YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13246
KARAR NO : 2023/751
KARAR TARİHİ : 09.02.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibinde, icra emri tebliğ işleminin usulsüzlüğüne ve takibe ilişkin şikayet ile yetki itirazı uyuşmazlığı hakkında verilen karara ilişkin yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; ipotek borçlusunun istinaf başvurusunun esastan reddine hükmedilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi borçlu ve ipotek borçlusu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. ŞİKAYET
Şikayetçi borçlu şirket ile ipotek borçlusu şikayet dilekçelerinde; şikayete konu icra takibinde yetkili İcra Dairesinin … ve … İcra Daireleri olduğunu, icra emri tebliğ işleminin usulsüz olduğunu, takip dayanağı belgelerin ilam niteliğinde olmaması nedeniyle İİK’nın 149 ve 150/ı maddeleri uyarınca ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi yapılamayacağını ve örnek 6 numaralı icra emri gönderilemeyeceğini, asıl borçlu şirkete gönderilen hesap kat ihtarnamesinin usulüne uygun tebliğ edilmediğini, bu suretle asıl borçlu hakkında ilamlı takip yapılamayacağından, zorunlu takip arkadaşlığı ilkesi gereğince ipotek borçlusu hakkında da ilamlı takip yapılamayacağını ileri sürerek icra emrinin iptalini talep etmişlerdir.
II. CEVAP
Şikayet edilen alacaklı banka cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl borçlu şirkete yapılan hesap kat ihtarnamesi tebligatının ve takibin usulüne uygun olduğu gerekçeleri ile şikayetin ve yetki itirazının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi asıl borçlu ve ipotek borçlusu istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
Şikayetçiler istinaf dilekçelerinde; şikayet dilekçesinde ileri sürdükleri hususları tekrar etmek suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmekle birlikte, şikayet dilekçesinde ileri sürdükleri icra emri tebliğ usulsüzlüğüne ilişkin iddiayı istinaf nedeni olarak ileri sürmemişlerdir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararı ile; şikayetçilerin, İİK’nın 149/a maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken aynı Kanun’un 34. maddesi gereğince, ilamlı takiplerde her İcra Dairesinde takip yapılabileceği belirtilerek yetki itirazına dair istinaf nedeninin ve takibin asıl borçlu şirket yönünden usule uygun yapıldığından bahisle borçlu şirket hakkındaki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı belirtildikten sonra; ipotek borçlusuna gönderilen ihtarname tebligatının bila tebliğ iade edilmesi nedeniyle adı geçene takipten önce usulüne uygun muacceliyet ihtarı şartı gerçekleşmediği, İİK’nın 149 ve 150/ı maddelerinde düzenlenen bu hususun kamu düzeninden ve süresiz şikayete tabi olduğu, bu suretle ipotek borçlusu yönünden istinaf başvurusunun kısmen yerinde olduğu gerekçeleri ile şikayetçilerin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle, yetki itirazının reddine, şikayetçi ipotek borçlusu yönünden şikayetin kabulü ile icra emrinin iptaline, şikayetçi asıl borçlu şirket yönünden ise şikayetin ve diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayet edilen alacaklı temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairece; İİK’nın 150/ı maddesi gereğince ipotekli taşınmaz maliklerine icra emri gönderilebilmesi için alacaklı tarafından Kredi Sözleşmesinde yazılı yada ipotek akit tablosunda belirtilen adreslerine noter aracılığı ile hesap kat ihtarının gönderilmesinin ilamlı takip yapma şartı olup, aynı Kanun’un 16/2. maddesi gereğince süresiz şikayete tabi olduğu ve mahkemece re’sen nazara alınacağı belirtildikten sonra, İİK’nın 148/a maddesindeki düzenleme gereğince, ipotek borçlusunca tapuya bildirilen adrese çıkartılan ihtarname tebligatının adrese ulaştığı tarihin tebliğ tarihi sayılacağı ve buna göre takipten önce ipotek borçlusuna hesap kat ihtarnamesinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği gerekçesiyle, ipotek borçlusunun bu yöne ilişkin şikayetinin reddi yönündeki İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğundan bahisle, istinaf başvurusunun da esastan reddine hükmedilmesi gerektiği belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Dairenin bozma kararındaki gerekçeleri tekrar edilmek suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının ipotek borçlusu yönünden yerinde olduğu gerekçesiyle şikayetçi ipotek borçlusu …’nın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlu ve ipotek borçlusu temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Şikayetçiler temyiz dilekçelerinde; yetkiye itirazları ile birlikte, asıl borçlu şirkete gönderilen hesap kat ihtarnamesinin usulüne uygun tebliğ edilmediğini, bu suretle asıl borçlu hakkında ilamlı takip yapılamayacağından, zorunlu takip arkadaşlığı ilkesi gereğince ipotek borçlusu hakkında da ilamlı takip yapılamayacağına ilişkin iddialarını tekrar etmek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmişlerdir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibinde, yetki itirazı ile şikayete ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
İİK md. 16, 148/a, 149, 150/ı, HMK md. 359/2,
3. Değerlendirme
HMK’nın istinaf kararlarının içeriğine dair 359. maddesinin ikinci fıkrası; “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmünü amirdir.
Öte yandan, Yargıtayca bozulan mahkeme kararı ortadan kalkar ve hukuki geçerliliğini yitirir. Bozulan karar, sonraki kararın eki niteliğinde olmadığından, bu karara atıf yapılarak hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, bozulan karardaki gerekçeye atıf yapılması da yasal dayanaktan yoksundur (Hukuk Genel Kurulu’nun 22.06.2011 gün ve 2011/11-344 E., 436 K.; 29.02.2012 gün ve 2011/9-754 E., 2012/102 K. sayılı kararları).
Somut uyuşmazlıkta; İlk Derece Mahkemesince istemin reddine hükmedildiği, şikayetçilerin istinaf kanun yoluna başvurması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvuruları kısmen yerinde bulunup İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle yetki itirazının reddine, şikayetçi ipotek borçlusu yönünden şikayetin kabulü ile icra emrinin iptaline, şikayetçi asıl borçlu şirket yönünden ise şikayetin ve diğer taleplerin reddine karar verildiği, bu kararı şikayet edilen alacaklının temyiz ettiği, Dairece hukuka aykırı olduğu belirtilen karar bozularak dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderildiği, Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik şikayetçilerden ipotek borçlusu …’nın istinaf başvurusunun esastan reddedildiği, kararın şikayetçiler tarafından temyiz edildiği görülmüştür.
Hal böyle olunca; şikayet yolu ile İcra Mahkemesine başvuranların asıl borçlu ile ipotek borçlusu olmasına ve bozmadan önce verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma ilamı ile ortadan kalktığı tabii olmasına rağmen, Daire’nin bozma ilamından sonra verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararında, sadece ipotek borçlusunun istinaf başvurusu yönünden hüküm kurulup asıl borçlunun istinaf başvurusunun hükümde karşılanmaması isabetsiz olup, şikayetçilerin istinaf başvuruları hakkında, her bir şikayetçi yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması maksadıyla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan … Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nin 20.10.2022 tarih ve 2022/2516 E. – 2022/2987 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre şikayetçilerin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
Harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.