YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2881
KARAR NO : 2023/2928
KARAR TARİHİ : 02.05.2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi
SUÇ : Aczine kendi fiiliyle sebebiyet vermek veya vaziyetinin fenalığını bilerek ağırlaştırmak
HÜKÜM : Beraat
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Müştekinin 16.10.2014 havale tarihli dilekçesi ile; sanık hakkında açılan icra takibinde borçlunun yasal süresi içinde borcunu ödemediğini, ödeme süresi sonunda aracı teslim etmeyerek aracın değerinin düşmesine neden olduğunu, İİK’nın 332 inci maddesinde belirtilen fiilleri işleyerek alacaklıya borcunu ödeme hususundaki durumunu daha da ağırlaştırdığını ve bu nedenle sanığın aczine kendi fiiliyle sebebiyet vermek veya vaziyetinin fenalığını bilerek ağırlaştırmak suçundan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 332 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılması için dava açılmıştır.
2.Kastamonu 1. İcra Ceza Mahkemesinin, 16.04.2015 tarihli kararı ile, sanık hakkında atılı suçun yasal unsurları oluşmadığından sanığın beraatine karar verilmiştir.
3.Kastamonu 1. İcra Ceza Mahkemesinin, 16.04.2015 tarihli kararının müşteki vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 03.07.2018 tarihli ve 2016/5983 Esas, 2018/8018 Karar sayılı kararı ile “…Sanığa isnat edilen İİK’nın 332. maddesinde düzenlenen “aczine kendi fiiliyle sebebiyet veren vaziyetinin fenalığını bilerek ağırlaştırma” suçunun oluşabilmesi için, haciz yolu ile takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl için borçlu, adet üzere kabul edilemeyecek bir hafiflikte hareket ederek veya haddinden ziyade masraflar yaparak yahut cüretli talih oyunlarına veya basiretsizce spekülasyonlara girişerek, yahut vaziyetinin fenalığını bildiği halde o gibi hareketlerle bu fenalığı ağırlaştırıyorsa, aleyhine aciz belgesi alınması veya alacaklı alacağını alamadığını ispat etmesinin gerekmesi karşısında, sanık hakkında başka icra takip dosyaları olup olmadığı araştırılıp, sanığın sosyal yaşantısına göre harcamalarının geliri ile orantılı olup olmadığı, bu çerçevede bu duruma düşmesinde kendi fiilinin etkisinin bulunup bulunmadığı, sanığın işinde ağır ihmallerde bulunarak aczine kendi fiiliyle sebebiyet verip vermediği, yahut vaziyetin fenalığına rağmen durumu daha da ağırlaştırıp ağırlaştırmadığı, ağırlaştırmışsa ne şekilde ağırlaştırdığı, konusunda usulüne uygun olarak araştırma yapılarak sanığın hukuki durumunun tayini gerekirken yetersiz zabıta araştırmasına dayalı olarak eksik kovuşturma ile yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,…” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
4.Kastamonu İcra Ceza Mahkemesinin, 08.05.2019 tarihli kararı ile, sanık hakkında atılı suçun yasal unsurları oluşmadığından sanığın beraatine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Müşteki vekilinin temyiz isteği, sanığın davaya konu rehinli aracını noter ihtarına, ödeme emrine ve yakalama emrine rağmen teslim etmediği, hatta aracın parçalandığı, suçun maddi unsurlarının oluştuğu, sanığın kötüniyetli olarak mal kaçırmak kastıyla hareket ettiğinin açık olduğu ve sanığın cezalandırılması gerektiğinden bahisle kararının bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
1. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 332 inci maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2.Şikayet tarihinin 16.10.2014 tarihi olduğu, sanığın savunmasının alındığı 11.03.2015 tarihi ile inceleme tarihi arasında, 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen ve durduran başkaca bir hüküm ve işlem bulunmaması nedeniyle, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin 11.03.2023 tarihinde inceleme sırasında gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Kastamonu İcra Ceza Mahkemesinin, 08.05.2019 tarihli ve 2018/344 Esas, 2019/286 Karar sayılı kararına yönelik müşteki vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki davanın
5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.05.2023 tarihinde karar verildi.