Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/13010 E. 2023/332 K. 19.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13010
KARAR NO : 2023/332
KARAR TARİHİ : 19.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3277 E. 2022/3042 K.
DAVA TARİHİ : 11.04.2022
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 27. İcra Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/263 E. 2022/527 K.

Taraflar arasındaki taşınmaz ihalesinin feshi davası nedeniyle yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddi ile davacılar aleyhine ihale bedelinin %1’i oranında hesap edilen 647.620 TL para cezasına karar verilmiştir.

Kararın davacılar tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı asıl kredi borçlusu ile ipotekli taşınmaz maliki üçüncü kişi vekili şikayet dilekçesinde; ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibinde, asıl borçluya ait taşınmaz hissesi ihalesinin satış ilanının ilgililere usulsüz tebliğ edildiğini, taraflarına çıkarılan icra emri ve kıymet takdir raporu tebliğlerinin usulsüz olduğunu, kıymet takdirinin düşük belirlendiğini, kıymet takdirine itirazda düzenlenen raporun yetersiz olduğunu, ihale sürelerinin yetersiz olduğunu, satış talebinin ertesi günü satış kararı verilmesinin katılımı azalttığını, satış ilanının yapıldığı gazete tirajının düşük olduğunu, yeterli şekilde ilan yapılmadığını, ihalenin süresinden önce bitirildiğini, elektronik pey süren olup olmadığının ilan edilmediğini, satışa hazırlık işlemlerinde usulsüzlük bulunduğunu (Şartname ve ilanda tmazın önemli özelliklerine yer verilmediğini, Kdv oranının olması gerekenden yüksek yazıldığını), hesap kat ihtarı tebliğ edilmemesi ve yasal şartları taşımayan ihtarname nedeniyle ilamlı takip başlatılmasının usulsüz olduğunu, talep edilen kadar borçları bulunmadığını, ihalelerin ekonomik kriz döneminde acele ile yapıldığını ileri sürerek feshini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı alacaklı vekili ve ihale alıcısı vekili cevap dilekçelerinde; takibin, satışa hazırlık işlemlerinin ve ihalenin usulüne uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra dosyasında yapılan kıymet takdirine itiraz üzerine mahkemece taşınmazın kıymet takdirinin 129.492.000 TL olarak tespit edildiği ve değerin kesinleşmiş olduğu, davacı borçlulara hesap kart ihbarnamesinin tebliğ edildiği, takibin kesinleştiği, icra emirlerinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, satış ilanına ilişkin tebligatların da usulüne uygun yapıldığı, satışın yapıldığı tarihte satışa esas kıymet takdirinin 2 yıllık geçerlilik süresinin dolmadığı, haczin devam ettiği, satışın süresinde istendiği, ilan tarihi ve satış tarihi arasında bir aydan uzun zaman olduğu, satışın satış ilanında belirtilen yerde yapıldığı, ihalenin satış ilanında belirtilen tarih ve saatte yapıldığı, tellal bulunduğu, satılan taşınmazlar konut olmadığından Kdv oranının doğru olduğu, satış ilanının elektronik ortamda yapıldığı, elektronik ortamda teklif olup olmadığının ihalenin başında duyurulduğu, ihaleye fesat karıştırıldığına dair delil bulunmadığı, davacı açısından zarar unsurunun gerçekleşmediği, satış ilanının Trajı 50.000 üzerinde olan Hürriyet Gazetesinde usul ve yasaya uygun olarak ilan edildiği, satış şartnamesinde İİK 114. maddesinde belirtilen tüm bilgilerin bulunduğu, ihalenin İİK’nın 129. maddesinde belirlenen hususları göz önüne alınarak yapıldığı, ihalenin ilan edildiği saate uygun olarak başlatıldığı gerekçesi ile şikayetin reddine ve ihale bedelinin %1’i oranında hesap edilen 647.620 TL para cezasının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili şikayet nedenlerini tekrarla birlikte para cezasına hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılması ile ihalenin feshine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile satış ilanının davacılar vekiline 29/01/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davacıların satış ilanı tebliği işlemine ilişkin usulsüzlük iddiasının bulunmadığı, tebliğ tarihinden itibaren 7 günlük yasal sürede yukarıda belirtilen iddialarla şikayet yoluna başvurulmadığından bu hususların ihalenin feshi nedeni olarak ileri sürülemeyeceği, ihalenin feshini isteyen şikayetçinin, kendisi dışındaki diğer ilgililere satış ilanının tebliğ edilmediğini ileri süremeyeceği, davacıların kıymet takdirine itiraz etmiş olmaları ve satış ilanının tebliği işlemine ilişkin usulsüzlük iddiasının bulunmamaları karşısında kıymet takdir raporunun tebliği işleminin usulüne uygun olup olmadığının incelenmesine gerek bulunmadığı, taşınmazın değerinin kıymet takdirine itiraz davası sonunda mahkemece kesin olarak belirlendiği, satış kararında ilanın elektronik ortamda, adliye divanhanesine asılmak ve tirajı 50.000’in üstünde ulusal bir gazetede yayımlanmak suretiyle ilanına karar verildiği, ilan yapılan Hürriyet Gazetesinin ilanın yayımlandığı tarih itibariyle tirajının 184.423 olduğu, satış kararı doğrultusunda gerekli ilanların yapıldığı, muhammen bedeli 129.492.000 TL olan taşınmazın 64.762.000 TL’ye satıldığı, ilanların yeterli olduğu, hesap kat ihtarnamesi ve icra emrinin usulüne uygun tebliğ edilmediği, kat ihtarındaki miktarla icra emrindeki miktarın uyumlu olmadığı, ihtarnamenin gerekli koşulları sağlamadığı yönündeki iddiaların ihalenin feshi davasında değerlendirilemeyeceği, satış talebinden sonra satış günü verilmesi için öngörülen yasal bir süre bulunmadığı gibi hemen sonrasına satış günü verilmesine engel bir düzenleme de bulunmadığı, satış için belirlenen sürenin yetersizliğinden söz edilemeyeceği, bu hususların ihaleye katılımı etkilediğine ilişkin somut bir olgu bulunmadığı, açık artırma tutanağında yer alan “elektronik ortamda teklif yok” ibaresinin gayet açık olduğu gerekçesi ile istinaf talebinin HMK’nın 353/1-b(1) maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili istinaf nedenlerini tekrarla bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılması ve ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl kredi borçlusu Metal …. AŞ’ye ait taşınmaz ihalesinin feshi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İİK’nın 134. Maddesi, 7343 sayılı Kanunun 27/4.ve 27/5. maddeleri, 6100 sayılı HMK ve sair ilgili mevzuat hükümleri

3. Değerlendirme
1-Davacı … AŞ’nin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının REDDİNE,
2-Davacı …Ş.’nin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na göre yapılan ihalenin feshine ilişkin hususlar bahsi geçen Kanunun 134. maddesinde düzenlenmiştir.
İhalenin feshi davaları daha önce başvuranın kim olduğuna bakılmaksızın maktu harca tabi iken, 2004 sayılı İİK’nın 134. maddesinde değişiklik yapan ve 30.11.2022 tarihinde yürürlüğe giren 7343 sayılı kanunun 27/4. maddesi ile davayı “Satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicilde kayıtlı ilgililer ile sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişilerin” açması halinde ihale bedeli üzerinden nispi harca tabi kılınmıştır. Bu harcın yarısı talepte bulunulurken peşin olarak yatırılmak zorundadır.
Ayrıca 7343 sayılı Kanunun 27/5. maddesi ile davayı “Satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicilde kayıtlı ilgililer ile sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişiler” açması halinde teminat gösterme zorunluğu da getirilmiştir. İlgili kişilerin muhtemel zararına karşılık olmak üzere ihale bedelinin yüzde beşi oranında teminat gösterilmesi şarttır.
Somut olayda, ihalenin feshi talebinde bulunan şikayetçinin, satış isteyen alacaklı ya da borçlu olmadığı, resmî sicilde kayıtlı ilgili ve sınırlı ayni hak sahibi sıfatlarının bulunmadığı, şikayet konusu olmayan taşınmazların maliki üçüncü kişi sıfatı ile takipte yer aldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda anılan şikayetçinin kendi adına kayıtlı olmayan taşınmazlara ilişkin ihalenin feshini talep etmekte aktif husumet ehliyetinin bulunmadığının kabulü gerekir.
Yukarıda yer alan yasal düzenlemeler çerçevesinde; şikayetçiden ihale bedeli üzerinden nispi harç alınması ve şikayetçinin ihale bedelinin yüzde beşi oranında teminat göstermesi gerekmektedir.
Mahkemece, nispi harç alınmadan ve teminat gösterilmesi şartı yerine getirilmeden sonuca gidilmesi, Bölge Adliye Mahkemesince bu hususlar gözden kaçırılarak istinaf talebinin esastan reddi kararı hatalı olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını gerektirmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.01.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

Üye Dr. …’in Karşı Oy Yazısı :

İhalenin feshini TBK’nın 281. maddesinde yazılı sebeplerde dahil olmak üzere, yalnız satış isteyen alacaklı, borçlu, tapu sicilindeki ilgililer ve pey sürmek sureti ile ihaleye iştirak edenler, yurt içinde adres gösterme koşulu ile isteyebilirler. (İİK’nın 134/2)
İhalenin feshini isteyen ilgilinin, fesih sebebi olarak ileri sürdüğü yolsuzluk sonucunda kendi menfaatlerinin ihlal edilmiş olduğunu (zarar gördüğünü) ispat etmesi gerekir. (İİK’nın 134/3)
İhalenin feshini isteyebilecek kişiler kanunda sınırlı olarak sayılmıştır.
Takip borçlusu bu kişiler arasındadır.
İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipte ipotekli taşınmaz maliki üçüncü kişi kredi ilişkisinde üçüncü kişi olmasına rağmen, takipte taraftır. Kredi ilişkisinde şahsen borçlu olmasa dahi taşınmazını o borç için ipotek vermiş olmakla taşınmazı ile borçlu konumundadır.
İİK’nın 149. maddesi hükmüne göre borçlu ile rehin veren arasında zorunlu takip arkadaşlığı mevcut olup alacaklı takip talepnamesinde her ikisini de borçlu tarafta göstermesi ve her ikisine de icra emri göndermesi zorunludur. İpotek veren üçüncü kişi kendisine gönderilen icra emrine karşı İcra Mahkemesinde itiraz ve şikayet hakkına sahiptir.
İpotek veren üçüncü kişi takip borçlusu olma sıfatı ile kendisinin verdiği ipotekli taşınmazın ihalesinin feshini ve ayrıca aynı takipte kredi borçlusunun veya diğer ipotek veren üçüncü kişilerin ipotekli taşınmazlarının ihalesinin de feshini isteyebilir. Çünkü takipte taraftır. (Yücel, Tunç Müjgan; Banka Alacaklarının İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yolu ile Takibi, İstanbul 2010 s.352)
İhaleye konu taşınmaz üzerinde tapu sicilinde kayıtlı ayni hak sahibi olmasa dahi, o ipotekli taşınmazın satıldığı icra takibinde borçlu konumda yer aldığı için ihalenin feshini şikayet yolu ile isteme hakkı vardır. İhalenin feshinde hukuki yararı da bulunmaktadır. Zira ihaleye konu taşınmazın daha yüksek bedelle alıcı bulması halinde ihale bedelinin takip borcunu karşılaması veya daha fazla bir borcun ihale bedeli ile ödenmesinin mümkün olabileceği süphesizdir.
Bu nedenle şikayetçi ipotek veren üçüncü kişinin ihalenin feshi şikayetinin esasını inceleyerek istemin reddine karar veren İlk Derece Mahkemesi kararı ile ilgili şikayetçilerin istinaf talebinin esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması yönünde olduğumdan, anılan şikayetçinin aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesi ile kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması yönündeki çoğunluk görüşüne katılamıyorum.19.01.2023