Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/13224 E. 2023/657 K. 07.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13224
KARAR NO : 2023/657
KARAR TARİHİ : 07.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki ihalenin feshi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalı SGK yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddi ile diğer davalılar yönünden ihalenin feshine karar verilmiştir.

Kararın davalı/alacaklı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile davalı SGK yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddi ile diğer davalılar yönünden şikayetin esastan reddine ve davacı aleyhine ihale bedelinin %10’u oranında para cezasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; satış ilanının davacılardan taşınmaz malikine usulsüz tebliğ edildiğini, davacılardan borçluya ise hiç tebliğ edilmediğini, satışın yurt genelinde yayın yapan ve tirajı 50.000 üzeri olan gazetede ilan edilmediğini, tellalın görevini gereği gibi yerine getirmediğini, borçlu tarafından kıymet takdirine itiraz edildiğini ve mahkemece itirazın haklı bulunduğunu ve taşınmazın değerinin 500.000,00 TL olduğunun tespit edildiğini ancak bu kararın ve karara esas teşkil eden raporun taşınmaz malikine ve diğer haciz alacaklısına tebliğ edilmediğini, şifahen edinilen bilgilere göre bir kısım kişilerin farklı metotlarla ihaleye katılmaktan caydırıldığını, ihaleye katılımın engellendiğini, bu şekilde ihaleye fesat karıştırıldığını beyan ederek ihalenin feshine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı alacaklı vekili cevap dilekçesinde; ileri sürülen iddiaların gerçeği yansıtmadığını, ihalenin usul ve yasaya uygun yapıldığını, tebligatlarda usulsüzlük bulunmadığını, ayrıca muhammen bedelin üzerinde satış yapıldığı için hukuki yararın bulunmadığını beyan ederek şikayetin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı haciz alacaklısı SGK vekili cevap dilekçesinde; ihalenin usul ve yasaya uygun olduğunu beyan etmiş, şikayetin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Diğer davalı ihale alıcısı cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; SGK’ya husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle bu davalı yönünden şikayetin pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacılardan taşınmaz malikine satış ilanının usulsüz tebliğ edildiği gerekçesiyle, diğer davalılar yönünden ihalenin feshine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı alacaklı vekili istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesindeki hususlar aynen tekrar ederek taşınmazın muhammen bedel üzerinde satıldığını şikayette hukuki yarar olmadığını, ihalenin usul ve yasaya uygun yapıldığını beyanla kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalılardan haciz alacaklısı SGK yönünden şikayetin pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olup bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmadığı, istinaf incelemesinin ihalenin feshine dair verilen karar yönünden yapıldığı, ihale konusu malın tahmini değerinin üzerinde satılması halinde kural olarak şikayetçinin ihalenin feshini istemekte hukuki yararının bulunmadığı sonucuna varılacağı, ancak ihaleye fesat karıştırıldığının tespiti durumunda malın tahmini bedelinin üzerinde satılması halinde dahi ihalenin feshi gerekeceği, somut olayda taşınmazın muhammen bedelin üzerinde satıldığı ve davacıların kıymet takdirine itirazının bulunmadığı görülmüş ise de, davacı tarafça ihaleye fesat karıştırıldığının ileri sürüldüğü, bu iddianın dayanağı olarak tanık deliline ve video kaydına dayanıldığı, fakat mahkemece ihaleye fesat karıştırıldığı iddiası üzerinde durulmadığı, davacının fesat iddiası yönünden şifahen edinilen bilgilere göre bir kısım kişilerin farklı metotlarla ihaleye katılmaktan caydırıldığı ihaleye katılımın engellendiği, bu şekilde ihaleye fesat karıştırıldığı ileri sürülmüş ve bu iddianın ispatına yönelik tanık delili ile video kayıtlarına dayanılmış ise de, şikayet dilekçesinde gerek tanıkların gerekse video kayıtlarının bilahare sunulacağı belirtilerek, bu delillerin ibraz edilmediği, basit yargılama usulünün uygulandığı iş bu davada HMK’nın 318. maddesi uyarınca davacının delillerini dava dilekçesi ile birlikte sunması zorunluluğu getirilmiş, bunun yanında yazılı yargılama usulünde uygulanan HMK’nın 140/5 maddesi gibi (dayanılıp da sunulmayan deliller var ise ön inceleme duruşmasında bu delillerin ibrazı için taraflara kesin süre verileceğine dair) bir hükmün düzenlenmediği, tanık deliline dayanılması halinde tanık listesinin ve ibraz edileceği belirtilerek dayanılan video kaydının da dava dilekçesi ile birlikte sunulması gerektiği, davacı taraf tanık deliline dayanmış ise de tanık listesi sunulmadığından ve video kaydına dayanmış bunun da kendilerince ibraz edileceği belirtilmiş olmasına rağmen bu delil de sunulmadığından ileri sürülen fesat iddiasının ispatlanamadığının anlaşıldığı, bu haliyle ihale bedeli muhammen bedelden fazla ise de fesat iddiasına dayalı olarak da fesih talep edildiğinden ve fesat iddiası kabul görmediğinden, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle değil, esastan reddine karar verilmesi ve para cezasına hükmedilmesi gerektiği gerekçesi ile davalı alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı SGK yönünden şikayetin pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden ise şikayetin esastan reddine ve ihale bedelinin yüzde onu oranında para cezasının şikayetçilerden tahsiline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesindeki iddialarını tekrarla ve fesat iddiasının ispatı için tanık listesi sunulması için süre verilmediğini ayrıca davanın reddi halinde para cezası oranının %1 olması gerektiği iddiaları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması isteminde bulunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Mersin İcra Müdürlüğünün 2021/50 talimat sayılı dosyasından 11.02.2022 tarihinde satışı yapılan 3147 ada 4 parsel 5 nolu bağımsız bölüme ilişkin ihalenin feshi talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
İcra İflas Kanunu’nun 134 ve devamı maddeleri

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, şikayetçilerin ihalenin feshi talebinin reddine yönelik temyiz itirazları ile aşağıdaki bendin dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

3-Şikayetçiler aleyhine taktir edilen para cezasına ilişkin re’sen yapılan değerlendirmede;

İİK’nın ihalenin feshi şikayetine ilişkin usül ve esasları belirten 134. maddesine 24/11/2021 tarih ve 7343 sayılı Yasa’nın 27.maddesi ile eklenen fıkra ile;

“İhalenin feshi talebi üzerine icra mahkemesi talep tarihinden itibaren yirmi gün içinde duruşma yapar ve taraflar gelmeseler bile icap eden kararı verir.
Ancak ihalenin feshi talebinin usulden reddi gereken hâllerde duruşma yapılmadan da karar verilebilir. İcra mahkemesi;
1. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı
ayni hak sahipleri ile pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler dışında kalan kişilerce talep edilmesi nedeniyle,
2. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişiler bakımından feragat nedeniyle,
3. İşin esasına girerek,
talebin reddine karar verirse ihalenin feshini talep edeni feshi istenen ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkûm eder. ” hükmü getirilmiştir.

Düzenlemenin gerekçesi, ihalenin feshi talebi yukarıdaki sebeplerle reddedilen davacının ihale sürecini uzatma amacı ile hareket edip, etmediğine ve fesih iddiasının ağırlığına göre para cezasının taktir edilebilmesini sağlamaktır.

Mahkeme, para cezasına hükmedecekse oranını davacının ihale sürecini uzatma amacı ile hareket edip, etmediğine ve fesih iddiasının ağırlığına göre ölçülü şekilde belirlemelidir.

Para cezasının oranı, hem istinaf aşamasında, hemde temyiz aşamasında re’sen değerlendirilir.

Para cezasının oranına ilişkin değişikliğin, ne zaman, ne şekilde uygulanacağına ilişkin olarak İİK’na 24/11/2021 tarih ve 7343 sayılı Yasa’nın 33. maddesi ile eklenen GEÇİCİ MADDE 18/4. maddesi;” 134 üncü maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan değişiklikler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtayda görülmekte olan ihalenin feshi talepleri hakkında uygulanmaz. Ancak, ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkûmiyete ilişkin hüküm görülmekte olan ihalenin feshi talepleri hakkında da uygulanır. Temyiz kanun yolu incelemesi aşamasında bulunan dosyalar bakımından para cezasının oranına ilişkin olarak yapılan değişiklik tek başına bozma nedeni yapılamaz. Yargıtay değişikliği uygulamak suretiyle hükmü düzeltebilir. ” hükmünü içermektedir.

Bu yasal düzenlemeler ve lehe değişiklik dikkate alınarak ihalenin feshi talebinin esastan reddi nedeni ile şikayetçi aleyhine hükmedilen para cezasının oranı değerlendirildiğinde;

Somut uyuşmazlıkta, şikayetçi/borçlular aleyhine ihale bedelinin %10’u oranında para cezasına hükmedilmiş ise de, 7343 sayılı Kanun’la değişik İİK’nın 134/5-3 maddesi gereğince fesih gerekçeleri ve fesih isteyenin sıfatı gözönünde bulundurulduğunda davanın ihale sürecini uzatmaya matuf olmadığı görülmekle, Anayasa’nın 13.maddesinde düzenlenen ölçülülük ilkesi de nazara alınarak ihale bedelinin %10’u olarak belirlenen para cezasının %5 oranında belirlenmesinin hak, nesafet ve ölçülülük ilkelerine uygun olacaktır.

Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

Davacılar vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının para cezasına ilişkin 1-b bendinin 2. cümlesinde yer alan “yüzde onu oranında” ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine “yüzde beşi oranında” ibaresinin yazılmasına, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2 ve 7343 sayılı Yasa’nın 33. maddesi ile eklenen GEÇİCİ MADDE 18/4. maddelerinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 370/2. maddesi uyarınca bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.