Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/12428 E. 2023/4493 K. 03.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12428
KARAR NO : 2023/4493
KARAR TARİHİ : 03.07.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki usulsüz tebliğ şikayeti ve borca itiraz nedeniyle yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusu yerinde görülmemekle birlikte, İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına, yerine davacı borçlunun ödeme emrinin usulsüz tebliğine yönelik şikayetinin sübut bulmadığından reddine ve davacının borca itirazını takibin şekline göre icra dairesine yapması gerektiğinden, istemin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Borçlu icra mahkemesine başvurusunda: davaya konu icra takibini alacaklı tarafça yapılan araç yakalaması sonucunda ilgili icra müdürlüğüne giderek 01.04.2022 tarihinde öğrendiği, takibe konu taşınmazın kullanım hakkı hususunda davalı ile ihtilaf halinde olduğu, ödeme emrinin alacaklının kullanımında bulunan taşınmaza gittiği, anılan tebligatın davacı şirketin yerinde bulunmaması nedeniyle muhtara tebliğ edildiği, bu hususta posta memurunca bilgi verilen kişinin davacı şirket yetkilisinin hasımları olduğu şikayetiyle davanın kabulüne, usulsüz yapılan tebligatın iptaline, ödeme emri tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olan 01.04.2022 olarak düzeltilmesine, borca itirazın kabulüne, takibin durdurulmasına ve icra dosyası kapsamında tatbik edilen tüm haciz şerhlerinin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Alacaklı cevap dilekçesiyle; borçlu şirketin ticaret sicil gazetesindeki tescil edilen adresine gönderilen ödeme emrinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davacı tarafından söz konusu adresin kendisi tarafından kullanılmadığı adrese ulaşamadığı iddialarının asılsız olduğu, söz konusu taşınmazın, davalı tarafından kira ilişkisine istinaden kullanıldığı, davacının takipten beyan ettiği tarihten daha önce haberdar olduğu, davacının usulsüz tebligata rağmen icra takibini öğrendiği tarih 30.03.2022 kabul edilse bile davacının bu tarihten itibaren 7 günlük yasal itiraz süresi içerisinde usulüne uygun olarak icra müdürlüğüne yapmış olduğu bir itirazın bulunmadığı, itiraz için yetkili mercinin icra dairesi olduğu beyanı ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
A. Gerekçe ve Sonuç
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda; tebligatın kanun hükümlerine uygun yapılmış olduğu gerekçesiyle şikâyetin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı borçlu tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B.İstinaf Sebepleri
Borçlu istinaf dilekçesinde; dava dilekçesini tekrarla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
C.1.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda, şikayetçi borçlu hakkında 21.01.2022 tarihinde “adi kiraya ve hasılat kiralarına dair takip” başlatıldığı, ödeme emrinin 09.02.2022 tarihinde “muhatap adresinin kapalı olması sebebiyle en yakın komşu Mustafa Acar’ dan sorulmuş, çarşıya gittiğinin beyan edilmesi sözlü/imzalı beyan edilmiş, imzadan imtina edilmiştir. ‘….’mahalle muhtarı imzasına’ teslim edilmiş olup, 2 nolu haber kağıdı muhatabın kapısına yapıştırılmıştır, ayrıca en yakın komşu Mustafa Acar’a haber verilmiştir.” şerhi ile şikayete konu tebligatın, borçlu şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresine tebliğ edildiği, haber verme yükümlülüğünün yerine getirildiği dolayısı ile borçlu tüzel kişinin ticari ikametgah adresine TK’nın 21/1. maddesine göre yapılan ödeme emri tebliğ işleminde usulsüzlük bulunmadığı, davacının tebligat adresinin kullanılmasına engel olma iddialarının dar yetkili icra mahkemesinde incelenme olanağı bulunmadığı, ayrıca borçlunun, ticaret sicil müdürlüğüne yeni bir adres de bildirmediği, öte yandan borçlunun itiraza yönelik isteminin hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece bu hususun görmezden gelinmesinin de isabetsiz olduğu ve sair ifadeler ile İlk Derece Mahkemesi kararın gerekçe hükmünde hata bulunduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusu yerinde görülmemekle birlikte, İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasına, yerine davacı borçlunun ödeme emrinin usulsüz tebliğine yönelik şikayetinin sübut bulmadığından reddine ve davacının borca itirazını takibin şekline göre icra dairesine yapması gerektiğinden, istemin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı borçlu temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Borçlu temyiz dilekçesinde; dava ve istinaf dilekçelerini tekrar ile kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ilamsız takipte, ödeme emri tebligatı usulsüzlüğü şikayeti ve mükerrer takip yapıldığı iddiasına dayalı borca itiraza ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
İİK’nın 16., 7201 Sayılı Tebligat Kanunun 12.,13., 21., 35. maddesi ve sair ilgili yasal mevzuat

3. Değerlendirme
1-Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2-Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı borçlu tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanunun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.