YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13095
KARAR NO : 2023/365
KARAR TARİHİ : 23.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki ihalenin feshi şikayeti nedeniyle yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın şikayetçi/borçlu vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi/ borçlu vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı borçlu vekili dava dilekçesinde; 623 ada 3 parsel yönünden, icra dosyasındaki kıymet takdirinin vekil olarak kendisi ile davacı asile tebliğ edilmediğini ve taşınmazın gerçek değerinin altında satıldığını, menfi tespit davası açıldığını, satışın durdurulması için tedbir talep edildiğini ancak reddedildiğini ileri sürerek ihalenin feshini talep etmiştir.
Birleşen dosyada borçlu vekili dava dilekçesinde; 128 ada 6,7, 8 parseller yönünden, kıymet takdirinin vekil olarak kendisine ve davacı asile tebliğ edilmediğini, taşınmazların gerçek değerinin altında satıldığını, menfi tespit davası açıldığını, ihale saatinde tellalın yüksek sesle ve herkesin duyacağı şekilde satışı gerçekleştirilecek taşınmazları anons etmediğini, bitiş saatinden önce ihale işleminin sonlandırıldığını ileri sürerek ihalenin feshini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı-alacaklı vekili cevap dilekçesinde; kıymet takdir raporunun davacı vekiline 28.05.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, ayrıca kıymet takdir raporunun davacıya tebliğ edilmemiş olsaydı da satış ilanı tebliği ile buna vakıf olacağını, iddiaların İİK ve Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, davacının dava dilekçesindeki kıymet takdir raporunun tebliğ edilmediği iddiası dışındaki diğer iddialarının ihalenin feshi sebebi olmadığını, kesinleşmiş mahkeme ilamına dayalı menfi tespit davasının açılamayacağını belirterek davanın reddini, davacı aleyhine ihale bedelinin %10’u oranında para cezasına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi’nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemenin 2020/31 Esas, 2021/6 Karar sayılı dosyası ile iş bu davanın taraflarının aynı olmaları, davanın konusunun aynı taşınmazdan kaynaklı ihalenin feshi talepli olmasından dolayı aynı mahkemenin 2020/31 Esas sayılı dosyasının iş bu dosya ile birleştirilmesine karar verilerek yargılamaya iş bu dosyadan devam edildiği belirtilerek, icra takibinin kesinleşmiş mahkeme ilamına dayalı olduğu görüldüğünden kesinleşmiş mahkeme ilamına karşı davacı vekilinin Uzunköprü 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/47 Esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açmış olmasının, kesinleşmiş mahkeme ilamına dayalı icra takibi başlatılmış olmasına engel oluşturmayacağı, söz konusu icra takibindeki kıymet takdiri raporunun davacı vekiline 28.05.2019 tarihinde usulüne uygun tebliğ edilmiş olması, kıymet takdiri raporunun tebliğinden itibaren 7 günlük süre içerisinde kıymet takdiri raporuna itiraz edilmemesi, ihalenin usulüne uygun yapıldığı, birleşen davada dava dilekçesinde ihale saatinde tellalın yüksek sesle ve herkesin duyacağı şekilde satışı gerçekleştirilecek taşınmazları anons etmediği ve bitiş saatinden erkenden ihale işleminin sonlandırıldığı iddialarının HMK’nın 190 ıncı maddesi uyarınca ispatına yarar bir delil sunulamadığı, aynı zamanda davacı vekilinin dava dilekçesinde başkaca ihalenin feshi sebebine dayanmadığı, ihalenin usulüne uygun yapıldığı
gerekçeleri ile asıl davanın ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Borçlu vekili istinaf dilekçesinde; mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, icra dosyasında kıymet takdirinin taraflarına tebliğ edilmediğini, taşınmazların gerçek değerinin altında satıldığını, satışın durdurulması için karar verilmediğini, aynı yerde olan taşınmazlar arasında kıymet takdirlerinin farklılık gösterdiğini, bu husular göz ardı edilerek ve bu hususta mahkemenin bilirkişi incelemesi yaptırmaksızın maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ilkesine halel getirecek nitelikte aleyhlerine hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, kıymet takdir raporlarının, ilgililer listesinde belirtilenlere usulüne uygun tebliğ edilmediğini, ihaleye konu taşınmazlar hakkında vergi dairesine, belediye ve ilgili birimlere herhangi bir yazı yazılmadığını, müvekkilinin satış ilanını satış tarihine çok yakın bir zamanda öğrenmiş olması sebebiyle ihaleye katılımı artırmak için gerekli çabayı gösteremediğini, bu sebeple de taşınmazın değerinden çok düşük bir bedelle ihale edildiğini ihalenin başlangıcından itibaren hem hazırlık hem de satış aşamalarında ihalenin usul ve yasaya uygun yapılmadığını, fesada uğradığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kamu düzeni yönünden yapılan incelemede ihalenin feshini gerektirir bir yön olmadığı, somut olayda, taşınmazların değerinin altında satıldığı ileri sürülmüş ise de, 16.03.2020 tarihinde satışı yapılan 623 ada 3 parsel sayılı taşınmaz yönünden yapılan incelemede kıymet takdiri raporunun davacı vekiline 28.05.2019 tarihinde tebliğ edildiği, rapora itiraz olmadığı, kıymet takdirinin kesinleştiği, ayrıca satış ilanının 04.02.2020 tarihinde davacı vekiline usulüne uygun tebliğ edildiği, satışa hazırlık işlemleriyle ilgili olarak satış ilanının tebliğinden itibaren yasal 7 günlük sürede şikayette bulunulmadığı nedenle bu hususun ihaleden sonra ihalenin feshi nedeni yapılamayacağı, 01.09.2020 tarihinde yapılan taşınmaz ihaleleri yönünden yapılan incelemede, kıymet takdiri raporunun davacı vekiline 28.05.2019 tarihinde tebliğ edildiği, satış ilanının davacı vekiline 17.07.2020 tarihinde usulüne uygun tebliğ edildiği, satışa hazırlık işlemlerinden olan kıymet takdiri ile ilgili yasal 7 günlük sürede şikayet hakkının kullanılmadığı gerekçeleri ile şikayetçi/ borçlunun istinaf talebinin HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
İstinaf dilekçesindeki sebeplerin aynen tekrar edildiği görülmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, usul ve yasaya aykırı yapılan ihalenin feshi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 7343 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 33 üncü maddesi ile İİK’na eklenen geçici 18 inci maddenin son fıkrası, 27 inci maddesi
İİK134 üncü ve devamı madde hükümleri
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre borçlu vekilinin aşağıdaki paragraf kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 7343 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 33. maddesi ile İİK’na eklenen geçici 18. maddenin son fıkrası gereğince uygulanması gereken aynı Kanunla değişik İİK’nun 134. maddesinin 5. fıkrasının 3. bendi uyarınca; icra mahkemesi işin esasına girerek talebin reddine karar verirse ihalenin feshini talep edeni feshi istenen ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkum eder. Yasanın bu hükmü, emredici nitelikte bir düzenleme olup kamu düzenine ilişkin bulunduğundan mahkemece re’sen uygulanmalıdır. Hukuk Genel Kurulu’nun 06.10.2004 tarih ve 2004/1-433 Esas sayılı kararında da benimsendiği üzere kamu düzenine aykırılıkta aleyhe bozma ilkesi nazara alınamaz.
3. Somut olayda; ihalenin feshi talebinin reddine karar verilmesi yerinde ise de; İlk Derece Mahkemesince işin esasına girilmek suretiyle ihalenin feshini gerektiren bir neden bulunmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmesine rağmen, şikayetçi borçlu aleyhine para cezasına hükmedilmemesi isabetsiz olup, para cezası yönünden kararın resen bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının para cezasına hasren BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.