Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/12853 E. 2023/660 K. 07.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12853
KARAR NO : 2023/660
KARAR TARİHİ : 07.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2601 E., 2022/1996 K.
DAVA TARİHİ : 08.10.2020
HÜKÜM/KARAR : İlk Derece Mahkemesi Kararı Kaldırılarak Yeniden Hüküm
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çatalca İcra Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/90 E., 2021/53 K.

Taraflar arasındaki itirazın kaldırılması ve tahliye davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davanın kabulü ile itirazın kaldırılmasına, tahliyeye ve davalı aleyhine inkar tazminatına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili asıl davaya ilişkin dava dilekçesinde; müvekkilinin maliki bulunduğu 6.239,18 m2’lik taşınmazın 01.01.2019 tarihinde davalı şirkete 5 yıllığına kiraya verildiğini, G bendinde yer alan şekle göre her yılın ocak ayının 5. gününün akşamına kadar bir yıllık kira bedelinin tamamının peşin olarak belirtilen hesap numarasına ödeneceği hususunda kira kontratının taraflarca imzalandığını, ancak davalı ilk kira yılı olan 2019 yılının 1 yıllık kirasının tamamını peşin ve tam olarak ödemesine rağmen 2. yıl olan 2020 yılının 1 yıllık kirasının tamamını ise ödemediğinden, Çatalca İcra Dairesi 2020/1175 E. sayılı dosyası ile haciz-tahliye talebi ile icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin davalı borçluya 31.08.2020 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığı iddiası ile davalının taşınmazdan tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili birleşen davaya ilişkin dava dilekçesinde; davalının takibe itirazının haksız olduğunu, kira sözleşmesinin yalnızca müvekkili ve davalı arasında yapıldığını, ödemenin müvekkiline yapılması gerektiği, bu davanın tahliye davası ile birleştirilmesi gerektiği iddiası ile itirazın kaldırılması ve %20 den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; takibe ilişkin itiraz dilekçeleri ile kira borcunu kabul etmediklerini ve tamamına itiraz ettiklerini, kira sözleşmesinde her ne kadar sadece alacaklı …’nun ismi geçiyor ise de sözleşme konusu olan yerin sadece alacaklı … ya ait olmadığını, bu durum sözleşmenin imzalanmasından sonra ortaya çıktığını, diğer mirasçılarında sözleşme dahil edilmesi gerektiği ve sözleşmeyi imzalamaları gerekiği söylenmesine rağmen alacaklı …’nun bu konuda hiçbir işlem yapmadığını, yine de tarafınca yapılan haricen araştırma neticesinde banka hesap bilgileri bulunarak 2019-2020 kira bedellerinin diğer mirasçıların banka hesaplanına ödendiğini, alacaklı yanın sözleşme konusu yerin tek başına maliki olmamasına karşın, iş bu kira bedelinin tamamının kendisine ödenmesini istemesi hukuken mümkün olmadığını, alacak dava konusu edildiğinde veraset ilamının dosyaya celbi ile birlikte kira bedelinin mirasçılara ödeneceği hususununda ortaya çıkacağını, alacaklının bu duruma yanaşmadığını tüm kira bedelini taraflarından istediğini, bu nedenle icra konusu edilen kira bedelinin yatırılmadığını, davalının icra takibinde alacaklı gösterilen …’ya toplam 18.000,00 TL geçmiş dönem kira borcu ödemesi bulunmakta olup iş bu borçun alacaklı yanın banka hesabına ödendiğini, alacaklı yana ait hesap hareketlerine bakıldığında davalının kira borcunun olmadığının ortaya çıkacağı şeklinde itiraz edildiğini, taşınmazın tedavül tapu kayıtları da dahil olmak üzere tüm tapu kayıtlarının celp edilerek dava konusu olan taşınmazın gerçek maliklerinin tespit edilmesi, diğer taraflarında davacı olarak davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının cevap dilekçesinde kiralanan taşınmazın mülkiyetinin birden fazla kişiye ait olması nedeni ile tapuya müzekkere yazılarak taraf teşkilinin sağlanmasını istemişse de, kira sözleşmesinin yapılabilmesi için mülkiyet hakkının aranmaması, icra mahkemesinde görülen davaların temel sebebinin icra takibi dosyası olması nedeni ile müzekkere talebinin reddedildiği, icra takibinde borçlu olarak gösterilen kişilerin kiracı sıfatlarının kabul edildiğinin bu sebeple de zorunlu dava arkadaşlığının olduğunun kabulü gerektiği, davacı vekilinin icra takibini … ile …’e karşı başlatmış olduğu, davacının şirket ve şahsı ayrı ayrı borçlu olarak göstermesi nedeniyle şahıs ve şirketin ayrı ayrı kiracılığını kabul ettiği, icra dosyasının incelenmesinde takibe itirazın … tarafından kendi adına asaleten şirket adına vekaleten 02.09.2020 tarihinde yapmış olduğu, itirazın kaldırılması ve tahliye davasında verilecek kararın bizzat tarafını da etkileyeceği bu sebeple borçlulara ayrı ayrı husumet yöneltmek suretiyle dava açılması gerektiği, borçlular arasında zorunlu dava arkadaşlığının bulunduğu ancak davacının yalnızca şirketi taraf olarak gösterdiği gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davalının tavzih talebi üzerine ek karar ile davalı vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; icra takibinde borçlu olarak gösterilen diğer şahsın, başlatılan icra takibinde borçlu olarak gözükmesinin aslında gerçekten borcu olduğu anlamını taşımadığını, kira kontratında borçlunun yanında aynı zamanda kira kontratındaki borca kefil olan bir başka şahıs olması halinde icra takibinin her ikisi aleyhine başlatılacağını, ancak tahliye davasının yalnızca kira kontratında borçlu olarak gözüken aleyhinde açılacağını, mahkemenin ”icra takibini … ile …’e karşı başlatmış olduğu, davacının şirket ve şahsı ayrı ayrı borçlu olarak göstermesi nedeniyle şahıs ve şirketin ayrı ayrı kiracılığını kabul ettiği” gibi bir değerlendirme yaptığını, ancak icra takibi başlatılırken her iki borçlu açısından ayrı ayrı borçlu gösterilmesinin kendilerinin kiracı olduğunu kabul ettiklerinden değil, her ikisine de icra takibi başlatılarak borçlu gösterildiğini, tahliye davasını açarken sadece kira kontratında yer alan şirketin orada kiracılığını kabul ettiklerinden yalnızca davalı kısmında şirket adına dava açıldığını, taraflar arasında zorunlu dava arkadaşlığı oluşmadığını belirterek kararın kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı-borçlunun icra takip dosyasına sunduğu itiraz dilekçesinde, kira ilişkisine ve talep edilen yıllık kira bedeline açıkça itiraz etmediğinden kira sözleşmesinin ve kira bedelinin kesinleştiği, dava konusu kira sözleşmesindeki imzaya açıkça itiraz edilmediğinden kira sözleşmesi taraflar arasında kesinleştiği, sözleşmede kiraya veren olarak davacı …, kiracı olarak davalı şirketin gösterildiği, diğer davalı …’in ise şirket adına sözleşmeyi vekaleten imzaladığının anlaşıldığı, sözleşmede davalı kiracı şirket adına imzası olan …’in kiracı sıfatının bulunmadığı, hakkında tahliye talepli icra takibi yapılmasının …’e kiracı sıfatını kazandırmayacağı, dava dışı …’in sözleşmeyi şirkete vekaleten imzalaması nedeniyle … ile davalı şirket arasında zorunlu dava arkadaşlığından söz edilemeyeceği, mahkemece her ikisine birlikte husumetin yöneltilmesi gerektiği gerekçesi ile davalı şirket hakkında açılan davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, borçlunıun kiracı şirketin ödeme olgusunu İİK 269/c maddesindeki belgelerden biriyle ispat edemediği gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, itirazın kaldırılması, tahliye ve davalı aleyhine inkar tazminatına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde, Çatalca İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2021/50 E sayılı dosyası ile bu davaların derdest olduğu, derdestlik itirazının bulunduğu, yerel mahkemece verilen kararın doğru olduğu, davacının kiraya verilen taşınmazın tek başına maliki olmadığı, davacının almaya yetkili olduğu kira bedelinin davacıya ödendiği, tapuya yazı yazılarak taşınmazın gerçek maliklerinin tespiti talebinin dikkate alınmadığı iddiası ve cevap dilekçesi içeriğindeki iddialarını tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık asıl davada kira sözleşmesinden kaynaklı İİK’nun 269/a maddesi uyarınca temerrüt nedeni ile tahliye talebine ilişkin, birleşen davada kira alacağından dolayı yapılan icra takibine yönelik itirazın kaldırılması ve tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İİK’nın 269 ve devamı maddeleri

3.Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371’inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.