Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/12731 E. 2023/129 K. 12.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12731
KARAR NO : 2023/129
KARAR TARİHİ : 12.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki ihalenin feshi şikayetinden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine ve davacı aleyhine %10 para cezasına hükmolunmasına karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince kararın re’sen kaldırılmasına davanın kabulü ile dava konusu ihalelerin feshine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; … 1. (Sulh Hukuk Mah.) Satış Memurluğu’nun 2019/5 sayılı satış dosyası ile … İli … İlçesi … Mahallesi 281 ada 7 parsel ve … İlçesi … Mahallesi 1577 ada 14 nolu parsellerin satış işleminin gerçekleştirildiğini, ihalenin usüle uygun olmadığını, üstün körü ilan metni hazırlandığını, re’sen bir tellal belirlendiğini, ilan metninin ilan panosuna asıldığına dair bir tutanağın dosya içerisinde bulunmadığını, satış ilanının usulüne uygun olarak hissedarların tümüne yönelik yapılıp yapılmadığını, satış kararının Türkiye genelinde yayınlanan bir gazetede yayınlattırılması gerektiğini, ancak bu hususa dair bir emarenin söz konusu olmadığını, ihalede yalnızca davalılar vekilince pey sürülmesinin olağan akışa uygun olmadığını, ihaleye davalılar vekili dışında kimsenin girmediğini, satışın kanuna aykırı olarak 13:00-13:10 ve 13:15-13:25 saatleri arasında gerçekleştiğini belirterek ihalenin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı tarafça cevap dilekçesinde özetle; satışın usulüne uygun olarak gerçekleştiğini, davacı tarafın kendisine tanınan hakkı kötüye kullandığını, açık artırma tutanaklarında ihalenin başlangıç ve bitiş saatleri hususunda satış müdürlüğünce maddi hataya düşüldüğünü ancak davacı tarafın vekilinin ihaleye iştirak ettiğini ve ihalenin saatinde başladığını, davacı vekili tarafından taşınmazın hissedarlar tarafından alınmasına ilişkin ihtirazı kayıt dışında başka bir kayıt konulmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; satış memurluğunun 21.05.2021 tarihli satış kararının incelenmesi ile satış ilanının Türkiye genelinde yayınlanan bir gazete ile ve adliye divanhanesine asılmak suretiyle yapılmasına karar verildiği, satış kararı ile belirlenen ilanın usulüne uygun olarak gerçekleştirildiği, taşınmazın ada parsel ve yüzölçümü bilgilerine yer verildiği, bu nedenle satış ilanının usulüne uygun olduğu, personel yetersizliği nedeniyle re’sen tellal belirlenmesinin ihalenin feshini gerektirmeyeceği, satış ilanında ihale başlangıç saatinin taşınmazlar için 15:00-15:10 ile 15:15-15:25 olarak belirlendiği, açık artırma ilanında ise 13.00-13.10 ile 13:15-13:25 olarak yazıldığı, bunun maddi hata olarak kabul edilebileceği, davacı vekili Av. …’ın bizzat ihaleye katıldığı ve tutanağı imzaladığı, satışın tüm davalılara toplu bir şeklide yapılmasına itirazı kayıt koyduklarının yazılı olarak belirtildiği, ihalede satış saati, başlangıç ve bitiş saatleri belirtilmiş olup davacı tarafça içeriğine yönelik herhangi bir itirazi kayıtlarının olduğu yönünde tutanakta bir ibareye rastlanılmadığı, ihale tutanağını imzalayan bir tarafın daha sonra bu tutanağın içeriğinin aksini ileri sürerek ihalenin feshini talep etmesinin herşeyden evvel HMK 29 ve TMK 2. maddeye aykırı olduğu, yapılan ihalenin usulüne aykırı olduğu yönünde davacının iddiaları, beyan ve dava dilekçesiyle, dosyaya ihalenin feshini gerektirecek somut deliller ibraz etmediği, dolayısıyla ihalenin feshini gerektirir herhangi bir aykırılığın olmadığı gerekçesiyle davanın reddine, İİK 134/2 maddesi gereğince davacının ihale bedelinin %10’u kadar para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; yapılan ihale sonucunda zabıtlardan anlaşıldığı üzere ihalenin birçok yönüyle usule uygun olmaksızın yapıldığı ve usulsüz olduğunu, fesat karıştığının anlaşıldığını, mevcut satış dosya içeriğinden anlaşılmamakla birlikte satışın tam olarak kimlere yapıldığının anlaşılamadığını, satış esnasında taşınmazların satışına ilişkin ilan olunan zaptın 2 nolu bendinde teminatların elden kabul edilmeyeceğinin ve ilgili banka şubesine ve mahkeme veznesine yatırılması gerekliliğine değinildiğini, bu hususun da incelenmesi gerekeceğini, taşınmazlar için kıymet takdirlerinin gerçekleştirildiğini ve akabinde davalılar vekilince kıymet takdirine itiraz edilmekle ilgili esas mahkemesince bilirkişi vasıtasıyla nihai karar verilmekle değerler belirlendiğini ve bilirkişi raporunun da gerekçeli kararın eki sayıldığını, usule uygun olmaksızın düzenlenmiş olsa da satışın geçerliliğini doğrudan etkileyen ve ihaleye fesat karıştırıldığını doğrudan ortaya koyan durumun ise, hem taşınmazlara ilişkin satış kararında hem de taşınmazların açık artırma ilanında 1 nolu satışın 30.06.2021 tarihinde saat 15:00-15:10 saatleri arasında satışına karar verildiğini fakat açık artırma usulü satış tutanağında satışın 13:00-13:10 saatleri arasında yapıldığı ve yine 2 nolu satışın 30.06.2021 tarihinde saat 15:15-15:25 saatleri arasında yapılmasına karar verilmesine rağmen satışın kanuna açıkça aykırı olarak 13:15-13:25 saatleri arasında gerçekleştirildiğinin belli olduğunu belirterek yerel mahkeme kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle ihalenin feshine karar verilmesi gerektiğini, bu nedenle mahkemece verilen kararın kaldırılması talebi ile istinafa başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece verilen karara karşı davacı vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesi ve kamu düzeni kapsamında yapılan inceleme neticesinde her ne kadar mahkemece davacı tarafından ileri sürülen fesih nedenleri yerinde görülmeyerek davanın reddine karar verilmiş ise de; İİK’ nın 128/a-2. maddesinde; “Kesinleşen kıymet takdirinin yapıldığı tarihten itibaren iki yıl geçmedikçe yeniden kıymet takdiri istenemez” hükmüne yer verilmiştir. Hukuk Genel Kurulu’nun 26.02.1992 tarih ve 1992/4-70 E. – 1992/130 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, İİK’nın 128. maddesinde öngörülen iki yıllık sürenin başlangıcı, sonradan kesinleşmesi koşulu ile kıymet takdirinin fiilen yapıldığı keşif tarihidir. Kıymet takdirine itiraz davası; İİK’nın 128/a maddesinde düzenlenmiş olup, icra müdürlüğünce satışa konu malın bilirkişi marifetiyle yaptırılan değer tespitinin yerinde olmadığına yönelik bir şikayettir. Bu şikayette ilgili, müdürlükçe yaptırılan değer tespitinin yerinde olmadığı, malın belirlenen değerinin gerçek kıymetini yansıtmadığı iddiasıyla mahkemeye başvurmaktadır. Mahkemece yapılacak iş; icra müdürü tarafından belirlenen değerin taşınmazın gerçek değerini yansıtıp yansıtmadığı, bir başka ifadeyle memur işleminin doğru olup olmadığını denetlemektir. Dolayısıyla mahkeme, oluşturduğu bilirkişi kurulu ile, icra müdürünün kıymet takdiri yaptırdığı tarih itibariyle taşınmazın değerini belirleyerek memur işlemini denetler. Bu itibarla; mahkemece görevlendirilen bilirkişi tarafından düzenlenen raporda veya mahkeme kararında değerlemenin yapıldığı tarih açıkça belirtilmediği sürece, kıymet takdirine itiraz davasındaki keşif tarihinin, İİK’nın 128/a-2 maddesinde düzenlenen 2 yıllık sürenin başlangıç tarihi olarak kabulü mümkün olmadığı gibi, bu yöntem şikayet işleminin ruhuna da uygun düşmeyeceğinden, ihaleye konu taşınmazların kıymet takdiri işleminin, satış memurluğunca 25.04.2019 tarihinde yaptırıldığı, davalı hissedarların kıymet takdirine itiraz etmesi üzerine, … 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 08.04.2021 tarih ve 2019/664 E. – 2021/213 K. sayılı dosyasında şikayetin kabulüne karar verildiği görülmüştür. Mahkemece hükme esas alınan 10.12.2019 tarihli raporda ve mahkeme kararında bilirkişiler tarafından hangi tarih itibari ile değerleme yapılmış olduğu açıkça belirtilmemiş olup, hissedarlar tarafından satış memurluğunca alınan rapora itiraz edildiğinden iki yıllık süre, satış memurluğunca aldırılan rapordaki değerleme tarihi olan 25.04.2019 tarihinden başlayacağından, satış tarihi olan 30.06.2021 günü itibariyle İİK’nın 128/a-2. maddesinde öngörülen iki yıllık süre geçmiş olup, mahkemece, kesinleşen kıymet takdirinin yapıldığı 25.04.2019 tarihinden itibaren iki yıldan fazla süre geçtikten sonra ihale gerçekleştirilmiş olduğundan re’sen gözetilen iki yıllık sürenin dikkate alınarak dava konusu taşınmazlara ilişkin yapılan ihalelerin feshine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsiz olduğundan İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırılarak esasa ilişkin yeniden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili; taleple bağlılık ilkesi gereğince dava konusunu davacının belirleyeceği, hâkimin, kural olarak tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği açıkça hükme bağlanmış olup bu kapsamda davacı vekili tarafından temas edilen sebeplerin dışında bir gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması hukuka aykırı olup bozmayı gerektirmekte olduğu, satışa karar verilen tarihin baz alınması gerektiği, kıymet takdirinin süresi içerisinde satış talebinde bulunulduğu, davacının bir hak iddiasından ziyade kötü niyetli bir şekilde sürecin uzatılması yoluyla taşınmazı hisselerine mahsuben alan müvekkillerimizin taşınmazın mülkiyetine kavuşmasının geciktirilmesi amacını güttüğü, kabul anlamına gelememekle birlikte taşınmalar için alınan kıymet takdiri sonrasında 2 yıl içerisinde satış yapılmadığı hususunun satış müdürlüğünce incelenmesi gereken bir husus olması ve satış müdürlüğünün sorumluluğunda olan bir hususun eksik yapılması sebebiyle ihalenin feshine karar verilmesi halinde hükmedilen karşı vekalet ücreti de hakkaniyete uygun olmayıp, tüm bu nedenlerle istinaf kararına karşı yasal süresi dahilinde temyiz kanun yoluna başvurduklarını belirtmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu ihalenin feshi talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
İcra İflas Kanunu’nun 134 ile 128. maddeleri

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,

12.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.