YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13381
KARAR NO : 2023/862
KARAR TARİHİ : 14.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davalar yönünden ihalenin feshi şikayetinden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen dosyalarda talep edilen ihalelerin feshi isteminin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Kararın borçlu vekili ve alacaklı banka vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı borçlu vekili dava dilekçesinde; asıl ve birleşen davalarda; Manisa 2. İcra Müdürlüğünün 2015/5614 Esas sayılı dosyası ile hakkında başlatılan takipte, maliki ve hissedarı olduğu … İli, … İlçesi, … Mahallesi, 564 ada 13 parsel 3 nolu bağımsız bölümün …’e, … Mahallesi 3350 ada 2 parsel 8 blok 29 nolu bağımsız bölümün …’a, … Mahallesi 3350 ada 2 parsel 9 blok 4 nolu bağımsız bölümün …’a, … Mahallesi 1320 ada 105 parsel A blok 2 nolu bağımsız bölümün …’a, … Mahallesi 1320 ada 105 parsel A blok 38 nolu bağımsız bölümün …’e, … Mahallesi 1320 ada, 105 parsel A blok 42 nolu bağımsız bölümün …’a ihale edildiğini, ihaleye yönelik tebligatların Tebligat Yasasının 21. maddesine aykırı olduğunu, taşınmazların kıymet takdirinin 2020 yılı içinde yapıldığını ve geçen 2 senelik süre içinde yaşanan ekonomik gelişmeler nedeniyle taşınmazların güncel değerinin çok altında ihale edildiğini, satış ilanının şeklinin de yasaya aykırı olduğunu, satış ilanının tirajı yüksek ve tüm yurtta yayınlanan bir gazetede yapılması gerekirken, mahalli gazetede yapılmasının yasaya aykırı olduğunu, takip borçlusu şirket ile ipotek veren arasında zorunlu takip arkadaşlığı olduğundan, haklarında birlikte takip yapılması gerektiğini, TMK’nın 873/3. maddesine göre toplu rehin durumunda, ipotek alacaklısının toplu rehin kurulan taşınmazların her birinin aynı zamanda satılmasını talep etmesinin zorunlu olduğunu, banka borcu teminatı olarak verilen iki adet taşınmazın satışının aynı anda yapılmadığını belirterek, ihalelerin feshine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı alacaklı banka vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının aksine, satış ilanı tebligatlarının Tebliğat Kanunu ve Tebligat Tüzüğüne uygun olarak yapıldığını, dosya borçlusu davacı şirket ve ipotek veren sıfatı ile … hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını, takibe konu taşınmazlarda toplu ipotek olduğu ve birlikte satılması gerektiği yönündeki itirazın da haksız olduğunu, takibe konu ipoteklerin limit ipoteği olduğunu, usulüne uygun olarak satışların gerçekleştirildiğini, iki adet ipotekli taşınmazın adresinin Buca ve Menemen ilçeleri olduğunu, birlikte satış yapılmasının doğal olarak mümkün olmadığını belirterek, davanın reddi ile ihale bedelinin %10’u oranında para cezasına hükmedilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şikayetçi borçlu tarafından tüm taşınmaz ihalelerine yönelik olarak aynı nedenlere dayalı olarak ihalelerin feshinin istenildiğini, ortak bir değerlendirme yapılmasının gerektiğini, şikayetçinin ilk olarak yapılan tebligatların usulsüz olduğunu ileri sürdüğünü,şikayetçinin ancak kendisi açsından bunu ileri sürme hakkına sahip olup her ilgilinin bu durumu kendisinin şikayet konusu yapabileceğini, bu bağlamda kıymet takdiri ve satış ilanı tebligatlarının borçlu şirkete 21/1 maddesi uyarınca ticaret sicilinde kayıtlı adreslerine usulüne uygun olarak yapıldığını, borçlu şirket tarafından 3350 ada 2 parsel 4 ve 29 no.lu dairelere ilişkin olarak kıymet takdirine itiraz davası açıldığını ve davanın kabulüne karar verilerek taşınmazlara yeniden kıymet takdir edildiğini, bu halde kıymet takdirine itiraz davalarında verilen hükmün incelenebileceğini ancak ihalenin feshi sebebi olarak ileri sürülen sebebin geçen iki senedeki ekonomik gelişmeler olup bu durumda kıymet takdirine ilişkin olarak öne sürdüğü hususların esasa etkili olmayıp, yeniden kıymet takdiri işlemi yapılmasına gerek olmadığı gibi ( Yargıtay 08.11.2018 tarih 12 HD 2017/9190 E, 2018/11054K sayılı ilamı) satış ilanı tebliğine rağmen satışa hazırlık işlemi olan bu hususta şikayet konusu edilmediğinden bu aşamada incelenmesinin mümkün görülmediğini,(Yargıtay 12 HD 12.11.2019 tarih 2019/12589 E, 2019/16404K sayıl ilamı) diğer taşınmazlar açısından ise kıymet takdirine itiraz edilmediğini, bunun yanında gazete ilanı yapılan gazetenin trajı ve ihalenin yapılış şeklinde de ileri sürülen iddiaların da gelen yazı cevabı ve ihale tutanakları ile yerinde olmadığını, şikayetçi borçlu şirket hakkındaki iflas erteleme davasında verilen tedbir kararının diğer ipotekli taşınmazları da bağlayacağını ileri sürmüş iseler de 27.01.2020 tarihinde tüm tedbirlerin kaldırıldığını ve iflas erteleme davasının reddedildiğinden bu iddianın da yerinde olmadığını, şikayetçi borçlunun satışına gidilen taşınmazların toplu ipotek olduğunu ve tümünün birlikte satılması gerektiğini ileri sürdüğünü ancak alacaklı tarafından tüm ipotekli taşınmazların birlikte satışının istenildiği ancak Buca ve Menemen ilçelerinde bulunan taşınmazların fiilen birlikte satışlarının mümkün olmadığını,bu durumda yukarıda belirtilen taşınmazlara ilişkin muhammen ve satış bedelleri göz önüne alınarak, taşınmazlar muhammen bedelinin üzerinde satılmış olmakla zarar unsuru oluşmayacağından ihalenin feshi isteminin reddine, İİK m.134/2 (son cümlesinde) işin esasına girilmeden ihalenin feshi talebinin reddi halinde şikayetçi aleyhine para cezasına hükmedilemeyeceği öngörüldüğünden, esasa girilmediğinden para cezası takdirine yer olmadığına karar karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili ve alacaklı banka vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
B-1-Davacı borçlu vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesinde;
Davacı borçlu vekili, satış ilanının davacıya tebliği ile satış tarihi arasında geçen 21 günlük sürenin müşteri bulma borcu ödeyebilmek için para temin etmek amacı ile hazırlık yapabilmek ve satışa katılımın artırılmasını sağlamak için makul süre olmadığını, taşınmazın değerinin ve borcun yüksek olduğunu, bu nedenle yapılacak hazırlıkların daha fazla zaman alacağını, icra emrinin davacıya tebliğinin usulsüz olduğunu, ihale salonu önünde katılımcı sıfatı ile 10-12 kişi olmasına rağmen sadece 5 kişinin ihaleye katıldığını, ihaleye katılanlar arasında yakın arkadaş ve hısımlık ilişkileri olduğundan birlikte hareket ederek taşınmazın gerçek değerinin altında satılmasını sağladıklarını, ihale katılımcısı Muhammet Karaca’nın pey sürmeye devam ederken ihale süresi dolmadan ihalenin kapatıldığını, bu kişinin tanık olarak beyanda bulunduğunu ancak ihale bittikten sonraki tavırları ile uyuşmayan çelişkili ifade verdiğini, mezat salonunun kapısında polis olduğunu bildirdiğini, oysa sadece bir adliye güvenlik personeli bulunduğunu, bu nedenle tanığın menfaat sağladığını düşündüklerinden beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğini, tanık Kasım Yılmaz’ın beyanda bulunurken davalı ihale alıcısı avukatı ile zapta geçmeyen sözlü bir tartışma yaşadığını, tanığın adı geçen avukatın bakışlarından rahatsız olduğunu dile getirmesi üzerine tartışma başladığını, tanık Kasım’ın ” 12-13 Milyonluk yeri 3,5 Milyona satın aldınız, ayıptır tüm bildiklerimi anlatayım mı” dediğini, bu tartışmanın bile akıllarda şüphe uyandırdığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B-2- Davalı alacaklı banka vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesinde;
Davalı alacaklı banka vekili, dava dilekçesine ve birleşen dava dosyalarına sundukları cevap dilekçelerinde haksız olarak dava açan davacının ihale bedeli üzerinden hesaplanacak para cezası ile cezalandırılmasının istenildiğini, mahkemece, tebligatların usulüne uygun olup olmadığı yönündeki itirazların usul yönünden inceleme kabul edildiği düşünülmüş olsa dahi; gazete ilanının hukuk, kanun ve usule uygun olup olmadığı, ipoteklerin toplu ipotek olup olmadığı ve toplu şekilde satışa çıkarılıp çıkarılmadığı, kıymet takdirine yönelik itirazlar usuli itiraz olarak kabul edilerek, dosyanın esası yönünden inceleme yapılmadığı yönündeki kabulün hatalı bir değerlendirme olduğunu, davacının tüm dosyalar yönünden taşınmazların ihale bedelinin %10’u oranında para cezası ile cezalandırılmaları gerektiğini belirterek, kararın para cezası yönünden kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile borçlunun iki taşınmaza ilişkin kıymet takdirine itiraz davası açtığını, onun dışında kalan taşınmazlara ilişkin kıymet takdirine itiraz edilmediğini, kıymet takdirine itiraz edilmeyen taşınmazlara ilişkin de değerlerinin düşük belirlendiğine dair bir itirazı olmadığını, kaldı ki diğer taşınmazlar yönünden de ihaleye fesat ve taşınmazların değerinin düşük belirlendiğine dair itirazları olmaması karşısında davanın hukuki yarar yokluğundan reddine dair kararın yerinde olduğunu, muhammen bedelin üzerinde satılan taşınmazlara ilişkin hukuki yarar yokluğundan reddine dair karar verilmesi halinde para cezasına hükmedilemeyeceğini belirterek tarafların istinaf başvurusunun ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı borçlu vekili istinaf sebebi olarak ileri sürülen hususlarla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ihalenin feshi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
İİK’nun 134.maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup borçlu vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,
14.02.2023 tarihinde karar verildi.