Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/12249 E. 2023/4329 K. 19.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12249
KARAR NO : 2023/4329
KARAR TARİHİ : 19.06.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1589 E., 2022/1547 K.
HÜKÜM/KARAR : Kaldırma/Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 5. İcra Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/127 E., 2022/406 K.

Taraflar arasındaki meskeniyet iddiası nedeniyle haczedilmezlik şikayetinden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince meskeniyet şikayetinin aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine, karar verilmiştir.

Kararın şikayetçi-borçlu vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine, karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi-borçlu vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Şikayetçi-borçlu vekili dava dilekçesinde dava konusu taşınmazın 2008 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında müvekkilinin kardeşi dava dışı … adına yazıldığını, oysa söz konusu taşınmazın müvekkilinin babasına ait olup miras taksim sözleşmesi ile müvekkiline bırakıldığını, yapılan bu yanlış tespit ve dava dışı …’un da taşınmazı devretmemesi üzerine Ürgüp Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/339 Esas 2018/372 Karar sayılı dava ile müvekkili adına taşınmazın tapu iptali ve tescili kararı verildiğini, ancak dava dışı … tarafından müvekkilinin haline münasip evine ipotek koydurulmuş olup, müvekkilinin bu ipotekten bilgisinin dahi olmadığını, kıymet takdiri raporunun 08.06.2021 tarihinde müvekkiline tebliğ edildiğini, taşınmazın müvekkilinin tek evi olup haline münasip evi olduğunu belirterek taşınmaz üzerindeki haczin kaldırılmasını talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı-alacaklı vekili cevap dilekçesinde; her ne kadar davacı tarafça meskeniyet iddiasına dayalı haczedilmezlik şikayetinde bulunulmuşsa da Kayseri Genel İcra Dairesi’nin 2020/158313 Esas sayılı dosyasının ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip olup ortada şikayeti oluşturacak bir haciz işlemi olmadığından şikayetin öncelikle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, şikayetin süreden reddi gerektiğini, aksi halde mahkemece haczedilen taşınmaz üzerinde keşif icrası suretiyle hacizli taşınmazın mesken olarak kullanılıp kullanılmadığının, evin rayiç bedelinin ve diğer tüm vasıflarının keşif esnasında tespit edilerek ona göre hüküm kurulması gerektiğini belirterek öncelikle şikayetin süre aşımı nedeniyle usulden reddine, şayet mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda taşınmaza ilişkin tapu kaydı incelendiğinde, taşınmazın davacının adına kayıtlı olduğu anlaşılmış ise de şikayetçi, takip borçluları arasında yer almadığından İİK’nın 82. maddesinin 1. fıkrasının 12. bendi gereğince şikayetçinin meskeniyet şikayetinde bulunma hakkı bulunmadığından meskeniyet şikayetinin aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi-borçlu vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Şikayetçi-borçlu vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesini tekrarla yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Ürgüp Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 04.12.2018 tarih 2017/339 Esas 2018/372 Karar sayılı ilamı ile “Davanın kabulü ile Nevşehir ili Ürgüp ilçesi Şahinefendi Köyü Köyiçi Mevkii 202 ada 9 parselde davalı adına kayıtlı tapu kaydının iptali ile tapunun davacı adına kayıt ve tesciline” karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin 17.07.2019 tarihinde kesinleştiği, meskeniyet iddia edilen taşınmazın ipotek tarihinde borçlu Yusuf Aksoy adına kayıtlı olduğu, tapu iptal ve tescil kararının ise ipotek tarihinden sonraki bir tarihte davacı adına tesciline karar verildiği, taşınmazın tescil kararında ipoteğin kaldırılmasına hükmedilmediği, ancak taşınmazı ipotekli olarak devralan yeni malike İcra Müdürlüğünce 05.03.2019 tarihinde icra emri, 08.06.2021 tarihinde ise kıymet takdiri raporunun tebliğ edildiği, şikayetçi yeni malikin ipotek limiti kadar sorumluluğunun bulunduğu dolayısıyla takibin tarafı ve borçlusu olduğu bu nedenle aktif husumet ehliyetinin bulunduğu, mahkemece borçlu hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçildiği için haciz safhası bulunmadığından ve meskeniyet şikayetine konu edilecek bir “haciz işlemi” de olmadığından meskeniyet iddiasının reddine karar verilmesi gerekirken aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi-borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Şikayetçi-borçlu vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava ve istinaf dilekçesini tekrarlamakla birlikte ek olarak, mahkemece her ne kadar haciz safhası bulunmadığı ve meskeniyet şikayetine konu edilecek bir “haciz işlemi” de olmadığı belirtilmekte ise de satışı istenen taşınmazın mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunu, yapılan işlemin ipotek ya da haciz olmasının müvekkilinin mülkiyet hakkının hukuka aykırı şekilde engellendiği sonucunu değiştirmeyeceğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takipte meskeniyet iddiası nedeniyle haczedilmezlik şikayetine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, İİK’nın 82. maddesinin 1. fıkrasının 12. bendi.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup şikayetçi-borçlu vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.