YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2517
KARAR NO : 2023/1722
KARAR TARİHİ : 15.03.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki çek alacağına dayalı kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla ilamsız takipte imzaya ve borca itiraz nedeniyle yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile … 7. İcra Müdürlüğü 2016/24419 Esas sayılı takibin davacı borçlu yönünden durdurulmasına, davacının tazminat talebinin reddine ve davalının para cezasına çaptırılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararın davalı alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince alacaklının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile … 1. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 19.12.2019 tarih ve 2017/32 Esas, 2019/1695 Karar sayılı ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, davacı borçlu şirketin imzaya itirazının İİK’nın 170. maddesi uyarınca kabulü ile … 7. İcra Müdürlüğünün 2016/24419 Esas sayılı dosyasıyla başlatılan takibin davacı/borçlu açısından durdurulmasına, istinafa başvuranın sıfatı nedeniyle hükmün, alacaklı aleyhine tazminat ve para cezasına hükmedilmemesi yönünden korunarak, davacının tazminat talebinin reddine, davalı alacaklının para cezasına mahkumiyetine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı alacaklı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Borçlu icra mahkemesine başvurusunda: aleyhine … 7.İ cra Müdürlüğünün 2016/24419 Esas sayılı dosyasıyla (örnek 10) kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla 5 adet çeke dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı çeklerden; 20.11.2016 keşide tarihli 200.000,00 TL bedelli, 15.12.2016 keşide tarihli 240.000,00 TL bedelli ve 30.11.2016 tarihli 240.000,00 TL bedelli çeklerdeki imzanın borçlu keşideci şirket yetkilisi …’a ait olmadığı, anılan şirket yetkilisinin daha önce imzalamış olduğu belgelerdeki imzaların mukayeseye konu olarak toplanıp, imza incelemesi yapıldığında durumun anlaşılacağı beyanıyla imzaya ve borca itirazlarının kabulü ile takibin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Alacaklı cevap dilekçesinde; itiraza konu çeklerdeki imzanın …’a ait olduğu, adı geçenin, keşideci borçlu şirket adına borçlanma ve temlik verme dahil geniş yetkilerle yetkilendirildiği, aynı zamanda da borçlu şirket yetkilisi …’ında kayınpederi olduğu, daha önce … 7. İcra Müdürlüğü’nün 2016/20280 Esas sayılı dosyası ile de takip başlatıldığı ve çekler üzerindeki imzaların aynı olmasına rağmen benzer bir şikayete gidilmediği ve sair benzer iddialar ile …’un keşideci borçlu şirket namına vekaleten kambiyo senedi düzenleyebileceğine ilişkin vekaletname örneklerinin muhatap bankalardan celbi ile davanın reddine ve davacı borçlu şirketin %20’den az olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
A. Gerekçe ve Sonuç
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda davacı borçlu şirket yetkilisinin …’a çek keşide etmek için yetki verdiği, ancak …’un 24.10.2016 tarihinde azledildiği, şikayete konu çeklerin azilden sonra … tarafından imzalandığı dikkate alındığında şikayete konu çeklerin şirket yetkilisi ve usulünce yetkilendirilmiş kişi tarafından keşide edilmemiş olduğu gerekçesiyle davacının davasının kabulüne, şartları oluşmadığından davacının tazminat talebinin reddine ve davalının para cezasına hükmedilmesine yer oymadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
Alacaklı istinaf dilekçesinde; itiraza onu çeklerdeki imzaların ticari temsilci sıfatıyla (şirket yetkilisi …’ın kayınpederi) …’a ait olduğu, anılan çeklerin, …’un azlinden önce imzalandığı, …’un, azilden önceki vekaletnamesinde TBK’nun 548. maddesi hükmü gereğince kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisinin bulunduğu, …’un vekili Av. … tarafından … Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/110129 Sor. sayılı dosyasına ”müvekkilin bahse konu çekleri azledilmeden önce vekaletnamedeki yetkiye dayanarak vekaletname süresi içerisinde keşide ettiğine dair müşteki tarafın müvekkile verdiği çek tahsilat makbuzları da sunulmuştur. ” şeklinde beyanda bulunulduğu , şirket temsilcisi …’ın ise, aynı soruşturma evrakından yazılan talimatla … Polis Merkezinde alınan ifadesinde “azledilmeden önce dava konusu çeklerin vekaletnamenin süresi içerisinde … tarafından imzalandığını “beyan ve kabul ettiği, davacı/borçlu şirket yetkilisi … tarafından, … 4. Noterliğinin 03.06.2016 tarih ve … Yev. nolu dosyada mübrez vekaletnamesi ile …’a geniş yetkiler verildiği, bu vekaletnamenin ve sonrasında yine noterde düzenlenen azilnamenin ticaret sicilinde tescil edilmediği, ticaret sicil gazetesinde de ilan edilmediği, …’un (sonradan azle konu olan) vekaletnamesinde, taşınmaz satış yetkisinin dahi bulunduğu, ayrıca …’ın polis merkezinde ifadesinde ”işlerimin takibi için kendisine vekaletname çıkardım o sırada ben oto-alım satım işi ile uğraşıyordum” ve ”kayınbabamdan bu sektöre yabancı olduğumdan bana yardım etmesini istedim” şeklindeki beyanları ile şirketi bankalar, ilgili bütün kurumlar ve davalı alacaklı şirkete karşı TBK m.548/2 anlamında bir nevi ticari temsilci konumunda temsil ettiği ve sair önceki beyanlarının tekrarı ile mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
C. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
C.1.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyada mevcut, … 4. Noterliği’nin 03.06.2016 tarih ve … … nolu vekaletnamesinin incelenmesinde; muteriz şirket yetkilisi … tarafından, her ne kadar … vekil olarak tayin edilmişse de söz konusu vekaletnamelerde, …’a çek keşide etme yetkisinin verilmediği, bu durumda, adı geçen şahıs tarafından imzalanan çekler yönünden borçlu şirketin sorumlu tutulması imkanı olmadığı, …’un 16.05.2017 tarihli duruşmada kendisine çek keşide yetkisinin de verildiğini beyan etmesinin ve ayrıca her ne kadar bir sureti dosyaya kazandırılmamış ise de alacaklı vekilinin cevap dilekçesinde değil istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2017/110129 Sor. sayılı dosyasından yazılan talimatla … Merkezi’nde davacı şirket yetkilisinin itiraza konu çeklerin, vekaletnamenin süresi içinde … tarafından imzalandığını kabul etmesinin, söz konusu vekaletnamede çek keşide etme yetkisinin bulunmaması karşısında sonuca etkisinin bulunmadığı, o halde, imza sahibi …’un mezkur vekaletnamede çek keşide etme yetkisi bulunmadığından, mahkemece, bu gerekçeyle itirazın kabulü ile takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken, …’un, muteriz şirket yetkilisi tarafından … 25. Noterliği’nce düzenlenen 24.10.2016 tarih 23128 … nolu azilname ile azledilmiş olduğu gerekçesiyle itirazın kabulü doğru değil ise de sonucu itibariyle itiraz kabul edilip davacı bakımından takibin durdurulmasına karar verilmiş olması sebebiyle istinaf yoluna başvuranın sıfatı da dikkate alınarak HMK’nın 353/1-b.2 maddesi gereğince, mahkeme kararının gerekçesi düzeltilmek suretiyle alacaklının istinaf başvurusunun kısmen kabulü mahkeme kararının kaldırılmasına, imzaya itirazın İİK’nın 170. maddesi uyarınca kabulü ile … 7. İcra Müdürlüğünün 2016/24419 Esas sayılı dosyasıyla başlatılan takibin davacı/borçlu açısından durdurulmasına, istinafa başvuranın sıfatı nedeniyle hükmün, alacaklı aleyhine tazminat ve para cezasına hükmedilmemesi yönünden korunarak, davacının tazminat talebinin reddine, davalı alacaklının para cezasına mahkumiyetine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Alacaklı temyiz dilekçesinde; istinaf kararında belirtilen ancak incelenmeyen … 35. Noterliği … … Numaralı vekaletnamede ‘çek karnesi almak için müracaatlarda bulunmaya, çek karnelerini almaya, çek taahhütnamesi İmzalamaya’ ibaresinin yer aldığı, azledilen vekâletnamenin … 4. Noterliği … … Numaralı vekâletnameye ilişkin olduğu fakat … 35. Noterliği … … Numaralı vekâletnameye ilişkin herhangi bir azil durumunun söz konusu olmadığı, temsil yetkisinin sona erdiğinin Ticaret Sicilinde ilan tescil ve ilan edilmediği, hali ile bu durumun tescil ve ilan olmaksızın 3. kişileri etkilemeyeceği ve …’un ticari temsilci olduğunun dava dosyasında beyanlarla da açık olarak ortaya çıktığı iddiaları ile temyiz taleplerinin kabulünü ve anılan kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte imzaya ve borca itiraza ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
TBK. 547. ve 550. maddeleri ile İİK’nın 170. madde ve sair ilgili yasal mevzuat
3. Değerlendirme
Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 449/1. maddesinde ticari mümessilin tanımı; “ticari mümessil, bir ticarethane veya fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi tarafından işlerini idare ve müessesenin imzasını kullanarak bilvekale imza vazetmek üzere sarih veya zımni kendisine mezuniyet verilen kimsedir” şeklinde yapılmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun 547/1 maddesinde ise ticari mümessil “Ticari temsilci, işletme sahibinin, ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında, ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere, açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişidir.” şeklinde tanımlanmıştır.
Ticari mümessilin temsil yetkisinin kapsamı kanunda tam olarak belirlenmiştir. Bu haliyle ticari mümessillik, sınırı kanunla çizilmiş iradi bir temsil yetkisidir. Ticari mümessil, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı, işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya ve onun adına işletmenin amacına giren her türlü işlemleri yapmaya yetkili olup açıkça yetkili kılınmadıkça, taşınmazları devredemez veya bir hak ile sınırlandıramaz (BK 450; TBK 548).
Ticari mümessillik ticaret siciline tescil olunur. Ancak işletme sahibi tescilden önce de temsilcinin yaptığı işlemden sorumludur (BK. 449/2; TBK. 542/2).
Ticari mümessil, işletme sahibini temsile yetkili bir kişi olmanın yanı sıra, aynı zamanda ticari işletmenin belirli yetkilere sahip idarecisi niteliğini de taşır. Örneğin bir bankanın genel müdürü, hukuki bakımdan bankanın ticari mümessilidir; ancak idari bakımdan da, yürütme organının bir parçasıdır. Nitekim, ticari mümessilliğin bu yönü, ticari mümessili tarif eden BK 449/l’de “…işlerini idare …” ibaresiyle vurgulanmıştır.
Ticaret şirketleri organları aracılığıyla idare ve temsil edildiğinden, ticari mümessil tayin etme yetkisi de organlarına aittir.
Ticaret şirketlerinde idare ve temsil yetkisine sahip organlar, her ticaret şirketinin türüne göre değişiklik gösterir. Ancak şu hususu belirtmek gerekir ki, ticaret şirketlerinin tümünde ticari mümessil şirket ana sözleşmesiyle de tayin edilebilir.
Mülga 6762 sayılı TTK 539/II (6102 sayılı TTK 616/1-b) ve 545. (6102 sayılı TTK 631/1) maddelerine göre, limitet şirketlerde, şirket sözleşmesinde aksine hüküm olmadıkça, ticari mümessil tayinine genel kurul yetkilidir. Buradan anlaşılacağı üzere, ticari mümessil doğrudan şirket sözleşmesiyle tayin edilebileceği gibi, şirket sözleşmesinde kararlaştırılması şartıyla bu yetkinin şirketi idare ve temsile yetkili müdürlere bırakılması da mümkündür.
İşletme sahibinin, ticari mümessil dışında, duruma göre başka yardımcılardan da yararlanması mümkündür. Bu yardımcılardan, konumu ve yetkileri bakımından, ticari mümessile en çok benzeyeni ticari vekildir
Ticari mümessillik gibi ticari vekalet de, BK’nun 32 vd. (TBK 40 vd.) maddelerinde düzenlenmiş temsilin ticari hayatın ihtiyaçlarına uydurulmuş bir türüdür. Dolayısıyla ticari vekalet, ticari mümessillik gibi tek taraflı hukuki işlemle verilen bir temsil yetkisini içerir.
BK 453/lve II’ye göre, “Ticari vekil, ticari mümessil sıfatını haiz olmaksızın bir ticarethane veya fabrika veya ticari şekilde işletilen diğer bir müessese sahibi tarafından müessesenin bütün işleri veya muayyen bazı muameleleri için temsile memur edilen kimsedir.
Bu salahiyet, müessesenin mutad olan muamelelerinin cümlesine şamildir. Şu kadar ki ticari vekil kendisine sarih mezuniyet verilmedikçe istikraz edemez ve kambiyo taahhütlerinde ve muhakeme ve murafaada bulunamaz.”
Aynı husus TBK 551. maddesinde ise “Ticari vekil, bir ticari işletme sahibinin, kendisine ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişidir.
Bu yetki, işletmenin alışılmış bütün işlemlerini kapsar. Ancak, ticari vekil açıkça yetkili kılınmadıkça, ödünç olarak para veya benzerlerini alamaz, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, dava açamaz ve açılmış davayı takip edemez.” şeklinde düzenlenmiştir.
Bu hükümden hareketle ticari mümessillik ile ticari vekalet arasındaki farkları ana hatlarıyla şöyle sıralayabiliriz:
Ticari mümessil, hem ticari işletme hem esnaf işletmesi için; ticari vekil ise, sadece ticari işletme için tayin edilebilir.
Ticari mümessil, bir işletmenin tüm işlerini idare etmekle görevlendirildiğinden, onun, işletmenin hem olağan hem olağanüstü nitelikteki bütün işleri yapmaya yetkisi vardır. Buna karşılık genel yetkili ticari vekil, işletmenin sadece olağan (mutad) işleriyle sınırlı temsil yetkisine sahiptir. Olağanüstü işlemleri yapabilmesi için, işletme sahibinin özel yetkisine ihtiyaç vardır. Belli bir işin ya da işlemin ifasıyla görevlendirilen sınırlı (özel) yetkili vekillerin sahip oldukları temsil yetkilerinin kapsamı ise, kendilerine bırakılan … ya da işlemin niteliğine göre belirlenir.
Ticari vekil, özel yetki verilmedikçe tacir adına ödünç alamaz, kambiyo taahhütlerinde bulunamaz ve davacı veya davalı olarak mahkemelerde taciri temsil edemez.(BK. 453/2; TBK 551/2) Oysa ticari mümessil, bu tür işlemleri dahi yapma yetkisine sahiptir.
Nihayet, ticari mümessilin temsil yetkisinin ticaret siciline tescili gerekirken (BK 449/II-III); ticari vekilin temsil yetkisi sicile tescil edilemez (HGK’nun 19.06.2013 tarih ve 2013/12-2 esas, 2013/866 karar sayılı kararı).
Somut olayda, takibe konu 20.11.2016, 30.11.2016 ve 15.12.2016 keşide tarihli çeklerdeki imzaların … tarafından atıldığı hususunun, gerek 16.05.2017 tarihli duruşmada … tarafından ikrarı gerekse 09.10.2019 tarihli bilirkişi raporunda bu durumun mütalaa edilmesi ve tarafların da kabulünde olduğu gözetilerek tartışmasız olduğunun anlaşıldığı, ayrıca 03.06.2016 tarih ve … … Numaralı vekaletname ile …’un yukarıdaki kanun maddelerinde bahsi geçen geniş yetkilerle yetkilendirildiğinin görülmekle anılan kişinin, borçlu şirketin ticari mümessili olarak çeklere imza attığının kabulü gerekeceği, bu halde …’un, … 25. Noterliğince düzenlenen, 24.10.2016 tarih ve 23128 … numaralı azlinin Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve ilan edilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ve 3. kişileri bağlamayacağı dolayısı ile borçlu şirketin sorumlu olduğu gerekçesiyle mahkemece davacı borçlunun imzaya itirazının reddi gerekir iken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.