Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/13426 E. 2023/5478 K. 28.09.2023 T.

Yayınlanma Tarihi: 23.01.2024 02:35


YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13426
KARAR NO : 2023/5478
KARAR TARİHİ : 28.09.2023


...
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2645 E., 2022/2257 K.
...
...
HÜKÜM/KARAR : Kabul/Kaldırma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Büyükçekmece 2. İcra Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/97 E., 2022/776 K.

Taraflar arasındaki kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte imzaya itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince itirazın kabul (beyanı) nedeniyle kabulüne, takibin muteriz borçlu yönünden durdurulmasına, davalı alacaklı aleyhine tazminat ve para cezasına hükmedilmiştir.

Kararın davalı alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı alacaklının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, borçlunun imzaya itirazının kabul (beyanı) nedeniyle kabulüne, muteriz borçlu yönünden takibin durdurulmasına, davalı alacaklı aleyhine tazminat ve para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı muteriz borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Borçlu vekili itiraz dilekçesinde; davalı alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla ilamsız icra takibinde, ödeme emri tebliğinin usulsüz olduğunu, dayanak senetteki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek takibin durdurulması ile davalı alacaklı aleyhine tazminat ve para cezasına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı alacaklı mahkemeye sunduğu 08.04.2022 tarihli dilekçesi ile muteriz borçlunun taleplerini ve davaya konu talep sonucunu kabul ettiğini beyan etmiştir.


III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı alacaklının kabul beyanında bulunduğu, bu suretle takip dayanağı bonodaki imzanın muteriz borçluya ait olmadığının anlaşıldığı, davalı alacaklının Bakırköy 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/425 E. sayılı dosyasında 31.03.2022 tarihinde verdiği ifadesinde, muteriz borçluyu tanımadığını, takip dayanağı bonoyla hiçbir bağlantısının olmadığını, üçüncü bir kişiye borcu olduğunu, suça konu bononun kendisine getirildiğini ve kendisi tarafından icraya konulmasında sıkıntı olmayacağının söylendiği, borcunun silinmesi karşılığında teklifi kabul ettiğini beyan ettiği, bu nedenle dayanak senedi takibe koymada ağır kusurunun bulunduğu gerekçesi ile davanın kabul (beyanı) nedeniyle kabulüne, takibin muteriz borçlu yönünden durdurulmasına, asıl alacağın %20'si oranında inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, asıl alacağın %10'u oranında para cezasının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı alacaklı vekili istinaf dilekçesinde; dayanak bononun bir alacak ilişkisine dayanmadığını öğrenmesi üzerine kabul beyanında bulunulduğunu, bonoda keşideci ya da ilk ciranta olmadığından senedin gerçek bir alacağa dayandığını bilmesinin mümkün olmadığını, kötüniyetinin bulunmadığını, aleyhine icra inkar tazminatı ve para cezasına hükmedilmesinin usulsüz olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının tazminat ve para cezasına ilişkin kısmının düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; imzaya itirazda, davalı alacaklı aleyhine tazminata ve para cezasına hükmedilebilmesi için imzanın borçluya ait olmadığının kesin bir raporla sabit olması, hamil alacaklı ile borçlu arasında yüz yüzelik ilişkisi bulunması, bunun yanı sıra alacaklının kötüniyetli ya da ağır kusurlu olması koşullarının birlikte bulunmasının gerektiği, davalı alacaklının ceza soruşturmasındaki beyanları ile dosyaya yansıyan beyanlarına göre, gerçek bir alacak bulunmadığı halde senedi takibe koymakla iyiniyetli olduğundan bahsedilemez ise de, dosyada birden fazla birbiriyle çelişen raporun mevcut olduğu, mahkemece bu raporlardan ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu raporuna itibar edilerek davalının lehine olacak şekilde imzaya itirazın reddine karar verildiği, İlk Derece Mahkemesi kararının davalının lehine olmasına ve henüz imzanın borçlunun eli ürünü olmadığı yönünde kesin bir rapor alınmadığı bir aşamada, dairenin kaldırma kararından sonra, davalı alacaklının davayı kabul ettiği, kabul beyanından sonra yargılamaya devam edilerek imza incelemesi de yapılamayacağı, takibe konu senette muteriz borçlunun düzenleyen, davalı alacaklının ise senedi lehdardan ciro yoluyla aldığı, aralarında yüz yüzelik ilişkisi bulunmadığından imzanın sıhhatini bilemeyeceği, bu durumda yasanın aradığı koşullar oluşmadığından davalı alacaklı hakkında tazminat ve para cezasına hükmedilemeyeceği, davalının kabul beyanının imzaya itirazın kabulüne yönelik olarak anlaşılması gerektiği gerekçesi ile davalı alacaklının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, borçlunun imzaya itirazının kabul (beyanı) nedeniyle kabulüne, muteriz borçlu yönünden takibin durdurulmasına, davalı alacaklı aleyhine tazminat ve para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde muteriz borçlu temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Muteriz borçlu vekili temyiz dilekçesinde; davalı alacaklı ve suç ortaklarının sahte bir adreste, kendisiyle ilgisi olmayan kişilere ödeme emri tebliğinin usulsüz olarak yapılmasını sağladığını, bu durumun şikayetin kabulü kararı ile sabit hale geldiğini, davalı alacaklının Ağır Ceza Mahkemesindeki ifadesinde senetten kaynaklı alacağının mevcut olmadığını ve takibe konulmasına ne şekilde katkıda bulunduğunu itiraf etmek zorunda kaldığını, itirazdan 2 yıl 6 ay sonra davayı kabul beyanında bulunulmasının da davalı alacaklının iyiniyetli olmadığını gösterdiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının tazminat ve para cezası yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte imzaya itiraza ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 170. maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 308. maddesi ve sair yasal mevzuat

3. Değerlendirme
İİK'nın 170/4. maddesinde "İcra mahkemesi, itirazın kabulüne karar vermesi hâlinde, senedi takibe koymada kötü niyeti veya ağır kusuru bulunduğu takdirde alacaklıyı senede dayanan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata ve alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkûm eder. Alacaklı genel mahkemede dava açarsa, para cezasının tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve bu davayı kazanırsa hakkında verilmiş olan para cezası kalkar " hükmü yer alır.

Somut olayda, davalı alacaklının Bakırköy 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/425 E. sayılı dosyasında, 31.03.2022 tarihinde verdiği ifadesinde, muteriz borçluyu tanımadığını, takip dayanağı bonoyla hiçbir bağlantısının olmadığını, ... isimli üçüncü kişiye borcu olduğunu ve üçüncü kişi tarafından takibe konu bononun kendisine getirildiğini, borcunun silinmesi karşılığında senedin kendisi adına icraya konulmasının söylendiğini, teklifi kabul ettiğini beyan ettiği görülmektedir.

Davalı alacaklı, bu beyanları ile dayanak senetten kaynaklı alacağının bulunmadığını ikrar etmiş olup bu durumda senedi takibe koymakta ağır kusurunun bulunduğunun kabulü gerektiğinden, davalı alacaklının İİK'nın 170/4. maddesi uyarınca tazminat ve para cezası ile sorumlu tutulması gerekir.

O halde, Bölge Adliye Mahkemesince davalı alacaklının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.


VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Peşin alınan harcın istek halinde ilgiliye iadesine,

28.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.






...