Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/13175 E. 2023/501 K. 26.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13175
KARAR NO : 2023/501
KARAR TARİHİ : 26.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2047 E., 2022/2934 K.
DAVA TARİHİ : 18.05.2016
HÜKÜM/KARAR : Kaldırma/Yeniden hüküm
İLK DERECE MAHKEMESİ : Küçükçekmece 1. İcra Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/315 E., 2021/721 K.

Taraflar arasındaki taşınmaz ihalesinin feshi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince; davanın reddine ve davacı aleyhine ihale bedeli üzerinden %10 oranında para cezasına hükmedilmiştir.

Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine ve davacı aleyhine ihale bedeli üzerinden %1 oranında para cezasına hükmedilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı icra mahkemesine başvurusunda müflis borçlu Üçgül… A.Ş.’nin yetkilisi olduğunu, işbu davayı kendi namına ve yetkilisi olduğu şirket adına yaptığını, kıymet takdir raporunun ve satış ilanının davacılara usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini, davaya konu taşınmazın kıymetinin düşük belirlendiğini, kıymet takdir raporunun usulüne uygun hazırlanmadığını, ihale bedelinin İİK’nın 129. maddesine uygun olmadığını, eski tarihli imar durumuna göre satış yapıldığını, yapılması gereken yasal ilanların yapılmadığını ve taşınmazın alacağa mahsuben satılmasının hatalı olduğunu ileri sürerek, tapunun 1 parselinde kayıtlı 63 bağımsız bölüm numaralı taşınmaza ilişkin ihalenin feshini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı alacaklı banka cevap dilekçesinde; davacı …’nın ihalenin feshini istemekte aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, borçlu şirketin iflası ve şirkete iflas idare memurlarının atanması nedeniyle adı geçenin müflis şirketi temsilen de taraf ehliyeti bulunmadığını, davacı …’ya kıymet takdir raporu ve satış ilanı tebliğinin zorunlu olmadığı gibi müflis şirketin iflas idare memurlarına satış ilanının tebliğ edildiğini ileri sürerek, davanın reddi ile davacılar aleyhine ihale bedelinin %10’u oranında para cezasına hükmedilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ihalenin feshi sebeplerinin oluşmadığı belirtilerek davanın reddi ile davacı aleyhine ihale bedeli üzerinden %10 oranında para cezasına hükmedilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı 3. kişi … istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı istinaf dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçeli olmadığını, mahkemece davaya konu tebligatlar ile ilanların incelenmediğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçeli olmadığına yönelik istinaf başvurusunun yerinde olduğuna değinildikten sonra, dosyanın geçirdiği aşamalar dikkate alınarak İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması yoluna gidilmeyerek Bölge Adliye Mahkemesi tarafından fesih iddialarının incelendiği belirtilmek suretiyle, satış ilanının müflis şirketin iflas idare memurlarına tebliğ edildiği, kıymet takdir raporu tebligatına ilişkin usulsüzlük iddiasının ise, ilgilisince ileri sürülebileceği , belediye, gazete ve divanhane ilanlarının usulüne uygun olarak yapıldığı, satış bedelinin İİK’nın 129. maddesine uygun olduğu gerekçeleri ile davacı 3. kişinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında kurulan hükümde, davanın reddine ve davacı aleyhine ihale bedeli üzerinden %1 oranında para cezasına hükmedilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı 3. kişi … temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde; satış ilanı tebligatının hem takip dayanağı kredi sözleşmesinin kefili olması hem de borçlu şirketin yetkilisi olması sebebiyle davacı …’ya yapılması gerektiğini, usulsüz tebligatlar nedeniyle İİK’nın 111/a maddesinde yer alan taşınmazın borçlu tarafından satışına ilişkin düzenlemeden yararlanamadığını ve ilan yapılan gazetenin yeterli olmadığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; taşınmaz ihalesinin feshi davasına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
İİK md. 111/a.,129.,134., 191., HMK md. 297., TBK md. 513.,TTK md. 534.

3. Değerlendirme
İflasına karar verilen şirket, medeni haklardan istifade ve medeni hakları kullanma ehliyetini kaybetmiş olmaz. Sadece, İİK’nın 191. maddesi gereğince, iflas masasına giren hak ve mallar hakkında tasarruf hakkını kaybeder. Bir başka deyişle, anılan mallar üzerindeki tasarruf yetkisi, iflas masasına geçer. Bu durumda ihalenin feshinin talep edilmesi ile, müflis şirketin, o mal üzerinde tasarrufta bulunduğu sonucuna varılamaz.
Türk Borçlar Kanunu’nun 513. Maddesinin 1. fıkrası gereğince; işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça, vekalet verenin iflası ile vekalet sözleşmesi kendiliğinden sona erer. 6102 sayılı TTK’nın 534. maddesine göre; “İflas halinde tasfiye, iflas idaresi tarafından İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre yapılır. Şirket organları, temsil yetkilerini, ancak şirketin iflas idaresi tarafından temsil edilmediği hususlar için korurlar.” Müflis şirketin, icra takibinde borçlu olması nedeniyle, İİK’nın 134. maddesine göre ihalenin feshi isteminde bulunma hakkı vardır. Bu hakkın kullanılması, yukarıda da belirtildiği üzere, İİK’nın 191. maddesinde belirlenen mallar üzerinde tasarrufta bulunulduğu anlamına gelmediğinden, borçlu şirket iflas etse dahi, icra mahkemesinde bu şikayeti yapabilir. Dava sırasında borçlu şirketin iflas etmesi halinde, 6102 sayılı TTK’nun 534. maddesi uyarınca, şirket organları, ihalenin feshi istemi yönünden temsil yetkilerini koruduğundan, verilen vekalet de son bulmaz. Müflisin kullanabileceği hakları, vekili, onun adına kullanabilir.
Öte yandan; 6100 sayılı HMK’nın, “hükmün kapsamı” başlığını taşıyan 297. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile TC kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerinin de kararda yer alması, ikinci fıkrasında ise hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta; icra mahkemesine başvuru dilekçesinin, … tarafından, kendi adına asaleten ve Üçgül … A.Ş. adına ise temsilcisi sıfatıyla verildiği, dava dilekçesine ekli 01.06.2004 tarihli imza sirkülerine göre adı geçenin sirküler tarihi itibariyle müflis şirketin münferit yetkili temsilcisi olduğu, borçlu şirketin 26.10.2016 tarihinde iflasına karar verildiği ve iflas işlemlerinin … 5. İcra Müdürlüğü’nün 2016/1 İflas sayılı dosyasında yürütüldüğü, İlk Derece Mahkemesince verilen son kararın gerekçeli karar başlığında, davacı olarak sadece … yazıldığı, Üçgül … A.Ş.’nin ise davalılar kısmında yazılı olduğu, hüküm kısmında da davacının davasının reddi ile davacı aleyhine ihale bedeli üzerinden %10 oranında para cezasına hükmedildiği, söz konusu kararın kaldırılması suretiyle Bölge Adliye Mahkemesince yeniden verilen kararda da, aynı hata tekrarlanarak, davacı kısmına sadece …’nın yazıldığı, diğer davacı olan borçlu Üçgül … A.Ş.’nin ise davacı yerine davalılar kısmına yazıldığı, bunun sonucu olarak da para cezasının davacı … aleyhine hükmedildiği görülmüştür. Davacı …’nın borçlu şirket temsilcisi olarak borçlu şirket adına ihalenin feshi davasını açma hakkı var ise de; takibin taraflarından olmadığı gibi, takip dayanağı kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olmasının ipotekli takipte kendisine borçlu sıfatı kazandırmayacağı tabi olmakla birlikte, tapu sicilindeki ilgililerden yada ihaleye pey sürmek suretiyle iştirak edenlerden de olmadığından, İİK’nın 134/2. maddesi gereğince, kendi adına bu davada aktif husumet ehliyeti bulunmadığının kabulü gerekir.
O halde; Bölge Adliye Mahkemesince; İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmak suretiyle yeniden esas hakkında verilen kararla, gerekçeli karar başlığının davacılar kısmına …’nın yanı sıra Üçgül … A.Ş.’nin de yazılması ve davacı … yönünden davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine ve aleyhine para cezasına yer olmadığına, diğer davacı Üçgül … A.Ş. yönünden ise, dava tarihi itibariyle 7343 sayılı Kanun’un 12. maddesi ile İİK’ya eklenen 111/a maddesinin yürürlükte olmadığı ve somut uyuşmazlıkta uygulanamayacağı tabi olmakla, müflis borçlu şirket yönünden ihalenin feshi sebebi bulunmadığından, davanın esastan reddine ve 7343 sayılı Kanun’la değişik İİK’nın 134/5-3. maddesi gereğince fesih gerekçeleri ile Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenen ölçülülük ilkesi de nazara alınarak davacı şirket aleyhine para cezasına hükmedilmesi gerekirken, gerekçeli karar başlığında tarafların hatalı yazılması ve bunun sonucu olarak da para cezasının davada aktif husumet ehliyeti bulunmayan … aleyhine hükmedilmesi isabetsiz olup Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nin 12.10.2022 tarih ve 2022/2047 E. – 2022/2934 K. sayılı kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2.maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA),

Peşin alınan harcın istek halinde iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.