Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/3481 E. 2023/115 K. 12.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3481
KARAR NO : 2023/115
KARAR TARİHİ : 12.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki usulsüz tebligat şikayeti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacı borçluların usulsüz tebligat şikayetinin kabulüne, ödeme emrinin davacı borçlulara tebliğ tarihinin 09.03.2020 tarihi olarak düzeltilmesine, karar verilmiştir.

Kararın davalı alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davalı alacaklının istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı borçlular vekili dava dilekçesinde; Suudi Arabistan vatandaşı olduklarını, sürekli ikametlerinin kendi ülkelerinde olduğunu, tebligat yapılan adresin konut olmadığını, tebligat evraklarının teslim edildiği şahsın borçluların çalışanı olmadığını, takip dosyası üzerinden yapılan tüm tebligatların usulüne uygun olmadığını ileri sürerek usulsüz tebligat şikayetlerinin kabulü ile, ödeme emri tebliğ tarihlerinin 09.03.2020 tarihi olarak düzeltilmesini, talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı alacaklı vekili cevap dilekçesinde; tarafları aynı olan İstanbul 37. İcra Müdürlüğünün 2017/21329 Esas sayılı takip dosyasından haczedilen taşınmazın 28.01.2020 tarihi itibariyle taraflarına ihale edildiğini bu nedenle davanın konusuz kaldığını, borçluların birlikte çalışanı olan Hilmi Ayan’a yapılan tebligatların usulüne uygun olduğu savunması ile davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ödeme emrinin 29.09.2017 tarihinde “muhatabın geçici olarak yurtdışında olduğunu beyan eden birlikte sürekli ikamet eden tebliğe ehil noter tasdikli vekili …’ya ” tebliğ edildiği, tebligat yapılan adresin borçluların konut olarak kullandıkları adresi olup olmadığının tespiti için yapılan kolluk araştırmasında söz konusu adresi borçluların konut olarak kullandığına yönelik bir tespitin yapılmadığı, Avukatlık Kanunu’nun 35/1 maddesine göre avukat olmayan gerçek kişiye vekaletname ile tebligat almak üzere özel yetki verilemeyeceği, usulüne uygun tebligat yapılabilmesi için vekilin avukat sıfatı taşıması zorunlu olduğu, gerekçesi ile davacı borçluların usulsüz tebliğ şikayetinin kabulü ile; İstanbul 37. İcra Müdürlüğünün 2017/21329 Esas sayılı icra takibinde ödeme emrinin davacı borçlulara tebliğ tarihinin 09.03.2020 tarihi olarak düzeltilmesine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı alacaklı vekili; tarafları aynı olan İstanbul 37. İcra Müdürlüğünün 2017/21329 Esas sayılı takip dosyasından haczedilen taşınmazın 28.01.2020 tarihi itibariyle taraflarına ihale edildiğini bu nedenle davanın konusuz kaldığını, borçluların birlikte çalışanı olan Hilmi Ayan’a yapılan tebligatların usulüne uygun olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılması ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ödeme emirlerinin tebliğ edildiği adresin davacı borçluların adresi olmadığı, tebligat evraklarının teslim edildiği … ile davacı borçluların aynı çatı altında birlikte yaşayan kişiler olmadıkları, tebligat evraklarının teslim edildiği kişinin davacı borçluların vekili olduğu ileri sürülmüş ise de, avukat sıfatına haiz olmayan adı geçen vekilin icra dairesince gönderilen tebligat evraklarını davacı borçlular adına vekil sıfatıyla teslim alma yetkisi bulunmadığından davacı borçlulara yapılan ödeme emri tebliğ işlemlerinin TK’nın 16. ve 20. maddeleri ile Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesi hükümlerine aykırı olduğu, davacı borçluların icra mahkemesine başvurularında takip dosyası üzerinden kendilerine yapılan tüm tebligatların usulsüz olduğunu ileri sürdüklerinden, mevcut takip dosyası üzerinden davacı borçlulara yapılmış usulüne uygun bir tebligatın bulunmadığı, 28.11.2020 tarihinde yapılan ihalede borçlulara ait taşınmaz 2.520.000,00 TL bedelle ihale edilmiş ise de üç ayrı takip dosyası üzerinden alacaklı tarafından takip başlatıldığı, üç ayrı takip dosyasının toplam alacağının 2.755.231,66 TL olduğu, icra mahkemesine başvuru tarihi itibariyle dosya alacağını tahsil ederek dosyanın infazen kapatılmasının söz konusu olmadığı ve ödeme emirleri davacı borçlulara usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğinden, TK’nın 32. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca usulsüz tebligat şikayetinin kabul edilerek tebliğ tarihlerinin düzeltilmesine karar verilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, gerekçesi ile davalı alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı alacaklı vekili istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek, bölge adliye mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, usulsüz tebligat şikayetine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 16. maddesi ile, MÖHUK 48.maddesi, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 16 ve 25. maddeleri, Avukatlık Kanunu madde 35/1 maddesi ile sair yasal mevzuat

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.