Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/12762 E. 2023/215 K. 16.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12762
KARAR NO : 2023/215
KARAR TARİHİ : 16.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/642 E., 2022/1202 K.
DAVA TARİHİ : 27.11.2020
HÜKÜM/KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gölbaşı(Ankara) İcra Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/245 E., 2022/13 K.

Taraflar arasındaki ihalenin feshi şikayeti nedeniyle yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine, ihale bedeli olan 123.600,00 TL’nin %10’u oranında idari para cezasının davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına karar verilmiştir.

Kararın şikayetçi/borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, kararda kamu düzenine aykırı bir yön de bulunmadığı gerekçesi ile başvurunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi/ borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Şikayetçi borçlu vekili dava dilekçesinde; ihaleye konu taşınmazın m² fiyatının hali hazırda 8 ile 10 TL arasında olduğunu, oysa ihalede m² ‘sinin 3,8 TL’ye tekabül edecek şekilde satılmış olduğunu, düşük bedelle ihale edildiğini, taşınmazla birlikte içinde çeşmenin de satıldığını, mevcut çeşmenin yapım maliyetinin günün şartlarında asgari 15.000 TL ila 20.000 TL civarında olduğunu, kıymet takdir raporunda ve satış ilanında mevcut çeşmeden hiç bahsedilmediğini, taşınmazın bulunduğu bölgede geçim kaynağının tarım ve hayvancılık olduğunu, bu anlamda suyun önemli olduğunu, mevcut çeşmeye en yakın çeşmenin uzaklığının 1 km olduğunu, çeşmeye ayrı değer biçilmemiş olmasının ve ilanda çeşmeden bahsedilmemesinin taşınmazın gerçek değerine satılmasını engellediğini, satış ilanında ihaleye konu taşınmazın bulunduğu mevki gibi sair bilgilerinin de açıkça yazılmadığını, icra dosyasında müvekkiline ve diğer ilgililere yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, satıştan önce müvekkiline veya dosyada vekil sıfatıyla kendisine 103 davetiyesinin tebliğ edilmediğini, müvekkilinin yalnız yaşadığını, bu nedenle “aynı çatı altında birlikte oturan” şerhiyle yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, ihaleden ihale gününde haberdar olduğunu, taşınmazın bulunduğu Selametli Mahallesinde ihalenin duyurusunun yapılmadığını, Selametli’nin köy değil mahalle olduğunu, satış ilanının mahalle muhtarlığında da yapılması gerekirken yapılmadığını, e- satış ilanının da usulüne uygun yapılmadığını, taşınmazın ipotek bedelinden aşağı satıldığını, ipotekli alacaklıya ipotek bedelinin altında satışa muvafakat edip etmediğinin sorulmadığını ileri sürerek ihalenin feshini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı alacaklı vekili cevap dilekçesinde; davacı/ borçluya kıymet takdiri raporunun usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini, tebliğin borçlunun bilinen ve ayrıca da mernis adresi olan adresinde aynı çatı altında birlikte yaşayan yakınına yapıldığını, yasal süre içinde kıymet takdirine itiraz hakkını kullanmadığını, artık ihalenin feshi aşamasında bunu ileri sürerek ihalenin feshini talep edemeyeceğini, ayrıca taşınmaz üzerinde yer alan çeşmenin taşınmazın muhtesatı olduğunu ve ayrıca bir değer belirlenmesinin gerekmediğini, kaldı ki taşınmaz üzerinde bulunan … de gözetilerek kıymet takdir edildiğini, satış ilanı incelendiğinde ihaleye konu taşınmaza ilişkin gerekli tüm bilgilerin yer aldığının, satış ilanının usulüne uygun olarak hazırlandığının görüldüğünü, borçlu /davacı tarafından tebligatların usulüne uygun olarak yapılmadığı öne sürülmüşse de tebligatların hangi yönden hukuka aykırı olduğunun açıklanmadığını, ihalenin feshi şikayetin davacının diğer ilgililere yapılan tebligatların usulsüz olduğunu ileri sürmesinin mümkün olmadığını, takibin ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan bir takip olması sebebiyle haciz aşaması bulunmadığından borçluya 103 Davetiyesi tebliğine gerek olmadığını, davacı vekil hiçbir tebligatın kendisine de yapılmadığını iddia etmekte ise de, esas icra dosyasına vekaletname sunmadığını, yalnızca Gölbaşı İcra Dairesindeki talimat dosyasına ihaleden bir gün sonra 20.11.2020 tarihinde vekaletname sunduğunu, ancak vekalet harcını yatırmadığını, taşınmaz üzerinde yer alan ipoteğin alacaklısının müvekkili banka olması sebebiyle ve de muhammen bedeli 227.000,00 TL olarak belirleyen kıymet takdiri raporundan sonra dosyaya satış talebi sunarak bu bedelle satışa muvafakat ettiği iradesini açıkça ortaya koyduğundan taşınmaz üzerinde başka bir ipotek alacaklısı da bulunmadığından taşınmazın ipotek bedelinin altında satılmasına muvafakat edilip edilmediği yönünde başkasından ayrıca bir muvafakat alınmasına gerek bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile satış ilanının davacının “… Mah. 812/1 Sk. No: 8/10 Gölbaşı” adresine tebliğe çıkarıldığı ve tebligatın bila tebliğ dönmesi nedeniyle aynı adrese mernis şerhli olarak usulüne uygun tebliğ edildiği, taşınmazın değeri ve özelliklerine ilişkin itirazların, satış ilanından önce kıymet takdirine ilişkin bilirkişi raporunun davacıya 12.03.2020 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olması karşısında fesih sebebi sayılamayacağı, satış ilanının tirajı 50.000 TL üzerinde olan gazete ile ve belediye panosuna asılmak suretiyle de yapıldığı, satış bedelinin de paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını karşıladığı, ihalenin feshini gerektirir bir neden bulunmadığı gerekçesiyle İhalenin feshi isteminin reddine, İİK’nın 134/3 maddesi gereğince ihale bedeli olan 123.600,00 TL’nin % 10’u oranında idari para cezasının davacıdan alınarak Hazine’ye irat kaydına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi/borçlu vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Mahkemece satış ilanının Selametli Mahallesinde ilan edilip edilmediğinin araştırılmadığını, fesih nedenlerinin tamamının tartışılmadığını, re’sen araştırılması gereken fesih nedenlerine bakılmadığını, icra müdürlüğünce yaptırılan kıymet takdirinde taşınmazın görünen özelliklerinin rapora yazılmadığını, bunun ihaleye olan ilgiyi azalttığını, taşınmazın gerçek değerinin yarısının da altında satıldığını, kıymet takdir raporunda, taşınmaz içindeki çeşmenin yer almadığını, çeşmeye ayrı değer biçilmesi gerektiğini, taşınmazın tüm tapu kayıt bilgilerinin ilanda yer almadığını, icra dosyasındaki tebligatların usulsüz olduğunu, 103 davetiyesinin tebliğ edilmediğini, taşınmazın tarla vasıflı oluğunu, Gölbaşı İlçe merkezine uzaklığının 60 km olduğunu, Selametli Mahallesi sınırları içinde kaldığını, talebin düştüğünü, taşınmazın fiilen köy şartları içinde olduğunu, mahalli birimin eskiden köy olduğunu fakat sonra mahalle statüsünü aldığını, bundan dolayı mahallede ilan yapılmasının zaruri olduğunu, e- satış ilanının da usulüne uygun olmadığını, alacaklıya ipotek bedelinin altında satışa muvafakatının olup olmadığının sorulmadığını, taşınmazın ipotek bedelinin altında bir değerde satıldığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kamu düzeni yönünden yapılan incelemede ihalenin feshini gerektirir bir yön olmadığı, taşınmazın bulunduğu mahallede mahalle ilanının yapılmasına yönelik bir satış kararı alınmadığı, borçlu tarafından her ne kadar kıymet takdir raporuyla ilgili fesih nedenleri ileri sürülmüş ise de satış ilanı usulüne uygun tebliğ edildiğinden kıymet takdirine karşı en geç satış ilanı tebliği tarihi olan 06.11.2021 tarihinden itibaren yedi gün içinde kıymet takdirine itiraz ettiğine ilişkin bir dosya numarası bildirmediğinden bu hususta fesih nedeni olarak kabul edilemeyeceği, taşınmazın gerekli tüm bilgileri şartnamede ve artırma ilanında yazılı olduğu gibi şartnamenin ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için dairede açık olduğunun ilana şerh düşüldüğünü, asıl takip ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip olduğundan haciz aşaması bulunmadığı, 103 davetiyesi tebliğ edilemeyeceği, satış ilanının elektronik ortamda da yapıldığı ancak elektronik ortamda teklif sunulmadığı ve bunun ihale tutanağına yazıldığı, tapu kaydının incelenmesinde ihaleye konu taşınmazda davalı alacaklının ipoteğinden başka ipotek bulunmadığı ve satış talebinde bulunanın zaten ipotek alacaklısı olduğu göz önünde bulunduğundan alacaklıya tekrar ipotek bedelinin altında satışa muvafakatin olup olmadığının sorulmayacağı gerekçeleri ile borçlu vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi/ borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
İstinaf dilekçesindeki sebeplerin aynen tekrar edildiği görülmüştür.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, usul ve yasaya aykırı yapılan ihalenin feshi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
İİK 134 üncü ve devamı madde hükümleri, 24.11.2021 tarih ve 7343 sayılı Yasa’nın 27. maddesi

3. Değerlendirme
1-Temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasına işin ivediliği ve niteliği nedeniyle 5311 Sayılı Kanunla değişik İİK’nin 366. maddesi hükmü uygun bulunmadığından bu yöndeki isteğin oybirliği ile reddine karar verildikten sonra işin esası incelendi:
2-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, şikayetçinin ihalenin feshi talebinin reddine yönelik temyiz itirazları ile aşağıdaki bendin dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3-Davacı aleyhine taktir edilen para cezasına ilişkin re’ sen yapılan değerlendirmede;
İİK’nun ihalenin feshi şikayetine ilişkin usül ve esasları belirten 134. maddesine 24.11.2021 tarih ve 7343 sayılı Yasa’ nın 27. maddesi ile eklenen fıkra ile;
” İhalenin feshi talebi üzerine icra mahkemesi talep tarihinden itibaren yirmi gün içinde duruşma yapar ve taraflar gelmeseler bile icap eden kararı verir.
Ancak ihalenin feshi talebinin usulden reddi gereken hâllerde duruşma yapılmadan da karar verilebilir. İcra mahkemesi;
1. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri ile pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler dışında kalan kişilerce talep edilmesi nedeniyle,
2. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişiler bakımından feragat nedeniyle,
3. İşin esasına girerek,
talebin reddine karar verirse ihalenin feshini talep edeni feshi istenen ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkûm eder. ” hükmü getirilmiştir.
Düzenlemenin gerekçesi, ihalenin feshi talebi yukarıdaki sebeplerle reddedilen davacının ihale sürecini uzatma amacı ile hareket edip, etmediğine ve fesih iddiasının ağırlığına göre para cezasının taktir edilebilmesini sağlamaktır.
Mahkeme, para cezasına hükmedecekse oranını davacının ihale sürecini uzatma amacı ile hareket edip, etmediğine ve fesih iddiasının ağırlığına göre ölçülü şekilde belirlemelidir.
Para cezasının oranı, hem istinaf aşamasında, hemde temyiz aşamasında re’ sen değerlendirilir.
Para cezasının oranına ilişkin değişikliğin, ne zaman, ne şekilde uygulanacağına ilişkin olarak İİK’na 24/11/2021 tarih ve 7343 sayılı Yasa’ nın 33. maddesi ile eklenen GEÇİCİ MADDE 18/4. maddesi;
” 134 üncü maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan değişiklikler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtayda görülmekte olan ihalenin feshi talepleri hakkında uygulanmaz. Ancak, ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkûmiyete ilişkin hüküm görülmekte olan ihalenin feshi talepleri hakkında da uygulanır. Temyiz kanun yolu incelemesi aşamasında bulunan dosyalar bakımından para cezasının oranına ilişkin olarak yapılan değişiklik tek başına bozma nedeni yapılamaz. Yargıtay değişikliği uygulamak suretiyle hükmü düzeltebilir. ” hükmünü içermektedir.
Bu yasal düzenlemeler ve lehe değişiklik dikkate alınarak ihalenin feshi talebinin esastan reddi nedeni ile şikayetçi aleyhine hükmedilen para cezasının oranı değerlendirildiğinde;
Somut uyuşmazlıkta, şikayetçi/borçlu aleyhine ihale bedelinin %10’u oranında para cezasına hükmedilmiş ise de, 7343 sayılı Kanun’la değişik İİK’nun 134/5-3 maddesi gereğince fesih gerekçeleri ve fesih isteyenin sıfatı gözönünde bulundurulduğunda davanın ihale sürecini uzatmaya matuf olmadığı görülmekle, Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenen ölçülülük ilkesi de nazara alınarak ihale bedelinin %10′ u olarak belirlenen para cezasının %5 oranında belirlenmesinin hak, nesafet ve ölçülülük ilkelerine uygun olacağı anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının para cezası yönünden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

1.Şikayetçi-borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi’nin 22.09.2022 tarih ve 2022/642 E. – 2022/1202 K sayılı kararının, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 373/1. maddeleri uyarınca (KALDIRILMASINA),

2.Gölbaşı (Ankara) İcra Hukuk Mahkemesi’nin 12.01.2022 tarih ve 2021/245 E. – 2022/13 K. sayılı kararının hüküm fıkrasının para cezasına ilişkin iki numaralı bendinde yer alan “…%10’u oranında idari” ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine “ % 5’i ” ibaresinin yazılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nun 364/2 ve 7343 sayılı Yasa’ nın 33. maddesi ile eklenen GEÇİCİ MADDE 18/4. maddelerinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun 370/2. maddesi uyarınca bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan harcın istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.