Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2022/54 E. 2023/1418 K. 07.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/54
KARAR NO : 2023/1418
KARAR TARİHİ : 07.03.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Müştekinin 27.09.2019 havale tarihli dilekçesi ile; alacaklı bankanın sanıktan olan alacağı nedeniyle, borçlu sanık hakkında … 20. İcra Müdürlüğünün 2019/221 Esas sayılı dosyası ile takip başlattığını ve takibin kesinleştiğini, borçlu şirketin adresinde haciz işlemini gerçekleştiremediklerini, hacze kabil mal bulamadıklarını, borçlu şirketin üzerinde kayıtlı … ili, … ilçesi, … Mahallesi, 1648 parsel, A4 blok, 3 nolu bağımsız bölümün 05.10.2018 tarihinde borçlu sanık … tarafından kuzeni olduğu öğrenilen … … devredildiğinin öğrenildiğini, borçlu sanığın mal kaçırmak maksadıyla taşınmazı kuzenine devrettiğini beyanla sanığın alacaklıyı zarara uğratmak amacıyla mevcudu eksiltmek suçundan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 331 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince cezalandırılması için dava açılmıştır.

2. … 1. İcra Ceza Mahkemesinin, 28.01.2021 tarihli kararı ile, sanık hakkında hak düşürücü süre içinde şikayet hakkı kullanılmadığından şikayet hakkının düşürülmesine karar verilmiştir.

3…. Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 09.09.2021 tarihli ve 2021/1272 Esas, 2021/4223 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik müşteki vekilinin istinaf başvurusunun CMK’nın 280 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının şikayet hakkının düşürülmesine ilişkin gerekçe kısmı ile hüküm kısmının hükümden çıkarılarak sanığın CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

II.TEMYİZ SEBEPLERİ
Müşteki vekilinin temyiz istemi, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından taşınmazın devri nedeniyle alacaklıyı zarara uğratma kastı ile mevcudiyeti eksiltme suçuna ilişkin yapılan şikayette her ne kadar dosyada mevcut dekontlara değinilerek bu bedellerin şirket hesabına aktarılmış olduğu hususu belirtilerek beraat kararı verilmiş olsa dahi, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından şirket hesabına aktarılan paraların gerçekten şirket borcunu ödemek için kullanılıp kullanılmadığına ilişkin hiç bir araştırma yapılmadığı, sanık tarafından taşınmaz devrinin borçların ödenmesi amacı ile gerçekleştirildiğinin iddia edilmesi durumunda mahkeme tarafından taşınmazın devri ile elde edilen bedelden, hangi borçlara istinaden ödeme yapıldığının hatta borcun muvazaalı olup olmadığının dahi araştırılmasının gerektiği, taşınmaz devri neticesinde şirket hesabına aktarılan paraların şirket borçlarını ödemek için kullanıldığını göstermeyeceği ortada iken, sadece şirket hesabına aktarılan paralar gerekçe gösterilerek borçlunun alacaklıyı zarara uğratma kastı ile hareket etmediğinin belirtilmiş olmasının açık bir şekilde usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiği, ayrıca sanık … ve taşınmazın devrinin yapıldığı … … arasında akrabalık ilişkisi bulunmakta olduğu, aynı zamanda … … ve …’in yetkilisi olduğu … Oto.San. Ve Tic.A.Ş. şirketinin de eski yetkilileri olduğu, taraflar arasındaki bu yakın ilişki göz önünde bulundurulduğunda satış işleminin gerçek bir satış işlemi gibi gösterilmesi amacı ile taraflar arasında banka aracılığı ile para akışının yapılmış olmasının da muhtemel olduğu, icra takip dosyasında sanık-borçlu ve diğer borçlular adına mal varlığı sorgusu yaptırıldığı, sanık …’e ait hiç bir mal varlığına rastlanılmadığı, dava dışı borçlulara ilişkin ise bazı araçlar tespit edilmiş olsa da araç modelleri eski olmakla beraber araçlar üzerinde rehin ve haciz kayıtları bulunduğu, ayrıca borçlulara ait adreslerde gerçekleştirilen fiili haciz işlemlerinde de borca yeter miktarda hacze kabil mal bulunamadığı, hal böyle iken sanık-borçlu adına kayıtlı hiç bir mal varlığı bulunmamakta iken borcun doğum tarihinden sonra kendisine ait taşınmazı akrabası olan … … devretmesinin açık bir şekilde alacaklıyı zarara uğratma kastı ile hareket ettiğini gösterdiği ve kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, borçlu şirket adına kayıtlı … ili, … ilçesi, … Mahallesi, 1648 parsel, A4 blok, 3 nolu bağımsız bölümde kayıtlı taşınmazın alacaklıyı zarara uğratmak kastı ile satıldığı iddiasına ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Şikayete konu taşınmaz üzerine … 20. İcra Müdürlüğünün 2019/221 Esas sayılı dosyası ile 08.01.2019 tarihli … Tapu Müdürlüğüne haciz yazısı gönderildiği, … Tapu Müdürlüğünce 10.01.2019 tarihinde borçlu adına taşınmaz kaydına rastlanmadığından haciz uygulanmadığına dair

cevabi yazısının müşteki vekilince UYAP portalından 13.02.2019 tarihinden girilerek görüldüğü, müşteki vekilince sanığın şikayete konu taşınmazı elinden çıkarmak suretiyle mevcudunu eksilttiğini öğrenmiş olduğunun kabulünün gerektiği, bu hali ile müşteki yanca şikayete konu eylemi 13.02.2019 tarihinde öğrendiği, mahkemeye şikayetini 27.09.2019 tarihinde İİK’nın 347. maddesinde yer alan 3 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra yaptığı anlaşılmakla, müştekinin şikayet hakkının düşürülmesine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İcra müdürlüğünün takip dosyasına gönderdiği haczi kabil taşınmazın bulunmadığına dair yazının, borçlunun üzerine kayıtlı taşınmazın satışının yapıldığına yönelik alacaklı vekili tarafından öğrenme tarihi olarak görülemeyeceğinden yerel mahkemenin bu gerekçe ile şikayet hakkının düşürülmesine dair kararı isabetsiz ise de; yapılan satışın ödeme belgelerinin dosyaya sunulması ve bedellerin şirket hesabına aktarılmış oluşu gözetildiğinde alacaklıyı zarara sokma kastıyla hareket edilmediği anlaşılan olayda atılı suçun unsurları bulunmadığından sanığın beraatine karar verilmesi yerine yazılı şekilde şikayet hakkının düşürülmesine karar verilmesi, kanuna aykırı olup, yerel mahkeme kararındaki şikayet hakkının düşürülmesine ilişkin gerekçe kısmı ile hüküm kısmının hükümden çıkarılarak yerine, hükme; unsurları itibarı ile oluşmayan atılı suçtan sanığın CMK 223/2-a maddesi gereğince beraatine, ibareleri eklenmek suretiyle CMK 280/1-a, 303/1-a maddeleri gereği hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
1.Sanık hakkında, atılı suçun yasal unsurları oluşmadığından beraat kararı verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

2.Müşteki vekilinin,Bölge Adliye Mahkemesi tarafından taşınmazın devri nedeniyle alacaklıyı zarara uğratma kastı ile mevcudiyeti eksiltme suçuna ilişkin yapılan şikayette her ne kadar dosyada mevcut dekontlara değinilerek bu bedellerin şirket hesabına aktarılmış olduğu hususu belirtilerek beraat kararı verilmiş olsa dahi, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından şirket hesabına aktarılan paraların gerçekten şirket borcunu ödemek için kullanılıp kullanılmadığına ilişkin hiç bir araştırma yapılmadığı, sanık tarafından taşınmaz devrinin borçların ödenmesi amacı ile gerçekleştirildiğinin iddia edilmesi durumunda mahkeme tarafından taşınmazın devri ile elde edilen bedelden, hangi borçlara istinaden ödeme yapıldığının hatta borcun muvazaalı olup olmadığının dahi araştırılmasının gerektiği, taşınmaz devri neticesinde şirket hesabına aktarılan paraların şirket borçlarını ödemek için kullanıldığını göstermeyeceği ortada iken, sadece şirket hesabına aktarılan paralar gerekçe gösterilerek borçlunun alacaklıyı zarara uğratma kastı ile hareket etmediğinin belirtilmiş olmasının açık bir şekilde usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiği, ayrıca sanık … ve taşınmazın devrinin yapıldığı … … arasında akrabalık ilişkisi bulunmakta olduğu, aynı zamanda … … ve …’in yetkilisi olduğu … Oto. San. Ve Tic.A.Ş. şirketinin de eski yetkilileri olduğu, taraflar arasındaki bu yakın ilişki göz önünde bulundurulduğunda satış işleminin gerçek bir satış işlemi gibi gösterilmesi amacı ile taraflar arasında banka aracılığı ile para akışının yapılmış olmasının da muhtemel olduğu, icra takip dosyasında sanık-borçlu ve diğer borçlular adına mal varlığı sorgusu yaptırıldığı, sanık …’e ait hiç bir mal varlığına rastlanılmadığı, dava dışı borçlulara ilişkin ise bazı araçlar tespit edilmiş olsa da araç modelleri eski olmakla beraber araçlar üzerinde rehin ve haciz kayıtları bulunduğu, ayrıca borçlulara ait adreslerde gerçekleştirilen fiili haciz işlemlerinde de borca yeter miktarda hacze kabil mal bulunamadığı, hal böyle iken sanık – borçlu adına kayıtlı hiç bir mal varlığı bulunmamakta iken borcun doğum tarihinden sonra

kendisine ait taşınmazı akrabası olan … … devretmesinin açık bir şekilde alacaklıyı zarara uğratma kastı ile hareket ettiğini gösterdiği ve kararın bozulması gerektiğine ilişkin temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.

3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, atılı suçun unsurlarının oluşmadığının saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, müşteki vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 09.09.2021 tarihli ve 2021/1272 Esas, 2021/4223 Karar sayılı kararında müşteki vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 1. İcra Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 16. Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

07.03.2023 tarihinde karar verildi.