptali ilamı ile belgelendirildiğini, itirazın iptaline ilişkin mahkeme ilamının icra emrinin ekinde yer almasının zorunlu olmadığını, takip öncesinde şikayetçinin dosya hesabının mahkeme ilamına aykırı olduğunu iddia ederek ilamdan haberdar olduğunu ikrar ederken icra emrinde mahkeme ilamının belirtilmediğini ileri sürerek icra emrinin iptalini talep etmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, itirazın iptali ilamının icra takibine konu olması için kesinleşmesinin gerekmediğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı alacaklı tarafından dava dışı borçlu … tarafından kullanılan kredi sonrasında davalı alacaklı lehine tesis edilmiş ipoteğe dayalı olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığı, takip konusu asıl kullanılan kredi alacağına işlemiş faizlerin de hesaplanması ile belirlenen toplam miktar üzerinden takibe devam edildiği, dosyanın faiz oranı ve sair şikayetlerin incelenmesi için hesap uzmanı bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi kök raporunda takibe konu edilebilecek alacak miktarının 220.247,47 TL olması gerektiği, takibe konu edilebilir rakama göre 10.05.2018 tarihinde yapılan dosya hesabının ise 377.590,14 TL olması gerektiği neticesine vardığı, itirazlar üzerine alınan ek bilirkişi raporunda ise, %9,24 faiz oranına göre yapılan hesaplamaya göre takibe konu edilebilir alacak toplamının 220.247,47 TL, dosya hesabının ise 372.840,19 TL olması gerektiği, %12 faiz oranına göre yapılan hesaplamada ise, asıl alacak toplamına göre dosya hesabının 394.792,19 TL olması gerektiği, kesinleşmiş takibin açıklama kısmında asıl alacağa yıllık %12.01 temerrüt faizinin uygulanmasının talep edildiği, bu faiz oranına göre yapılan hesaplamaya göre ise, icra müdürlüğünün 11.05.2018 günlü dosya hesabının yerinde olduğu gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi ipotekli taşınmaz maliki üçüncü kişi istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Şikayetçi ipotekli taşınmaz maliki üçüncü kişi istinaf dilekçesinde; icra emrindeki dosya hesabı tarihinin 02.04.2018 olduğunu, buna rağmen bilirkişi tarafından 11.05.2018 tarihi esas alınarak hesap yapılmasının hatalı olduğunu, dosya hesabının 02.04.2018 olmasının dahi icra emrinin iptalini gerektirdiğini, ipoteğin, davalı alacaklı tarafından dava dışı asıl borçluya kullandırılan kredinin teminatı niteliğinde olduğunu, bu nedenle kayıtsız şartsız borç ikrarını içermediği için icra emri düzenlenemeyeceğini, İstanbul 9. Tüketici Mahkemesince verilen ilamın davanın tarafları olan davalı alacaklı ile dava dışı asıl kredi borçlusu …’ı bağladığını, ilamda hükmedilen masraflardan sorumlu tutulamayacağını, söz konusu kalemlerin asıl alacağa eklenerek tahsilinin talep edilmesinin mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, kaldı ki bilirkişi raporlarındaki hesaplamaların da hatalı olduğunu, icra emrinde asıl alacağa tahsil harçları da eklenerek yeniden faiz işletildiğini, icra emrinde hem asıl alacağa, hem işletilmiş faiz miktarına, hem de BSMV’ye yeniden faiz uygulandığını, takip tutarının bu hesaplama ile belirlenmesinin yasaya aykırı olduğunu, icra emrinde itirazın iptali ilamının belirtilmemiş olmasının icra emrinin usule aykırı olduğunu gösterdiğini ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılması ile şikayetin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı alacaklı tarafından dava dışı borçlu … hakkında başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takipte, (aynı zamanda ipotekli taşınmaz maliki olan) borçlunun borca ve fer’ilere itirazı üzerine takibin durduğu, davalı alacaklı tarafından açılan itirazın iptali davasında İstanbul 9. Tüketici Mahkemesinin 26.12.2017 tarihli, 2014/8952 E – 2017/1064 K sayılı ilamı ile borçlunun itirazının kısmen kaldırılarak takibin devamına karar verildiği, yargılama sürerken ipotekli taşınmazın 2/3 hissesinin ipotek yükü ile birlikte şikayetçi 3. kişi tarafından 29.07.2015 tarihinde satın alındığı, davalı alacaklının anılan ilamı takip dosyasına sunarak icra müdürlüğünden takipten sonra taşınmazı satın alan ve borçtan şahsen sorumlulukları bulunmayan ipotekli taşınmaz maliklerine mahkeme ilamında hükmedilen tutarları içerecek şekilde hesaplama yapılarak icra emri gönderilmesini talep ettiği, icra müdürlüğünce 02.04.2018 ve 11.05.2018 tarihli hesap tablolarının çıkarıldığı, ancak 02.04.2018 tarihli hesap tablosunda belirlenen tutarlar dikkate alınarak icra emri düzenlenmek suretiyle şikayetçi ipotekli taşınmaz malikine icra emri tebliğ edildiği, tapu kayıtlarında İİK’nın 150/c maddesi uyarınca takip dosyasından konulan bir şerhin bulunmadığı, takibe itiraz üzerine dava dışı borçlunun itirazı kısmen iptal edildiğine ve davalı alacaklının elinde artık ilam bulunduğuna göre, bu durumda taşınmazı takipten sonra satın alan şikayetçi ipotekli taşınmaz malikine icra emri gönderilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, ancak, şikayetçiye itirazın iptali kararı gereğince gönderilecek icra emrinde ilam bilgilerinin yazılması ve alacak kalemlerinin de ilama uygun düzenlenmesinin zorunlu olduğu, gönderilen icra emrinde mahkeme bilgileri ve dosya numaralarına yer verilmediği, itirazın iptaline ilişkin İstanbul 9. Tüketici Mahkemesi ilamında; dava dışı borçlunun itirazının 194.484,51 TL asıl alacak, 7.217,63 TL işlemiş temerrüt faizi, 360,89 TL Bsmv, 118,01 TL masraf olmak üzere toplam 202.181,04 TL üzerinden kısmen kaldırıldığı, ilamda bunun dışında yargılama giderleri, avukatlık ücreti ve tazminata hükmedildiği, şikayetçiye gönderilen icra emrinin 202.181,04 TL takipte kesinleşen miktar, 79.674,11 TL vekalet ücreti/masraf/Bsmv miktarı, 92.598,45 TL toplam faiz, 2.284,05 TL tahsil harcı kalemlerine yer verilerek toplam 376.738,25 TL olarak düzenlendiği, icra emrinin alacak kalemleri yönünden ilama uygun olmadığı, tahsil harcının tahsilat yapıldığı tarihteki koşullara göre oranı ve miktarı değişeceğinden esasen icra emrindeki alacaklara dahil edilemeyeceği, diğer taraftan takipte kesinleşen miktar olarak belirtilen alacak tutarı olan 202.181,04 TL içerisinde 7.217,63 TL işlemiş temerrüt faizinin de yer aldığı, takipte kesinleşen tutar olarak gösterilen miktar asıl alacakmış gibi icra emri düzenlendiğinden, içerisinde faiz olan bu tutara faiz işletilmesini gerektirecek şekilde icra emri düzenlenmesinin hatalı olduğu, alacak kalemlerinin ayrı ayrı gösterilmemesi nedeniyle icra emrinin denetlenebilir olmadığı, icra emrinin takibin başlangıcındaki durum gözetilerek ilamda yazılı alacak kalemlerine göre düzenlenmediği, icra emrinde takipten önce işlemiş faiz tutarına ilama uygun şekilde yer verileceği, ancak takip tarihinden sonra işlemiş faizin icra emrinde yer alamayacağı, takipten sonra işlemiş faizin infaz sırasında hesaplanarak dikkate alınacağı, sonuç itibariyle icra emrinin usul ve yasaya uygun düzenlenmediği, usulüne uygun düzenlenmeyen icra emri doğrultusunda takibin yürütülmesine olanak bulunmadığı, diğer taraftan şikayetçinin, icra emrinin 02.04.2018 tarihli hesap tablosuna göre oluşturulduğu, mahkemece alınan bilirkişi raporlarında ise faizin 11.05.2018 tarihi dikkate alınmak suretiyle hesaplanmasının hatalı olduğu yönündeki itirazının da icra emrinin iptalini gerektirmesi nedeniyle sonuca etkili olmasa da yerinde olduğu, zira icra emrinin 02.04.2018 tarihli hesap tablosuna göre oluşturulduğu ve faizin de bu tarihe kadar hesaplandığının anlaşıldığı, itirazın iptali sonrasında alacak ilama bağlandığından şikayetçi hakkında icra emri düzenlenemeyeceği, ödeme emri düzenlenmesi gerektiği iddiasının yerinde olmadığı, şikayetçinin itirazın iptali ilamında hükmedilen masraf, vekalet ücreti ve tazminata ilişkin kalemlerden sorumlu olmayacağına ilişkin iddiasının şikayet dilekçesinde yer almadığı, ilk kez istinaf dilekçesinde ileri sürüldüğünden incelenmediği, şikayetçi tarafından ileri sürülen sebeplerin icra emrinin iptalini gerektirdiği gerekçesi ile istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, şikayetin kabulü ile İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2014/1696 Esas sayılı dosyasından düzenlenen bila tarihli icra emrinin davacı yönünden iptaline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi ipotekli taşınmaz maliki üçüncü kişi ve davalı alacaklı temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Şikayetçi ipotekli taşınmaz maliki üçüncü kişi temyiz dilekçesinde; icra emrindeki dosya hesabı tarihinin 02.04.2018 olduğunu, buna rağmen bilirkişi tarafından 11.05.2018 tarihi esas alınarak hesap yapılmasının hatalı olduğunu, dosya hesabının 02.04.2018 olmasının takibin iptalini gerektirdiğini, bu hususun mahkemelerce resen dikkate alınması gerektiğini, ipoteğin, davalı alacaklı tarafından dava dışı asıl borçluya kullandırılan kredinin teminatı niteliğinde olup kayıtsız şartsız borç ikrarını içermediğinden icra emri düzenlenemeyeceğini, İstanbul 9. Tüketici Mahkemesince verilen ilamın davanın tarafları olan davalı alacaklı ile dava dışı asıl kredi borçlusu …’ı bağladığını, bu nedenle ilamda verilen masraflardan sorumlu tutulamayacağını, icra emrinde hem asıl alacağa, hem işletilmiş faiz miktarına, hem de bsmv’ye yeniden faiz uygulandığını, takip tutarının bu hesaplama ile belirlenmesinin yasaya aykırı olduğunu, icra emrinde takibin iptali ilamının belirtilmemiş olmasının icra emrinin usule aykırı olduğunu gösterdiğini, bilirkişinin alacak kalemlerinin “icra takibine konu edilebilir alacak miktarının 220.247,47 TL olması gerektiği” yönündeki tespitine katılmanın da mümkün olmadığını ileri sürerek bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

Davalı alacaklı temyiz dilekçesinde; itirazın iptali ilamının icra dosyasına sunulduğunu, 11.05.2018 tarihli dosya hesabının anılan ilam esas alınarak yapıldığını, icra emrinin de bu hesap esas alınarak düzenlediğini, dosya hesabının sistem üzerinden yapılması nedeni ile hata içermediğini, dosya hesabında hata bulunması veya asıl alacağa tahsil harcı eklenmiş olması halinde icra emrinin iptaline değil düzeltilmesine karar verilebileceğini, itirazın iptaline ilişkin mahkeme ilamının icra emrinin ekinde yer almasının zorunlu olmadığını, şikayetçinin kötüniyetli olarak davayı uzatmaya çalıştığını ileri sürerek bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takibin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 24., 32. ve 150/h maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile sair yasal mevzuat

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup şikayetçi ipotekli taşınmaz maliki üçüncü kişi ve davalı/alacaklı tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Taraflar yönünden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 2004 sayılı Kanun’un 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken 179,90’ar TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenlerden tahsiline,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.