YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11406
KARAR NO : 2023/2166
KARAR TARİHİ : 29.03.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki istihkak iddiasının reddi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalının temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı alacaklı; üçüncü kişi haciz mahalline konu işletmeyi … Mobilya şirketinden devraldığını beyan etmiş olup borçlu ile anılan şirket arasında organik bağ olduğu, borçlu ile üçüncü kişi arasında muvazaalı işlemler yapıldığını, istihkak iddiasına ilişkin olarak icra müdürlüğünce hatalı bir şekilde İİK 99. maddesi gereğince taraflarına dava açmak için süre verildiğini, ileri sürerek şikayetin kabulü ile İcra Müdürlüğü kararın kaldırılmasına, talep kabul edilmeyecek ise davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı üçüncü kişi cevap dilekçesinde; haciz yapılan adresin borçlu şirketin hiçbir zaman adresi olmadığını, haciz adresinde borçluya tebliğ yapılmadığını, borçluya ait bir evrak bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; üçüncü kişiye ait adreste haciz işleminin gerçekleştirildiği, haciz sırasında dosya borçlusunun haciz mahallinde bulunmadığı bu itibarla İcra Müdürlüğünce 14.10.2019 tarihli karar ile alacaklı tarafa İİK 99. maddesi gereğince istihkak davası açmak üzere süre verilmesine ilişkin işlemde usul ve yasaya herhangi bir aykırılık görülmediği, haczin borçlunun daha önce işletmekte olduğu … …Şubesinde yapılmış ise de, şubenin borçlu tarafından üçüncü kişiye devredildiği, bu hususun kurumsal bir firma olan … firmasının tanık sıfatıyla dinlenen beyanlarıyla da sabit olduğu, üçüncü kişinin haciz gerçekleştirilen şubeyi dosya borçlusunun borçlarından kurtarmak için muvazaalı şekilde devraldığına yönelik alacaklı tarafın soyut beyanından başka bir delile ulaşılamadığı, borçlu şirket ile üçüncü kişi şirket arasında bir bağ bulunmadığı gerekçesi ile şikayetin ve davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı alacaklı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı alacaklı, davalı şirketin ticari işletmeyi tüm malları ile birlikte devraldığını kabul ettiğini, borçlu … Mobilya ve … Mobilyanın ortaklarının aynı olduğunu, ticaret ünvanlarının benzer olup her iki şirketin tek şirket olup tek merkezden yönetildiğini, gerek tanık beyanları gerekse davalının beyanlarına göre işletme devrinin açık olduğunu, devir öncesinde ve sonrasında aynı faaliyetin devam ettiğini, aynı şekilde … ünvanının kullanıldığını, devrin devir sözleşmesinde yazılı bir kısım taahhütlerden davalının borçlardan haberdar olduğunu gösterdiğini, belirterek davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı 3. kişiye devir işleminin borçlu şirket tarafından yapılmadığı, … ve … şirketlerinin organik bağ içerisinde oldukları kabul edilse dahi devrin davalı üçüncü kişiye muvazaalı şekilde yapıldığını, devralan ile borçlu ile arasında organik bağ bulunduğunu gösterir kanaat oluşturacak bir delil de sunulamadığı, işyerini devralan davalı üçüncü kişinin ne borçlu şirket ortakları ile yakınlık, arkadaşlık ya da akrabalık bağı bulunduğu ileri sürülmüş, ne de birlikte hareket ettiklerini gösterir bir delil ibraz edilmediğini, borçlu ile 3. kişi arasında gerçek bir işletme devri mevcut olsa dahi TBK ve TTK hükümleri uyarınca devralan 3. kişinin borçtan sorumlu olup olmayacağı hususunun istihkak davasında çözümlenmesinin mümkün olmadığı gerekçesi ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı alacaklı vekili duruşmalı incelenmek üzere temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı alacaklı vekili, istinaf dilekçesini tekrarla davalının işletme devrini ticaret sicile bildirmemiş olduğunu ikrar ettiğini, ticaret siciline bildirilmeyen işletme devrinin alacaklıların haklarını etkilemeyeceği, davacı yanın borçlardan sorumlu olduğu ve işletmenin tamamının devri itibari ile davacı yanın ızrar kastını bildiği ve hiçbir şekilde iyiniyetli kabul edilemeyeceği, icra takibinden sonra haczin gerçeklştiridğini, muvazaalı devir söz konusu olduğunu, haciz mahallinde bulunan belgeler, işletme tabelasının aynı olması, ortakların aynı olması nedenleri ile borçlunun haciz adresinde … şirketi olarak devam ettiğini, mahkemece borçludan devir yapılmadığının kabulünün hatalı olduğunu, üçüncü kişinin borçlardan sorumlu olduğu hususu sabit olup bu hususların istihkak davası içerisinde çözümlenemeyeceği şeklindeki hukuki değerlendirmenin yersiz olduğunu, Yargıtay içtihatlarına aykırı karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, alacaklının İİK’nın 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 97 ve 99 uncu maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Dava konusu 11.10.2019 tarihli haciz, (üçüncü kişi huzurunda yapılmıştır) bu adres borçluya ödeme emri tebliğ edilen veya dayanak kira sözleşmesinde yer alan adres değildir. Buna göre, mülkiyet karinesi 3. kişi lehine olup, karinenin aksinin davacı alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir.
Devredilen işletmede haciz yapılabilmesi, devrin muvaazalı olduğunun iddia ve ispat edilmesine bağlıdır. Muvazaa iddiasının bulunmaması halinde alacaklının, tasarrufun iptali davası açarak alacağına kavuşma imkanı bulunduğu gibi, TBK ve TTK hükümlerine göre açılacak davalarda da devri yargılama konusu yapabilir.
Ayrıca, İİK’nın 44. maddesinde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi işletmenin devrini sakatlamaz. Anılan hükmün yalnız cezai yaptırımı vardır. (İİK 337/a md) Aktiflerin devredenin malvarlığından çıkmamış kabul edilmesini, yani haczedilmesini sağlayacak tek yol, muvazaanın iddia ve ispat edilmesidir.
Somut olayda, 3. kişi ile borçlu arasında danışıklı işlem olduğu, davacı alacaklı tarafından iddia edilmesine rağmen mahkemece yeterli araştırma yapılmamıştır. Davacı alacaklı, davadışı … mobilya şirketi ile borçlu şirket organik bağ içinde olduğunu, borçlunun haciz adresinde … şirketi olarak devam ettiğini iddia etmiştir. Bu doğrultuda, ticaret sicil kayıtları incelendiğinde; haciz mahallinde borçlu … Grup şirketinin 15.11.2017-13.9.2018 tarihleri arasında faaliyet gösterdiği, davadışı … Mobilya şirketinin ise 28.5.2018 tarihinde haciz yapılan adreste kurulduğu, ticaret sicil kayıtlarına göre halen adresini taşımadığı, üçüncü kişinin ise bu adreste 10.4.2019 tarihinde şube açtığı görülmüştür. Öte yandan, borçlu şirketin … ve … ın kurucu ortakları olduğu, …’ın 9.2.2018 de hissesini …’a devrettiği, 12.7.2018 tarihi itibari ile Ramazan’ın hissesini Hamza Bulum’a devrettiği, borcun doğumundan sonra ise … … isimli şahsa devrettiği görülmüştür. Davadışı … Mobilya şirketinin ise borcun doğumundan sonra kurulduğu, Ramazan ve …’un kurucu ortaklar olduğu, 28.8.2018 tarihinde yapılan hisse devri ile …’un tek ortak olduğu görülmüştür. Bunun yanında, 6.8.2018 tarihinde dava konusu haczin yapıldığı yerde yapılan haciz de, davadışı … Mobilya şirketine ait güncel evrakların bulunduğu, borçlu ile davadışı şirketin faaliyet konularının aynı olduğu görülmüştür. Bu durumda, borçlu şirket ile davadışı … Mobilya şirketi arasında organik bağ olduğu da dikkate alınarak davacı üçüncü kişinin, dayandığı işletme devri sözleşmenin denetlenmesi amacıyla davacı üçüncü kişi, borçlu ve davadışı … Mobilya şirketinin ticari defter ve muhasebe kayıtları üzerinde ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olup olmadığı hususu da dikkate alınmak sureti ile inceleme yaptırılarak, davacı üçüncü kişi ile borçlu şirket ve davadışı … şirketi arasında arasında öteden beri devam eden ticari ve cari ilişki olup olmadığı; borçlu, davadışı … şirketi ile üçüncü kişi arasında varsa alacak-borç durumunun belirlenmesi, delil olarak sunulan faturaların ve ödemelerin ticari defterlerde kaydının bulunup bulunmadığı ve faturalardaki malların hacizli mallara uygunluğu hususlarında yapılan ödemeler, vergi ve banka kayıtları da dikkate alınarak bilirkişi incelemesi yaptırılması ve neticede bu araştırma ve inceleme sonucu elde edilen bilgiler ile dosyadaki diğer delillerin birlikte değerlendirilmesi ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma neticesinde yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.