Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/13344 E. 2023/906 K. 15.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13344
KARAR NO : 2023/906
KARAR TARİHİ : 15.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki ihalenin feshine ilişkin şikayet yargılamasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine, şikayetçi borçlunun ihale bedelinin %10’u oranında para cezasına mahkum edilmesine karar verilmiştir.

Kararın şikayetçi borçlu vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi borçlu vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Şikayetçi borçlu vekili, taşınmaz satış ilanının usulüne uygun hazırlanmadığını, ilanında pey akçesinin müdürlüğün banka hesabına yatırılması gerektiği veya Vakıfbank Bankomat kartı olanların pos cihazından yatırması gerektiğinin belirtildiğini, satış memurunun nakit teminatı kabul etmemek gibi bir yetkisi olmadığını, ihale arttırma tutanaklarının usulüne uygun tutulmadığını, dosyada yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, kıymet takdiri ve satış ilanı da müvekkile usulüne uygun tebliğ edilmediğini, satış ilanının vekile süresinde tebliğ edilmediğini, satışa çok kısa bir süre kala tebliğ edildiğini, İİK’nın 150/ı maddesi uyarınca ilamlı takip koşulları oluşmadığını ileri sürerek tüm taşınmazlar yönünden ihalenin feshine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Şikayet olunan alacaklı vekili; ihalenin yasa ve usule uygun yapıldığını, zarar unsuru bulunmadığını, satış ilanı ile satış şartnamesinin usulüne uygun hazırlandığını, tüm tebligatların usulüne uygun olduğunu, ileri sürülen iddiaların yerinde olmadığını belirterek reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazların muhammen bedelin %50’sinin üzerinde bir bedel ile ihale olduğu, satış ilanı ve satış şartnamesi usulüne uygun hazırlandığı, pey akçesinin ne şekilde ve hangi yolla kabul edileceğine karar verme yetkisinin yasa gereği icra müdürlüğünde olduğu, satış ilanında belirtilen şartlarda, ihale gün ve saatinde ihale yerinde usulüne uygun şekilde yapıldığı, ihale tutanaklarından başlangıç saatleri ve taşınmaz bilgileri satış ilanı ile uyumlu şekilde yer verilerek düzenlendiği, icra emri, kıymet takdir ve satış ilanı yasada belirtildiği şekilde borçlulara, vekillerine ve tüm ilgililere usulünce tebliğ edildiği, borçlunun bilinen ve bankaya bildirilen tüm adreslerine, ipotek belgesinde yazılı olan adresine ve mernis adresine ve aynı zamanda noterlik vasıtasıyla düzenlenen ve dosyaya sunulan vekaletnamede yazan adreslerine tebligat çıkarıldığı, kıymet takdirine itiraz sonucu verilen karar ile kıymet takdirlerinin kesinleştiği, satış ilanının borçluya 25.02.2021 tarihinde tebliğ edildiği, vekile gönderilen e-tebligatın 19.04.2021 tarihinde alıcı tarafından açıldığı, satıştan yaklaşık 2 ay önce borçluya, yaklaşık 10 gün önce de vekile tebliğ edildiği, bu tarihten itibaren 7 günlük yasal süre içerisinde satışa hazırlık işlemlerine yönelik şikayette bulunulmadıkça, sonradan bu hususların ihalenin feshi sebebi olarak ileri sürülemeyeceği, elektronik ortamda ihaleden 1 aydan daha öncesinde ilan yapıldığı, satış bedelinin, muhammen değerin %50’si ile satış ve paylaştırma giderinin üzerinde olduğu, kesinleşen kıymet takdirinin yapıldığı tarihten itibaren 2 yıllık yasal süre içerisinde satış gerçekleştirildiği gerekçesiyle ihalenin feshi şikayetinin reddine, borçlu aleyhine toplam ihale bedelinin %10’u para cezasına hükmolunmasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlu vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Şikayetçi borçlu vekili; ihale arttırma tutanaklarının usulüne uygun tutulmadığını, dosyada yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, satış ilanının süresinde tebliğ edilmediğini, ilamlı takip koşullarının oluşmadığını, takibe yönelik şikayetler hakkında verilen kararlar kesinleşmeden satış yapılamayacağını, henüz karar verilmemiş olsa da takibin iptaline yönelik şikayeti devam ederken ihale yapılmasının da ihalenin feshi nedeni olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; satış ilanının borçlu vekiline ilk ihale gününden önce 24.04.2021 tarihinde elektronik yolla tebliğ edildiği görülmüş ise de, borçlu vekilinin 18.02.2021 tarihli satış kararından sonra, 15.04.2021 tarihli dilekçe ile icra müdürlüğüne başvurarak dosyanın incelenmek üzere tarafına izin verilmesini talep ettiği, talep dilekçesinin icra müdür tarafından havale edilerek imzalandığı, bu tarihten 1 gün sonra 16.04.2021 tarihinde UYAP sisteminden takibin durdurulması talebine ilişkin dilekçe gönderildiği anlaşılmış olup borçlunun en geç bu tarih (16.04.2021) itibariyle satıştan haberdar olduğunun kabulü gerektiği, bu durumda, borçlu tarafça satış gününden makul süre önce satış öğrenilmiş olduğundan salt tebliğ işleminin usulsüzlüğü nedeniyle ihalenin feshine karar verilemeyeceği, davacı tarafça en geç bu tarihten itibaren 7 günlük yasal süresi içerisinde satışa hazırlık işlemlerine yönelik şikayette bulunulmadıkça, sonradan bu hususların ihalenin feshi sebebi olarak ileri sürülemeyeceği, satış ilanında, teminat bedelinin banka aracılığıyla yatırılması gerektiğinin belirtilmesinin tek başına ihalenin feshini gerektirmeyeceği, bu nedenle katılımın azaldığına dair somut bir delil olmadığı, ihale tutanaklarının usul ve yasaya uygun olarak tutulduğu, icra emrinin tebliğ edilmediği, usulsüz tebligat iddiasıyla dava açıldığı ve ilamlı takip koşullarının oluşmadığı şeklinde ileri sürülen hususların ihalenin feshi aşamasında incelenmesinin mümkün olmadığı, derdest olduğu ileri sürülen şikayet ile ilgili olarak mahkemece bir tedbir kararı verildiği de ileri sürülmediği, satış ilanının elektronik ortamda ihaleden 1 aydan daha öncesinde yapıldığı, satış bedellerinin muhammen değerlerinin %50’si ile satış ve paylaştırma giderlerinin üzerinde olduğu, kesinleşen kıymet takdirinin yapıldığı tarihten itibaren 2 yıllık yasal süre içerisinde satış gerçekleştirildiği, esasına girilmiş olması nedeni ile davacı aleyhine para cezasına hükmedilmesi için gerekli yasal koşullar da oluştuğu, ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesi ile davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK’nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Şikayetçi borçlu vekili; ihale arttırma tutanaklarının usulüne uygun tutulmadığını, dosyada yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, satış ilanının süresinde tebliğ edilmediğini, ilamlı takip koşullarının oluşmadığını, takibe yönelik şikayetler hakkında verilen kararlar kesinleşmeden satış yapılamayacağını, henüz karar verilmemiş olsa da takibin iptaline yönelik şikayet devam ederken ihale yapılmasının da ihalenin feshi nedeni olduğunu belirterek, kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ihalenin feshi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
İİK’nun ihalenin feshi şikayetine ilişkin usül ve esasları belirten 134. maddesine 24.11.2021 tarih ve 7343 sayılı Yasa’ nın 27.maddesi ile eklenen fıkra ile;
“İhalenin feshi talebi üzerine icra mahkemesi talep tarihinden itibaren yirmi gün içinde duruşma yapar ve taraflar gelmeseler bile icap eden kararı verir.
Ancak ihalenin feshi talebinin usulden reddi gereken hâllerde duruşma yapılmadan da karar verilebilir. İcra mahkemesi;

1. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri ile pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler dışında kalan kişilerce talep edilmesi nedeniyle,
2. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişiler bakımından feragat nedeniyle,
3. İşin esasına girerek,
talebin reddine karar verirse ihalenin feshini talep edeni feshi istenen ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkûm eder. ” hükmü getirilmiştir.
Düzenlemenin gerekçesi, ihalenin feshi talebi yukarıdaki sebeplerle reddedilen davacının ihale sürecini uzatma amacı ile hareket edip, etmediğine ve fesih iddiasının ağırlığına göre para cezasının taktir edilebilmesini sağlamaktır.
Mahkeme, para cezasına hükmedecekse oranını davacının ihale sürecini uzatma amacı ile hareket edip, etmediğine ve fesih iddiasının ağırlığına göre ölçülü şekilde belirlemelidir.
Para cezasının oranı, hem istinaf aşamasında, hemde temyiz aşamasında re’sen değerlendirilir.
Para cezasının oranına ilişkin değişikliğin, ne zaman, ne şekilde uygulanacağına ilişkin olarak İİK’na 24.11.2021 tarih ve 7343 sayılı Yasa’ nın 33. maddesi ile eklenen GEÇİCİ MADDE 18/4. maddesi;
“134 üncü maddede bu maddeyi ihdas eden Kanunla yapılan değişiklikler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte İlk Derece Mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtayda görülmekte olan ihalenin feshi talepleri hakkında uygulanmaz. Ancak, ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkûmiyete ilişkin hüküm görülmekte olan ihalenin feshi talepleri hakkında da uygulanır. Temyiz kanun yolu incelemesi aşamasında bulunan dosyalar bakımından para cezasının oranına ilişkin olarak yapılan değişiklik tek başına bozma nedeni yapılamaz. Yargıtay değişikliği uygulamak suretiyle hükmü düzeltebilir.” hükmünü içermektedir.

3. Değerlendirme
1-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, şikayetçinin ihalenin feshi talebinin reddine yönelik temyiz itirazları ile aşağıdaki bendin dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Şikayetçi aleyhine taktir edilen para cezasına ilişkin re’sen yapılan değerlendirmede;
Yukarıda geçen yasal düzenlemeler ve lehe değişiklik dikkate alınarak ihalenin feshi talebinin esastan reddi nedeni ile şikayetçi aleyhine hükmedilen para cezasının oranı değerlendirildiğinde;
Somut uyuşmazlıkta, şikayetçi/borçlu aleyhine ihale bedelinin %10’u oranında para cezasına hükmedilmiş ise de, 7343 sayılı Kanun’la değişik İİK’nun 134/5-3 maddesi gereğince fesih gerekçeleri ve fesih isteyenin sıfatı gözönünde bulundurulduğunda davanın ihale sürecini uzatmaya matuf olmadığı görülmekle, Anayasa’nın 13. maddesinde düzenlenen ölçülülük ilkesi de nazara alınarak ihale bedelinin %10’u olarak belirlenen para cezasının %5 oranında belirlenmesinin hak, nesafet ve ölçülülük ilkelerine uygun olacağı anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının para cezası yönünden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

1-Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2-Şikayetçi borçlu vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının iki numaralı bendinde yer alan “ %10’u olan 258.600,00-TL” ibaresinin çıkartılarak yerine “%5’i oranında ” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.02.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(M)

İHÖ/KH

Üye Dr. …’in Karşı Oy Yazısı:

Şikayetçi borçlu vekili satış ilanı tebligatının müvekiline usulsüz tebliğ edildiğini borçlu vekili olarak da kendisine makul sürede tebligat yapılmadığını diğer fesih nedenleriyle birlikte ileri sürürek taşınmaz ihalelerinin feshine karar verilmesini talep etmiştir.
Satış kararı 18.2.2021 tarihli olup borçlu asile TK’nın 21/1. maddesi uyarınca 25.2.2021 tarihinde satış ilanı tabliğ edilmiş ise de TK’nın 21/1. maddesine göre muhatabın adreste bulunmama nedeni araştırılıp tevsik edilmediği anlaşıldığından bu tebligatın usulsüz olduğu icra mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin kabulündedir.
Tebligat Kanunun 32. maddesi uyarınca usulsüz tebliğde muhatabın tebliği öğrendiğini beyan ettiği tarih tebliğ tarihi olarak kabul edilir.
Tebligatın usulsüz olduğunu, usulsüz tebligatı öğrenme tarihini ancak muhatap ileri sürebilir. Asile yapılan usulsüz satış ilan tebligatında asilin tebliği öğrendiğinin yazılı delille ispatı mümkündür. Asile yapılan usulsüz tebligattan dosyaya 16.4.2021 tarihinde vekalet sunan borçlu vekilinin haberi olduğu, bu tarihte satış ilanı tebliğ edilmiş sayıldığı kabul edilemez. Tebligat kime yapılmış ise ancak o kişi tebligata muttali olabilir ve öğrendiği tarih tebliğ tarihi sayılır.
Öte yandan satış kararından sonra dosyaya vekalet sunan borçlu vekiline 24.4.2021 tarihinde satış ilanı tebliğ edilmiş ise de feshi istenen ihalelerin 29.4.2021 tarihli olduğu göz önüne alındığında makul sürede borçlu vekiline satış ilanı tebliğ edilmediği görülmektedir. Bu kısa süre içinde ihaleye katılacak olanları temin etmesi veya kendi imkanları ile ilan yapması gibi ihaleye katılımı artırıcı işlemlerin yapılması zor gözükmektedir.
Toplu ipoteğe konu 4 adet taşınmazında muhammen bedelin yarısından biraz fazlasınına ihale edilmiş olmasıda ihalede zarar unsurunun oluştuğunu göstermektedir.
İhalenin feshi şikayetinin kabulü ile ihalelerin feshine karar verilmesi görüşünde olduğumdan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması yerine onanması yönündeki çoğunluk görüşüne katılamıyorum.