Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/5041 E. 2023/668 K. 07.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5041
KARAR NO : 2023/668
KARAR TARİHİ : 07.02.2023

MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Müştekinin asıl dosyada 07.09.2015 havale tarihli dilekçesi ile; borçlu olan … Endüstriyel Org. Tar. Zir. Ltd. Şti.’ye Poler Tarım Ltd. Şti. adı altında teslim edilen mallara karşılık 40.000 TL tutarında çek düzenlendiğini, ancak çekin ibraz edildiğinde karşılığının çıkmadığını, bu sebeple … 1. İcra Müdürlüğü 2015/5690 Esas sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, borçlu adına daha önce de 12.08.2015 tarihinde eski hal pazarına hacze gidildiğini, ancak borçlunun orada olmadığını, şu an ise yıkıldığını böyle bir adresin olmadığını, borçlunun Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirdiği adreste fiili olarak ticaretin söz konusu olmadığını, ticareti bildirimsiz terk ettiğini bu sebeple, sanık hakkında ticareti usulüne aykırı terk etmek suçundan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun ( 2004 sayılı Kanun) 337/a ve 333/a ncı maddeleri gereğince cezalandırılması için dava açılmıştır.
2.Müştekinin birleşen 2018/1103 Esas sayılı dosyasındaki şikayet dilekçesi ile; borçlu olan … Endüstriyel Org. Tar. Zir. Ltd. Şti.’ye Poler Tarım Ltd. Şti. adı altında teslim edilen mallara karşılık 60.000 TL tutarında 4 ayrı çek düzenlendiğini, ancak çekin ibraz edildiğinde karşılığının çıkmadığını, bu sebeple … 1. İcra Müdürlüğü 2015/5692 Esas sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, borçlu adına daha önce de 12.08.2015 tarihinde eski hal pazarına hacze gidildiğini, ancak borçlunun orada olmadığını, şu an ise yıkıldığını böyle bir adresin olmadığını, borçlunun Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirdiği adreste fiili olarak ticaretin söz konusu olmadığını, ticareti bildirimsiz terk ettiğini bu sebeple, sanık hakkında ticareti usulüne aykırı terk etmek suçundan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun ( 2004 sayılı Kanun) 337/a ve 333/a ncı maddeleri gereğince cezalandırılması için dava açılmıştır.
3…. 1. İcra Ceza Mahkemesinin, 29.04.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında ticareti usulüne aykırı terk etmek suçundan neticeten 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.
4…. 1. İcra Ceza Mahkemesinin, 29.04.2016 tarihli kararının sanık vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 02.05.2018 tarihli ve 2017/2028 Esas, 2018/5486 Karar sayılı kararı ile “… borçlunun kayıtlı olduğu Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından mükellefin faal olduğu bildirildiğinden şikayet tarihini de kapsar en son verilen vergi beyanname örnekleri getirtilerek ticari faaliyetlerinin devam edip etmediği incelenip, sanığın savunmasında belirttiği ticari faaliyetin aynı adreste fakat bir arkadaşın yanında devam ettiği iddiasının da araştırılarak, delillerin bir bütün halinde değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik kovuşturma ile yetinilerek yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi, kabule göre de, 1-Sanık hakkında 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik CMK’nın 253, 254. maddelerinin uygulanması zorunluluğu, 2- Ticareti usulüne aykırı terk etmek suçu, özelliği itibariyle bir defa işlenebilen bir suç olup, suçu, sanığı ve şikayetçisi aynı olan birden fazla şikayet sebebiyle ayrı ayrı yargılaması yapılan dosyaların birleştirilmesi gerektiğinin anlaşılması karşısında, … 1. İcra Ceza Mahkemesi’nin 29.04.2016 tarih, Esas 2015/626, Karar 2016/398 sayılı kararı ile verilip Dairemizin 2017/1595 Esasına kayıtlı dava dosyası ile temyiz incelemesine konu dosyanın birleştirilerek, sanığın eyleminin tek suç oluşturduğu kabul edilip karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,…” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
5…. 1. İcra Ceza Mahkemesinin, 02.02.2022 tarihli kararı ile sanık hakkında ticareti usulüne aykırı terk etmek suçundan, asıl ve birleşen davada sanığın suçu işlediği sabit olmadığından beraatine, karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Müşteki vekilinin temyiz isteği, yerel mahkemenin beraat hükmü tesis etmesinin hatalı olduğu, sermaye şirketi yetkililerinin de bu suçun faili olabileceğinin düzenlendiği, aksi düşüncede; ticaret unvanı ticaret sicilinden silinen sermaye şirketlerinin İİK 44. maddesinde belirtilen mal beyanında bulunma zorunluluğunun olmadığı, ticaret unvanı ticaret sicilinden silinen bir sermaye şirketinin 6102 Sayılı Kanun uyarınca tasfiye sürecini tamamladığından artık bundan sonra aktif ve pasifini gösteren bir mal beyanını vermesinin fiilen mümkün olamaması durumunun mevcudiyeti halinde ancak ve ancak beraat hükmü tesis edilebileceği, böyle bir tasfiye sürecinin somut olayda var olmaması dikkate alınır ise vasıf ve mahiyeti oluşan suç yönünden sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi gerekli iken beraat hükmünün hatalı olduğu, ticari şirketi temsil ve idareden sorumlu müdür ve yetkililerinin bu suçu işleyemeyeceklerinin kabulü halinde, ticareti terk suçunu işleyen gerçek kişi tacirlerin İİY’nın 337/a maddesi uyarınca cezalandırılmalarının gerekeceği, ancak aynı fiili işleyen ve İİY’nın 345. maddesi uyarınca bu fiilden sorumlu tutulması gereken ticari şirket müdür ve yetkililerinin cezai sorumluluktan muaf tutulmaları anlamına geleceği, bunun yasal bir dayanağı bulunmadığı, yerel mahkemenin usul ve yasaya aykırılıklar ile dolu olan sanığın beraatine ilişkin hükmünün bozulması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, sanığın borçlu şirket … Endüstriyel Org. Tar. Zir. Ltd. Şti.’ni temsile yetkili olduğu ve borçlu şirketin İİK’nın 44 ncü maddesine göre terk keyfiyetini 15 günlük süre içinde kayıtlı bulunduğu ticaret sicili memurluğuna bildirmemesi ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini içeren bir mal beyanında bulunmaksızın borçlu şirketin ticareti terk ettiği iddiasına ilişkindir.
IV. GEREKÇE
A.Sanık Hakkında Ticari İşletme Yöneticisinin Kasten Alacaklıyı Zarara Uğratması Suçuna Yönelik Yapılan Temyiz İstemi Yönünden;
1. Şikayet dilekçesindeki anlatımla cezalandırılması istenen kanun maddesinin uyumsuz olması durumunda anlatıma itibar edilmesi gerektiği, şikayetçi vekilinin şikayet dilekçesindeki anlatımının ticareti usulüne aykırı terk etmek suçuna yönelik olduğu anlaşılmıştır. Hakim şikayet dilekçesindeki anlatımla bağlıdır ve hakim suçun nitelendirmesini yapar. Her ne kadar gerekçeli karar başlığında suç türü olarak ticari işletme yöneticisinin kasten alacaklıyı zarara uğratması suçu da yazılmış ise de, bu husus sonuca etkili olmadığından, müşteki vekilinin ticari işletme yöneticisinin kasten alacaklıyı zarara uğratması suçuna yönelik yaptığı temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B.Sanık Hakkında Ticareti Usulüne Aykırı Terk Etmek Suçundan Verilen Karara Yönelik Yapılan Temyiz İstemi Yönünden;
1. İcra ve İflas Kanunu’nun 44. maddesi; “Ticareti terk eden bir tacir 15 gün içinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirmeye ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunmaya mecburdur. Keyfiyet ticaret sicili memurluğunca ticaret sicili ilânlarının yayınlandığı gazete’de ve alacaklıların bulunduğu yerlerde de mûtad ve münasip vasıtalarla ilân olunur” diyerek ilan etme ve ilan masraflarını da; ödeme yükümlülüğünü yüklemiştir.
Yükümlülüklere aykırı davranmanın yaptırımı ise İİK’nın 337/a maddesinde düzenlenmiş olup, takibi şikayete bağlı olan seçimlik hareketli bu suçun;
1-İİK 44. maddesine göre mal beyanında bulunulmaması,
2-Mal beyanında mevcudun eksik gösterilmiş olması,
3-Aktifte yer alan malın veya yerine kaim olan değerin haciz veya iflas sırasında gösterilmemesi,
4-Mal beyanından sonra, beyan edilen bu mallar üzerinde tasarruf edilmesi şeklinde sıralanan seçimlik hareketlerden herhangi birisinin işlenmesi ile diğer koşulların da (alacaklının zarar görmesi ve borçlunun tacir olması gibi …) gerçekleşmesi halinde oluşacağı ve eylemden dolayı o müştekinin zarar görmüş olmasının gerektiği belirtilmiştir.
İİK’nın 337/a maddesi ile yaptırıma bağlanan eylem, tacirin ticareti terk etmesi değil, 44 ncü maddesine göre terk keyfiyetini 15 günlük süre içinde kayıtlı bulunduğu ticaret sicili memurluğuna bildirmemesi ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini içeren bir mal beyanında bulunmamasıdır.
Hâl böyle olunca, ticaret şirketlerinin ticareti terk edip edemeyecekleri ve buna bağlı olarak İİK’nın 44. maddesi gereğince mal beyanı vermelerinin zorunlu olup olmayacağının irdelenmesi gerekmektedir.
6102 sayılı TTK’nun 124. maddesinin birinci fıkrasında ticaret şirketlerinin kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerinden ibaret olduğunu, ikinci fıkrasında ise kollektif ve komandit şirketlerin şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin sermaye şirketi
sayıldığı belirtilmiştir.
6102 sayılı TTK’nun limited şirketlerde tasfiyeyi düzenleyen 643. maddesindeki; “Tasfiye usulü ile tasfiyede şirket organlarının yetkileri hakkında anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır” şeklindeki hükmü gereğince limited şirketlerin tasfiye usulünün incelenmesinde; 6102 sayılı TTK’nun Anonim Şirketlerde … ve Tasfiyeyi düzenleyen 10. Bölümünde “… Sebepleri” başlığı altında “Genel … Sebepleri” ve “Özel … Sebepleri” olmak üzere iki başlık altında … sebepleri açıklanmıştır.
Anılan Yasa hükümlerine göre tasfiye sürecini kısaca özetlemek gerekirse, tasfiye memurları infisah hâlindeki şirketin tüm aktif ve pasifinde bulunan mallarını ortaya çıkaracak, buna ilişkin olarak hazırladığı bilânçoyu onaylattıktan sonra varsa şirketin alacaklarını tahsil edecek; aktifinde mevcut malları satıp paraya çevirecek, sonra alacaklılara şirketin borcunu ödeyecek, artan bir para varsa mukaveledeki pay durumuna göre ortaklara ödeyecek, buna ilişkin bilânço örneği ile birlikte terkin (silinme) işlemini yaptırmak üzere ticaret sicil memuruna bir dilekçe ile başvurarak terkin işlemini gerçekleştirecektir. Tasfiye sırasında şirketin aktifindeki bütün mallar satılıp paraya çevrildiği, bununla ortaklığın borçlarının ödendiği ve varsa artan paranın payları oranında ortaklarına dağıtıldığı bilânçoda gösterildiğine ve ortada mevcut bir mal varlığı da bulunmadığına göre, mal beyanında bulunmasını gerektirecek bir durum da bulunmayacaktır.
TTK’nın “Genel … Sebepleri” ni düzenleyen 529. maddesinde;
(1) Anonim şirket;
a) Sürenin sona ermesine rağmen işlere fiilen devam etmek suretiyle belirsiz süreli hâle gelmemişse, esas sözleşmede öngörülen sürenin sona ermesiyle,
b) İşletme konusunun gerçekleşmesiyle veya gerçekleşmesinin imkânsız hâle gelmesiyle,
c) Esas sözleşmede öngörülmüş herhangi bir … sebebinin gerçekleşmesiyle,
d) 421 inci maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarına uygun olarak alınan genel kurul kararıyla,
e) İflasına karar verilmesiyle,
f) Kanunlarda öngörülen diğer hâllerde, sona erer. Şeklinde, genel … sebepleri sayılmıştır.
TTK’nın “Özel … Sebepleri” ni düzenleyen 530. maddesinde; … Eksikliği ve Haklı nedenle fesih şeklinde, özel … sebepleri sayılmıştır.
TTK’nın 533. maddesinin 1. Fırkasında; “Sona eren şirket tasfiye hâline girer; Kanundaki istisnalar saklıdır. … ile tasfiye süreci başlamaktadır. ”şeklinde, Kanundaki istisnalar saklı olmakla birlikte, sona eren şirketin … ile tasfiye sürecinin başladığı açıkça ifade edilmiştir.
TTK’nun “Tasfiye ve …” üst başlığı altında düzenlenen “Sonuçlar” başlıklı 533. maddesinde;
(1) Sona eren şirket tasfiye hâline girer; Kanundaki istisnalar saklıdır.
(2) Tasfiye hâlindeki şirket, pay sahipleriyle olan ilişkileri de dâhil, tasfiye sonuna kadar tüzel kişiliğini korur ve ticaret unvanını “tasfiye hâlinde” ibaresi eklenmiş olarak kullanır. Bu hâlde organlarının yetkileri tasfiye amacıyla sınırlıdır. Şeklindeki düzenleme ile tasfiye halindeki şirketin pay sahipleriyle olan ilişkileri de dahil, tasfiye sonuna kadar şirketin tüzel kişiliğini koruduğu ve unvanına “tasfiye halinde” ibaresi ekleneceği, … yetkilerinin tasfiye amacıyla sınırlı olacağı açıkça ifade edilmiştir. Anılan madde metninden açıkça anlaşılacağı üzere; tasfiye sırasında tüzel kişilik devam eder. Ortaklık amacı kendiliğinden tasfiye amacına dönüşür. Ortaklık bu amaçtan dolayı kural olarak yeni işlem ve faaliyetlere girişemez.
Tasfiye ilkelerini bünyesinde barındıran bir diğer madde olan TTK’nun “Şirket Organlarının Durumu” başlıklı 535. maddesinde;
(I) Şirket tasfiye hâline girince, … görev ve yetkileri, tasfiyenin yapılabilmesi için zorunlu olan, ancak nitelikleri gereği tasfiye memurlarınca yapılamayan işlemlere özgülenir.
(2) Tasfiye işlerinin gereklerinden olan hususlar hakkında karar vermek üzere genel kurul tasfiye memurları tarafindan toplantıya çağrılır. Şeklindeki düzenleme ile şirketin tasfiye haline girmesi ile … görev ve yetkilerinin tasfiyenin yapılabilmesi için zorunlu olan ancak nitelikleri gereği tasfiye memurlarınca yapılamayan işlere özgüleneceği, tasfiye işlerinin gereklerinden olan hususlar hakkında karar vermek üzere Genel Kurulun tasfiye memurları tarafından toplantıya çağırılacağı açıkça ifade edilmiştir. Anılan madde metninden açıkça anlaşılacağı üzere; tasfiye sırasında organlar varlıklarını sürdürmeye devam eder. Ancak … görev ve yetkileri, tasfiyenin yapılabilmesi için sınırlı olmakla birlikte tasfiye memurlarınca yapılamayan işlemlerle sınırlı hale gelir.
Bununla birlikte, 15.07.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6728 sayılı Kanun’un 69. maddesiyle 6102 sayılı TTK’nun 545. maddesine “Bu Kanun hükümlerine göre tasfiye olunan şirketlerde, 2004 sayılı Kanunun 44 üncü ve 337/a maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmünü içeren ikinci fıkra eklenmiştir.
Maddeden anlaşılacağı üzere ticaret şirketlerinin tasfiye sonrasında İİK’nın 44 üncü maddesi uyarınca mal beyanında bulunma yükümlülüğü kalmadığından, mal beyanında bulunmadığından bahisle İİK’nın 337/a maddesi ile cezalandırılması mümkün olamayacaktır.
Nitekim madde gerekçesinde, “2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 44. maddesinde; ticareti terk eden bir tacirin onbeş gün içinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirmeye ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunmaya mecbur olduğu, bu durumun ticaret sicili memurluğunca ticaret sicili ilanlarının yayınlandığı gazetede ve alacaklıların bulunduğu yerlerde ilan olunacağı kuralına yer verilmiştir. İcra ve İflas Kanununun 44. maddesinde belirtilen ticareti terk eden tacirin bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösterecek nitelikteki mal beyannamesi ticaret sicili müdürlüklerince yalnızca ticareti terk eden hakiki şahıslardan alınmakta olup, sermaye şirketleri ile diğer tüzel kişi tacirlerden böyle bir beyanname alınmamaktadır. Nitekim TTK’nun 540. maddesinin birinci fıkrası uyarınca tasfiye memurları şirketin tasfiyenin başlangıcındaki durumunu incelemekte, gerekirse şirket mallarına değer biçmek adına uzmanlara başvurarak şirket mal varlığına ilişkin durumu gösteren bir envanter ile bilanço düzenlemekte ve genel kurulun onayına sunmakta, yine 541. madde uyarınca alacaklılara gerekli çağrılarda bulunmaktadır.
Diğer taraftan, sermaye şirketleri bakımından ticaretin terk edilmesinden ne anlaşılması gerektiği de açık değildir. Yerleşik Yargıtay kararları uyarınca ticareti terk, sermaye şirketinin ticaret unvanının ticaret sicili kayıtlarından silinmesidir. Ticaret unvanı ticaret sicilinden silinen bir sermaye şirketi, 6102 sayılı Kanun uyarınca tasfiye sürecini tamamladığından, artık bundan sonra aktif ve pasifini gösteren bir mal beyanının verilmesi fiilen mümkün değildir. Nitekim tasfiye sürecinde şirketin aktifleri ile pasifleri tasfiye edilmekte, şirket alacakları tahsil edilmekte ve borçları ödenmektedir. Ayrıca, ticaret sicili kaydı silinen bir şirketin varlığından artık bahsedilemeyeceğinden ve buna bağlı olarak şirketin işlem tesis etme ehliyeti kalmayacağından, silinme sonrasında mal beyanında bulunması da fiilen mümkün değildir. Ticareti terk ile kastedilenin silinme tarihinden daha önce gerçekleşen bir durum olduğunu kabul ettiğimiz takdirde de; tasfiye memurlarınca tasfiye başlangıcında ilk envanter ile bilanço çıkarılacağından, bir kez de mal beyanında bulunulması, aynı işlemin birden çok yapılması anlamına gelecektir. Bu zaman ve emek kaybını doğuracaktır. Nitekim tasfiye memurlarının yapılan işlemler bakımından hukuki ve cezai sorumlulukları da bulunmaktadır.
Buna paralel olarak Ticaret Sicili Yönetmeliğinin Üçüncü Kısım’da Ticari İşletmelerin Tescili başlığı altında Birinci Bölüm’de “Gerçek Kişilere Ait Ticari İşletmeler incelenmiş ve bu bölümün “Kaydın silinmesi” başlıklı 51. maddesinin birinci fıkrasında, “Gerçek kişiye ait ticari işletmenin, faaliyetine son verilmesi ya da başka bir gerçek veya tüzel kişiye devredilmesi halinde onbeş gün içerisinde ticaret unvanının silinmesi için ticari işletmenin sahibi tarafından müdürlüğe başvurulur.”, dördüncü fıkrasında ise,“Ticareti terk eden tacir 2004 sayılı Kanunun 44 üncü maddesine göre terk dilekçesi ile birlikte mal
beyanını da müdürlüğe vermek zorundadır.” düzenlemesi ile de sadece gerçek kişi tacirlere ticari faaliyetine son vermeleri hâlinde mal beyanında bulunma yükümlülüğü verilmektedir.
12.12.2019 tarihli ve 30976 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 11.12.2019 tarihli ve 1819 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı uyarınca Cumhurbaşkanlığı Yönetmeliği bölümüne eklenen Ticaret Sicili Yönetmeliğinin dördüncü kısım birinci bölümde Ticaret Şirketlerinin Tescilini düzenleyen 64. madde ile vd. maddeleri şu şekildedir;
Ticaret Sicil Yönetmeliğinin ” … ve tasfiye” başlıklı 66. maddesinde;
(1)Şirketin sona ermesine ilişkin tescil başvurusunda aşağıdaki belgeler müdürlüğe verilir.
a) … ortaklar kurulu kararına dayanıyorsa bu kararın noter onaylı örneği.
b) … başka bir sebepten ileri geliyorsa, bunu kanıtlayan belgenin onaylı örneği.
c) Tasfiye memurlarının noter huzurunda düzenlenmiş, “Tasfiye halinde” ibaresi eklenmiş ve ticaret unvanı altına atılmış imza beyannamesi.
ç) Tasfiye memurlarının ortaklar dışından seçilmesi halinde görevi kabul ettiğine ilişkin imzalı belge.
d) Şirket sözleşmesinde alacaklıların davetine ilişkin hüküm bulunması halinde buna uygun olarak yapılan tasfiye memurlarınca hazırlanmış, alacaklıların davetinin yapıldığına ilişkin belge.
(2) Tasfiyenin tamamlanmasından sonra kayıt silmede aşağıdaki belgeler müdürlüğe verilir:
a) Tasfiye memurlarınca son bilançonun ortaklara tebliğ edildiğine ilişkin belge.
b) Ortakların son bilançonun onayına ilişkin kararı veya mahkemeye itirazda bulunmayacaklarına dair yazılı beyanı.
c) Son bilanço.
Ticaret Sicil Yönetmeliğinin “Tescil” başlıklı 67. maddesinde;
(1) Sona eren şirket ile ilgili aşağıdaki olgular tescil edilir:
a) Şirketin sona erdiği ve tasfiyeye girdiği.
b) Ticaret unvanına Tasfiye halinde” ibaresinin eklendiği.
c) Sona ermenin sebebi ile bunu kanıtlayan belge veya kararın tarih ve sayısı.
ç) Tasfiye memurlarının adı ve soyadı, yerleşim yeri ve kimlk numarası.
d)Tasfiye işlemlerinin şirket merkezi dışında başka bir adreste yürütülmesi
(2) Tasfiyesi tamamlanan şirket ile ilgili aşağıdaki olgular tescil edilir:
a) Tasfiyenin tamamlandığı.
b) Ticaret unvanının silindiği.
Ticaret Sicil Yönetmeliğinin …, Tasfiye, Tasfiyeden Dönme ve Ek Tasfiye Uygulanacak hükümler başlıklı 104. maddesindeki; “Anonim şirketlerin sona ermelerine, tasfiyelerine, ek tasfiyelerine ve tasfiyeden dönmelerine ilişkin 86 ila 89 uncu madde hükümleri limited şirketlere de uygulanır.” şeklindeki düzenlemeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde sermaye şirketlerinin İİK 44. maddesinde belirtilen mal beyanında bulunma zorunluluğunun olmadığı, madde gerekçesinde de belirtildiği gibi, ticareti terk, sermaye şirketinin ticaret unvanının ticaret sicili kayıtlarından silinmesi anlamına gelmekte olup, kaydın silinmesinden önce tasfiye sürecinin başlaması gerekmekte, bu kapsamda şirketin aktif ve pasifleri belirlenmekte, varsa mal varlığının değeri saptanmakta, aktif mal varlığı satılarak borçları ödenmekte, kalan bir para olduğu takdirde hissesi oranında ortaklarına dağıtılmakta, buna ilişkin hazırlanan bilanço ile birlikte ticaret sicili müdürlüğüne başvurularak şirketin kayıtlardan silinmesi (terkini) sağlanmaktadır. Ticaret unvanı ticaret sicilinden silinen bir sermaye şirketi, 6102 sayılı Kanun uyarınca tasfiye sürecini tamamladığından, artık bundan sonra aktif ve pasifini gösteren bir mal beyanını vermesi fiilen mümkün olamayacağından, mal beyanında bulunmadığından
bahisle mahkûmiyetine karar verilmesi Kanuna aykırı olacaktır. Açıklanan nedenlerle, İİK’nın 44 ncü maddesindeki mal beyanında bulunma yükümlülüğünün gerçek kişi tacirlere yönelik bir yükümlülük olduğu ve ticaret şirketlerini kapsamadığı anlaşılmaktadır.6102 sayılı TTK’nun 124. Maddesinde sayılan şahıs ve sermaye şirketlerinin sona ermesinin tasfiye usulüne tabi olduğu ve söz konusu bu şirketlerde TTK’nun 545. maddesinin 2. fıkrası gereğince ticareti usulüne aykırı terk etme suçunun oluşmayacağı hususu gözetildiğinde, kararın sonuç itibariyle doğru olduğu anlaşılmıştır.
2. Sanığın borçlu şirket … Endüstriyel Org. Tar. Zir. Ltd. Şti.’ni temsile yetkili olduğu ve sanık hakkında üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle atılı suçtan beraat kararı verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
3. Müşteki vekilinin yerel mahkemenin beraat hükmü tesis etmesinin hatalı olduğu, sermaye şirketi yetkililerinin de bu suçun faili olabileceğinin düzenlendiği, aksi düşüncede; ticaret unvanı ticaret sicilinden silinen sermaye şirketlerinin İİK 44. maddesinde belirtilen mal beyanında bulunma zorunluluğunun olmadığı, ticaret unvanı ticaret sicilinden silinen bir sermaye şirketinin 6102 Sayılı Kanun uyarınca tasfiye sürecini tamamladığından artık bundan sonra aktif ve pasifini gösteren bir mal beyanını vermesinin fiilen mümkün olamaması durumunun mevcudiyeti halinde ancak ve ancak beraat hükmü tesis edilebileceği, böyle bir tasfiye sürecinin somut olayda var olmaması dikkate alınır ise vasıf ve mahiyeti oluşan suç yönünden sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi gerekli iken beraat hükmünün hatalı olduğu, ticari şirketi temsil ve idareden sorumlu müdür ve yetkililerinin bu suçu işleyemeyeceklerinin kabulü halinde, ticareti terk suçunu işleyen gerçek kişi tacirlerin İİY’nın 337/a maddesi uyarınca cezalandırılmalarının gerekeceği, ancak aynı fiili işleyen ve İİY’nın 345. maddesi uyarınca bu fiilden sorumlu tutulması gereken ticari şirket müdür ve yetkililerinin cezai sorumluluktan muaf tutulmaları anlamına geleceği, bunun yasal bir dayanağı bulunmadığı, yerel mahkemenin usul ve yasaya aykırılıklar ile dolu olan sanığın beraatine ilişkin hükmünün bozulması gerektiğine ilişkin temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, atılı suçun unsurlarının oluşmadığı ve eylemin sübut bulmadığının saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, müşteki vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
A.Sanık Hakkında Ticari İşletme Yöneticisinin Kasten Alacaklıyı Zarara Uğratması Suçuna Yönelik Yapılan Temyiz İstemi Yönünden;
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … 1. İcra Ceza Mahkemesinin, 02.02.2022 tarihli ve 2018/545 Esas, 2022/79 Karar sayılı kararına yönelik müşteki vekilinin ticari işletme yöneticisinin kasten alacaklıyı zarara uğratması suçuna yönelik temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B.Sanık Hakkında Ticareti Usulüne Aykırı Terk Etmek Suçundan Verilen Kararlar Yönünden;
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 1. İcra Ceza Mahkemesinin, 02.02.2022 tarihli ve 2018/545 Esas, 2022/79 Karar sayılı kararında müşteki vekilince ileri sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden müşteki vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07/02/2023 tarihinde karar verildi.